🐡 Fetih Suresi 27 29 Meali
Ankaraen iyi ortaokullar Okullar Özel ve Devlet Okulları - En İyi Okullar29 âyettir. Sûre, adını 1, 18 ve âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. 29 ayetten oluşan Fetih Suresinde Mekke'nin fethi müjdelenir. 12/09/Sure Fetih Suresi Arapça, Türkçe, Meal Oku/Dinle Fetih suresi, Medine döneminde inmiştir.
24- O, gayb hakkında cimri de değildir. 25 - O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir. 26 - Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz? 27 - O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir, 28 - İçinizden doğru gitmek isteyenler için. 29 - Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. 1.yycavus 41321 Sayfa.
Haber Merkezi 27 Temmuz 2022, 09:29 Son Güncelleme: 27 Temmuz 2022, 09:35 AA. Fetih Suresi Arapça okunuşu ve Fetih Suresi Türkçe meali.
27- neml sÛresİ: 46 - ahkaf sÛresİ: 65 - talÂk sÛresİ: 84 - İnŞİkak sÛresİ: 103 - asr sÛresİ: 9 - tevbe sÛresİ: 28 - kasas sÛresİ: 47 - muhammed sÛresİ: 66 - tahrÎm sÛresİ: 85 - burÛc sÛresİ: 104 - hÜmeze sÛresİ: 10 - yÛnus sÛresİ: 29 - ankebÛt sÛresİ: 48 - fetİh sÛresİ: 67 - mÜlk sÛresİ: 86 - tÂrik
Fetih Suresi Meali, Fetih Suresinin Türkçe Anlamı. Medîne devrinde nâzil olmuştur, 29 âyettir. Rahmân, Rahîm olan Allah'ın ismiyle. 1-Şübhesiz ki biz sana, apaçık bir fetih açtık (ihsân ettik). 2-Tâ ki Allah, senin günâhından geçmiş ve gelecek olanı, senin için bağışlasın; üzerine olan ni‘metini tamamlasın ve
Medine döneminde inen ve 29 ayetten oluşan Fetih Suresi, ismini 1., 18., ve 27. ayetlerde geçen 'Fetih' kelimesinden almaktadır. Fetih Suresi'nde anlatılan şey temel olarak Hz. Muhammed'in hicretin altıncı yılına Mekkeli müşrikler ile yaptığı Hudeybiye Antlaşması, savaştan geri duran münafıklar, cihad ve Mekke'nin fetih
48 – FETİH SÛRESİ. Medine döneminde nâzil olmuştur. 29 âyettir. Adını, bu sûre-i şerifede bahsedilen ağırlıklı konulardan birinden almıştır. Bu konu, hicrî 6. yılı Zilkade ayında yapılan Hudeybiye anlaşmasıdır. Allah Teâla bu anlaşmayı, birinci âyette “Fethen mubina” (aşikâr zafer) olarak nitelendirmiştir
diyorlar 32:29 -. De ki: "İnkâr edenlere o fetih günü iman etmeleri fayda vermez ve onlara göz açtırılmaz." 48:1 -. Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik. 48:18 -. Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur.
FetihSuresi, Medine döneminde inmiştir. 29 ayet olan sureye adını 1, 18 ve 27. ayetlerde geçen "fetih" kelimesinden almıştır. Sure de başlıca, hicretin altıncı yılında Hz. Peygamber ile Mekkeli müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye Antlaşması, cihat, savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke'nin fethedileceği müjdesi
fZfrJq8.
مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا Muhammedun resûlullâhresûlullâhi, vellezîne meahû eşiddâu alâl kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûdsucûdi, zâlike meseluhum fît tevrâttevrâti, ve meseluhum fîl incîlincîli, ke zer’in ahrace şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuffârkuffâra, vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfiraten ve ecren azîmâazîmen. muhammedun Muhammed resûlu allâhi Allah'ın resûlü ve ellezîne ve o kimseler, onlar mea-hu onun yanında eşiddâu daha şiddetli, çok şiddetli alâ üzere, üzerinde, ... e kuffâri kâfirler, inkârcılar ruhamâu çok merhametli beyne-hum onların araları terâ-hum onları görürsün rukkean rükû halinde, rükû ederlerken succeden secde ederek yebtegûne arıyorlar fadlen bir fazl min den allâhi Allah ve ve rıdvânen rıza sîmâ-hum onların nişaneleri, alâmetleri fî vucûhi-him onların yüzlerinde yüzlerinde var olan, yüzlerindeki min den eseru eserler, izler sucûdi secdeler zâlike işte bu, bu meselu-hum onların misali, onların durumu fî et tevrâti Tevrat'ta ve ve meselu-hum onların misali, onların durumu fi el incîli İncil'de ke gibi zer'in ekin ahrece çıkardı şat'e-hu onun filizi, filizini fe o zaman, böylece âzere-hu onu kuvvetlendirdi fe o zaman, böylece istagleza galiz hale getirdi, kalınlaştırdı fe o zaman, böylece istevâ istiva etti, karar kıldı, hükmetti alâ üzere, üzerinde, ... e sûkı-hî kendi gövdesi yu'cibu hoşuna gider ez zurrâa ekinciler, çiftçiler li yagîza öfkelendirmek için bi him onunla el kuffârkuffâra kâfirler vaada allâhu Allah vaadetti ellezîne ki onlar âmenû îmân ettiler ve ve amilû es sâlihâti nefsi ıslah edici, tezkiye edici amel yaptılar min-hum onlardan magfireten mağfiret, günahların sevaba çevrilmesi, bağışlanma ve ve ecren ecir, karşılık, mükâfat azîmen büyük Abdulbaki Gölpınarlı Muhammed, Allah'ın peygamberidir ve onunla berâber bulunanlar, kâfirlere karşı çetindirler, kendi aralarında merhametli, onları görürsün ki rükû etmekteler, secdeye kapanmaktalar Allah'tan lütuf ve ihsân ve râzılık dileyerek; yüzlerinde, secde eserinin alâmetleri görünmededir ve onların bu vasıfları, Tevrat'ta da vardır ve onlara âit bu vasıflar, İncil'de de var; âdetâ ekilmiş bir tâneye benzer ki filiz vermiştir, derken filizi kuvvetlenmiştir, derken kalınlaşmıştır da dümdüz boy vermiştir, gövdelerine dayanıp yücelmiştir; ekincileri şaşırtır, sevindirir, kâfirleri, bununla kızdırıp yerindirmek için. Allah, inananlara ve iyi işlerde bulunanlara yarlıganma ve pek büyük bir mükâfat vaad etmiştir. Abdullah Parlıyan Muhammed Allah'ın elçisidir. O'nun yanında bulunan mü'minler, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin tümüne karşı, kararlı ve tavizsiz; ama birbirlerine karşı daima merhametlidirler. Onların namazda eğilerek ve yere kapanarak, Allah'ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün, yüzlerinde secde izi görünmektedir. Bu onların Tevrat'taki tasvirleridir, İncil'de de onların vasıfları şudur ”Bir ekin gibidirler ki filizini çıkardı, derken filizi kuvvetlenmiştir, derken kalınlaşmıştır, derken gövdesinin üzerinde dümdüz boy vermiştir, ekincileri hayrette bırakır ve sevindirir.” Peygamberin ashabı ve gerçek müslümanlar hakkındaki bu benzetme, kâfirleri öfkelendirmek içindir. Ama yine de onlar içinden, inanıp doğru ve yararlı işler yapanlara, Allah bağışlanma ve büyük bir mükafaat vaadetmiştir. Adem Uğur Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vâdetmiştir. Ahmed Hulusi MUHAMMED, Rasûlullâh'tır! O'nunla beraber bulunanlar, küffara gerçeği reddedenlere karşı sert, kendi aralarında çok merhametlidirler. . . Onları rükû eder varlıkta her an tedbir edenin Allâh Esmâ'sı olduğunu müşahedesinin haşyeti, tâzimi içinde, secde eder varlığın yalnızca Esmâ özelliklerinden ibaret olarak kendilerine özgü bağımsız vücutları olmadığının müşahedesiyle "yok"luklarını hisseder ve Allâh'tan fazl lütfu - Esmâ kuvvelerinin farkındalığı ve RIDVAN Hakikatinin farkındalığıyla bunun sonuçlarını kuvveden fiile çıkarma özelliği ister hâlde görürsün. . . Sîmalarına gelince, vechlerinde şuurlarında "yok"luklarının idrakı olan secde eseri vardır! Bu onların Tevrat'taki nefse dönük hükümler misal yollu anlatımlarıdır. . . İncil'deki teşbihî temsillerine gelince Bir ekin ki filizini yarıp çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış da gövdesi üzerine doğrulmuştur; ekincilerin hoşuna gider. . . Böyle yapar ki, onlarla Esmâ'sıyla açığa çıkardığı küffarı gerçeği reddedenleri öfkelendirsin! Allâh onlardan iman edip bunun gereğini uygulayanlara mağfiret ve çok büyük karşılığını yaşatmayı vadetmiştir. Ahmet Tekin Muhammed, Allah’ın ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlüdür. Onunla beraber bulunanlar, müslümanlar, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere karşı güçlü, kararlı ve tavizsiz, başları dik, aralarında engin merhamet sahibidirler. Onları, cemaat halinde rükûa varırlarken namazlarda, saygıyla Allah’ın emirlerine itaat ederek İslâmî faaliyetlerde, kamu hizmetlerinde, secdelerde görürsün. Allah’ın lütfunu ve O’nun rızasını, rızasına ulaşma mertebesini isterler. Yüzlerindeki secde izlerinden tanınırlar. Bu onların, yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat’taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da şöyledir Onlar, filizini yarıp çıkarmış, gittikçe kuvvetlenerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş çiftçilerin hoşuna giden ekine benzer. Allah böylece, onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah mü’minlerden, imanda kemale erip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlere, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlara, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlara, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlere koruma kalkanı, bağışlanma ve büyük bir mükâfat va’detmiştir. Ahmet Varol Muhammed Allah'ın elçisidir. Onunla birlikte olanlar da inkarcılara karşı şiddetli kendi aralarında merhametlidirler. Onların rüku ve secde ederek Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Yüzlerinde secde izlerinden meydana gelen belirtiler vardır. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur. İncil'deki vasıfları da şöyledir Filizini çıkaran, onu güçlendiren, kalınlaşan ve böylece gövdesinin üzerine duran ekin gibi ki ekincilerin hoşuna gider. Bu benzetme inkarcıları onlarla öfkelendirmek içindir. Allah onlardan iman edip salih ameller işleyenlere bağışlama ve büyük bir ecir vaadetmiştir. Ali Bulaç Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl lütuf ve ihsan ve hoşnutluk arayıp isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur. İncil'deki vasıfları ise Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup boy atmış ki bu, ekicilerin hoşuna gider. Bu örnek, Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va'd etmiştir. Ali Fikri Yavuz MUHAMMED Allah’ın peygamberidir. O’nun beraberinde bulunanlar ashab-ı kiram, kâfirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları, rükû ve secde eder halde namaz kılarken Allah’dan sevab ve rıza istediklerini görürsün. Secde eserinden çok namaz kılmaları yüzünden meydana gelen nişanları yüzlerindedir. İşte onların Tevrat’daki vasıfları budur. İncil’deki vasıfları da şu Onlar, filizini çıkarmış bir ekine benzerler. Derken o filizi kuvvetlendirmiş de kalınlaşmı, nihayet gövdeleri üzerinde doğrulub kalkmış; ekincilerin hoşuna gidiyor. İşte ashab-ı kiram da böyle olmuştur. Bidayette azlıktılar, sonra çoğalıb kuvvetlendiler ve güzel bir cemiyyet meydana getirdiler. Bu teşbih, kâfirleri ashabla öfkelendirmek içindir. O iman edip salih âmeller işliyenlere, ashaba, Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. Ali Ünal Muhammed, Allah’ın Rasûlü’dür. O’nun maıyyetinde bulunanlar kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rükûda, secdede, daima Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, onların Tevrat’taki sıfatlarıdır. İncil’de ise şöyle anlatılırlar Öyle bir ekin gibi ki, filizini çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da gövdesi üzerinde yükselmiştir. Kendisini ekenleri hayrete düşürürken, kâfirleri ise öfkeden yutkundurmaktadır. Allah, o Medine toplumu içinde iman edip, imanları istikametinde sağlam, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapanlara sürprizlerle dolu bir mağfiret ve çok büyük bir mükâfat va’detmiştir. Bayraktar Bayraklı Muhammed, Allah'ın peygamberidir. Onunla beraber olanlar kâfirlere karşı kararlı ve tavizsiz, kendi aralarında ise son derece merhametlidirler. Onları rukû ve secde ederken görürsün. Allah'ın lütfunu ve rızasını kazanmayı arzularlar. Onların nişanları, yüzlerindeki secde izidir. Bu onların Tevrat'taki özellikleridir. İncil'deki özellikleri de şudur Filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerinde dimdik duran bir ekine benzerler. Bu ekincilerin hoşuna gider. Allah bunlarla, kâfirleri öfkelendirecektir. Allah, inanıp yararlı işler yapanlara af ve büyük bir ödül vaad etmiştir. Bekir Sadak Muhammed Allah'in elcisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcilara karsi sert, birbirlerine merhametlidirler. Onlari rukua varirken, secde ederken, Allah'tan lutuf ve hosnudluk dilerken gorursun. Onlar, yuzlerindeki secde izi ile taninirlar. Iste bu, onlarin Tevrat'ta anlatilan vasiflaridir. incil'de de soyle vasiflandirilmislardi Filizini cikarmis, onu kuvvetlendirmis, kalinlasmis, govdesi uzerine dikilmis, ekincilerin hosuna giden ekin gibidirler. Allah boylece bunlari cogaltip kuvvetlendirmekle inkarcilari ofkelendirir. Allah, inanip yararli isler isleyenlere, bagislama ve buyuk ecir vadetmistir. * Celal Yıldırım Muhammed, Allah'ın Peygamberidir. O'nunla beraber bulunanlar, kâfirlere karşı çok çetin ve serttirler; kendi aralarında birbirlerine karşı merhametlidirler. Onları, rükû' edenler, secde edenler olarak görürsün; Allah'ın geniş lûtfunu, bol ihsanını arzu ederler. Alâmetleri, yüzlerindeki secdeden oluşan izdir. İşte bu onların Tevrat'taki misâlleridir. İncil'deki misâlleri ise, filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş derken kalınlaşmış da sapı üzerinde doğrulmuş, öyle ki ziraatçilerin hayranlığını çeken bir ekin gibidir. Bu da Allah'ın kâfirleri öfkelendirmesi içindir. Allah, imân edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara çok bağışlama ve büyük bir mükâfat va'detmiştir. Cemal Külünkoğlu Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin/şiddetli, birbirlerine karşı ise çok şefkatlidir. Onların, namazda rükû ve secde hâlinde, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat'ta ve İncil'de anlatılan özellikleridir. Onlar filizini yarıp çıkarmış, onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidir. Allah, inkârcıları öfkelendirmek için onları çoğaltır, sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip iyi işler yapanlara bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. Diyanet İşleri eski Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah'tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. İncil'de de şöyle vasıflandırılmışlardı Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir. Diyanet Vakfi Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vâdetmiştir. Edip Yüksel ALLAH’ın elçisi Muhammed ve beraberinde bulunanlar inkârcılara karşı sert ve kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, eğilip secde ederek ALLAH’tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görürsün. Yüzlerinde secdelerin izleri vardır. Bu, onların Tevrat’taki nitelikleridir. İncil’deki nitelikleri ise, filizini çıkarıp güçlendirmiş ve kalınlaşıp gövdesi üzerine dikilerek ekincileri sevindiren bitki gibidir. O, onlarla inkârcıları öfkelendirir. ALLAH, onlardan gerçeği onaylayıp erdemli davrananlara bağışlanma ve büyük bir ödül söz vermiştir. Elmalılı Hamdi Yazır Muhammed Resulullahdır, onun maıyyetindekiler ise küffara karşı çok çetin, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları görürsün cemâatle rükû', sücud ederek, Allahdan fadl-u rıdvan isterler. Sîmaları secde eserinden yüzlerindedir. Bu onların Tevrattaki meselleri. İncîldeki meselleri de bir ekin gibidir ki filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, derken sapları üzerinde bir düze istikamet almış, zürrâın hoşuna gidiyor. Onlarla kâfirlere gayz vermek için, onlardan iyman edib de salih salih ameller yapanlara Allah hem bir mağfiret va'd buyurdu hem de bir ecr-i azîm. Erhan Aktaş Muhammed, Allah’ın Resul’üdür. Onunla beraber olanlar, gerçeği yalanlayan nankörlere karşı sert, birbirlerine çok merhametlidirler. Onları; rükû ederken1, secde ederken2 ve Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk isterlerken görürsün. Onların belirtileri, yüzlerindeki secde İşte bunlar, onların Tevrat’taki özellikleridir. İncil’deki örnekleri de, filizini yarıp çıkaran, sonra onu güçlendirerek kalınlaşıp, gövdesi üzerinde yükselen ekin gibidir. Bu, ekincilerin hoşuna gider. Allah, gerçeği yalanlayan nankörlere, onlarla üzüntü vermektedir. Allah, inanıp salihatı4 yapan kimselere bağışlanma ve büyük bir ödül sözü vermiştir. 1- Allah’a bağlılığı ortaya koymak, buyruklarına içtenlikle teslim olmak. 2- Saygı gösterip, değerini takdir etme. 3- Hayatlarının her alanında, tam bir teslimiyet içinde Allah’a bağlılık göstermeleridir. 4- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek Gültekin Onan Muhammed Tanrı'nın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Tanrı'dan bir fazl lütuf ve ihsan ve hoşnutluk arayıp isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'daki vasıfları budur. İncil'deki vasıfları ise Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup boy atmış ki bu ekicilerin hoşuna gider. Bu örnek, Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Tanrı, içlerinden inanıp salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir vaad etmiştir. Hakkı Yılmaz Muhammed, Allah'ın elçisidir./Allah’ın elçisi Muhammed ve onunla beraber olan kimseler de, Allah'ın, kendileriyle düşmanları öfkelendirmesi için kâfirlere; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimselere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Sen onları, Allah'ın fazlından ve bir hoşnutluk isteyerek Allah'ın birliğini öğretenler, boyun eğip teslimiyet gösterenler olarak görürsün. Onların Allah'a teslimiyetlerinden nişanları, tüm varlıklarında/ her taraflarında belli olur. Bu, onların Tevrât'taki örnekleridir. Onların İncîl'deki örnekleri de, filizini yarıp çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, sonra da gövdesi üzerine dikilmiş bir ekin gibidir. Bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah, onlardan iman eden ve düzeltmeye yönelik işler yapan kimselere bağışlama ve büyük bir ödül söz vermiştir. Harun Yıldırım Muhammed, Allah’ın Rasulü’dür. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı sert ve katı, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk arayıpisterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat’taki vasıfları budur; İncil’deki vasıfları ise Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulupboy atmış, ekicilerin hoşuna gider. Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir mağfiret ve büyük bir ecir va’detmiştir. Hasan Basri Çantay Muhammed Allahın resulüdür. Onun maiyyetinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin ve metîn, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükû' ediciler, secde ediciler olarak görürsün. Onlar Allahdan dâima fazl -u kerem ve rızaa isterler. Secde izinden meydana gelen nişanları yüzlerindedir. İşte onların Tevrâtdaki vasıfları budur. İndideki vasıfları da şöyledir Onlar filizini yarıb çıkarmış, gitgide onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, sakları üzerine doğrulub kalkmış bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Ashab hakkındaki bu teşbîh onunla kâfirleri öfkelendirmek için dir. İçlerinden îman edib de iyi iyi amel ve hareket de bulunanlara Allah hem mağfiret, hem büyük mükâfat va'd etmişdir. Hayrat Neşriyat Muhammed Allah’ın Resûlüdür. Ve onun berâberinde bulunanlar; kâfirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında gāyet merhametlidirler; onları çokça rükû' eden kimseler ve çokça secde eden kimseler olarak görürsün; onlarAllah’dan bir lütuf ve bir rıdvân sâdece O’nunrızâsını eserinden olan alâmetleri, yüzlerindedir. Bu, onların Tevrât’taki vasıflarıdır. İncîl’deki vasıfları ise, bir ekin gibidir ki filizini çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, sonra kalınlaşmış da gövdesi üzerine dikilmiştir; bu hâl ekincilerin hoşuna gider; onlar hakkındaki bu benzetme kâfirleri onlarla öfkelendirmek içindir. Allah, onlardan îmân edip sâlih ameller iş leyen lere bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfât va'd etmiştir. İbni Kesir Muhammed; Allah'ın Rasulüdür. Beraberinde bulunanlar da; kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rüku' edenler, secde edenler olarak görürsün. Allah'tan lutuf ve rıza isterler. Onlar; yüzlerindeki izinden tanınırlar. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur. İncil'de de şöyle vasıflandırılmışlardı Onlat filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah; böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle, kafirleri öfkelendirir. Allah; iman edip salih amel işleyenlere hem mağfiret, hem de büyük bir mükafat vaadetmiştir. İskender Evrenosoğlu Allah'ın Resûl'ü Hz. Muhammed ve O'nunla beraber olanlar, kâfirlere karşı çok şiddetli; kendi aralarında çok merhametlidirler. Onları rükû ederken, secde ederken ve Allah'dan fazl ve rıza isterken görürsün. Onların alâmetleri yüzlerindeki secde izleridir. İşte bunlar, onların Tevrat'taki ve İncil'deki vasıflarıdır. Filizini çıkaran sonra onu kuvvetlendiren, böylece kalınlaşan, sonunda gövdesi üzerinde yükselen, çiftçilerin hoşuna giden ekin gibidir. Onlarla kâfirleri öfkelendirmek içindir. Ve Allah, onlardan âmenû olanlara Allah'a ulaşmayı dileyenlere ve salih amel nefs tezkiyesi yapanlara mağfiret ve büyük ecir vaadetti. Kadri Çelik Muhammed, Allah'ın resulüdür ve onunla birlikte olanlar da kâfirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rükû edenler, secde edenler olarak görürsün. Onlar, Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk dilerler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. İşte bu onların Tevrat'taki ve İncil'deki örnekleridir. Onlar; filizini yarıp çıkarmış, derken onu filizini kuvvetlendirmiş, sonra semizleyip kalınlaşmış ve ekincilerin hoşuna gidecek şekilde sapları üzerine dikilmiş bir ekine benzerler Bu örnek, Onunla kâfirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir vaat etmiştir. Mehmet Ali Eroğlu Elçisidir Muhammed, Allah'ın. Onun beraberindeki müminler şiddetlidirler Tekfir edenlere karşı, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rüku edenler, İbadet edenler, secde edenler olarak görürsün. Onlar Allah'dan bir ihsan isterler Hoşnutluk arayıp isterler. Belirtileri secde izinden dolayı yüzlerindedir. Filizini çıkaran ekin misalidir sanki, derken onu kuvvetlendirmiş sonra kalınlaşmıştır. En sonunda sapları üzerine doğrulup boy atmış, ekenlerin hoşuna gider. Tevrat'taki ve İncil'deki vasıfları bunlardır. Bu kafirleri öfkelendirmek içindir İçlerinde iman edip sahil amellerde bulunanlara, Allah bir mağfiret vaat etmiştir. Hakkıyla iman edip, salih amel işleyenlere mağfiret ve büyük mükafat vaat etmiştir. Mehmet Okuyan Muhammed, Allah’ın Elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidir. Allah’tan lütuf ve rıza isteyerek onları rükû halinde, secde halinde görürsün. Onların nişanları, yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki örneğidir. İncil’deki örneği ise şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış, onu güçlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekin gibidir. Bu, çiftçilerin hoşuna gider. Allah böylece onlar güçlenen müminler sebebiyle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan iman edip iyi işler yapanlara bağışlanma ve büyük ödül vadetmiştir. Muhammed Celal Şems Muhammed, Allah’ın peygamberidir. Onunla birlikte olanlar, kâfirlere karşı çok sert, kendi aralarında ise merhametlidirler. Sen onları rükû ederlerken ve secde ederlerken göreceksin. Onlar daima Allah’ın lütfunu ve hoşnutluğunu ararlar. Onların alâmetleri, yüzlerindeki secde izidir. Onların bu durumu Tevrat'ta anlatılmıştır. İncil’de de durumları, filiz veren, sonra da onu güçlü kılan bir ekin gibi beyan edilmiştir. Ardından o daha da sağlamlaşır ve böylece kökü üzerinde dimdik durur. Çiftçilerin de hoşuna gitmeye başlar. Bunun sonucu kâfirler onları görüp öfkelenirler. Allah, inanıp imanlarına göre yerli yerinde iyi amelde bulunanlara, mağfiret ve büyük mükâfat vermeyi vaat etmiştir. Muhammed Esed Muhammed Allah'ın Elçisi'dir ve sadakatle o'nun yanında olanlar, bütün hakikat inkarcılarına karşı kararlı ve tavizsiz, ama birbirlerine karşı merhamet doludurlar. Onların namazda eğilerek ve yere kapanarak Allah'ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Onların işaretleri, yüzlerindeki secde izleridir. Şu, onların hem Tevrat'taki ve hem de İncil'deki temsilleridir Onlar filiz veren bir tohum gibidirler, sonra Allah o filizi güçlendirir ki sağlam şekilde büyüsün ve sonunda kökü üzerinde dimdik dursun ve üreticileri sevindirsin... Allah böylece müminleri sağlam ve dayanıklı/dirençli kılar ki onlar aracılığıyla hakikat inkarcılarını şaşırtsın. Ama onlardan inanıp doğru ve yararlı işler yapanlara Allah mağfiret ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. Mustafa Çevik Muhammed Allah’ın elçisidir. Allah adına onun yaptığı davete iman edip, sımsıkı sarılan mü’minler de, müşrik ve kâfirlere karşı tavizsiz, başları dik, kararlı ve güçlüdürler. Bu mü’minler kendi aralarında ise birbirlerine karşı çok şefkatli, merhametli ve alçak gönüllüdürler. Onları her zaman yalnız Allah’ın emirleri karşısında eğilip itaat ederken, namazlarını kılarken görürsün. Onların tek amaçları yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamak uğrunda çaba sarf ederek, O’nun rızasını kazanmaktır. Onları yüzlerindeki yalnız Allah’a secde etmenin verdiği huzur, mutluluk, şeref ve güçlü duruşlarından tanırsın. O mü’minlerin Tevrat ve İncil’deki tanımları şöyledir Onlar filiz çıkaran bir tohuma benzerler. Allah o filizi çıkarıp güçlendirir, o filiz de üreticisinin hoşuna gidecek şekilde kökü üzerinde dimdik durur. Allah mü’minleri işte böyle güçlü, sağlam, onurlu ve güzel kılar. Allah mü’minlere düşmanlık edenleri de öfke, kin ve hasetlerine mahkûm eder. Allah, davetine yönelip sorumluluklarını yerine getirecek olanlara merhamet ve şefkatiyle muamele edecek ve onları bağışlayacaktır. Mustafa İslamoğlu Muhammed Allah'ın Elçisi'dir ve onun safında olanlar, hakkı inkar edenlere karşı kararlı ve ödünsüz, birbirlerine karşı ise çok merhametlidirler. Onları hep rüku ve secde halinde Allah'ın kerem ve rızasını ararken görürsün; onların nişanları yüzlerindeki secde izleridir. Bu onların Tevrat'taki temsilidir. Bir de onların İncil'teki temsili var Onlar filiz vermiş tohum gibidir; derken Allah o filizi güçlendirir ve kalınlaştırır ki kökü üzerine dimdik dursun da üreticiyi sevindirsin. Böylece O, hakkı inkar edenleri de kinlerine mahkum etmiş olur. Ne ki Allah onlardan iman eden ve ıslah edici eylemler ortaya koyanlara sınırsız bir bağış ve büyük bir ödül vaad etmiştir. Ömer Nasuhi Bilmen Muhammed, aleyhisselâm Allah'ın peygamberidir. O'nunla beraber bulunanlar, kâfirlere karşı pek şiddetlidirler, kendi aralarında ise pek merhametlidirler. Onları rükû ediciler, secde ediciler olarak görürsün. Allah Teâlâ'dan inâyet ve rıdvân dilerler, yüzlerindeki nişaneleri, secdelerinin eserindendir. Bu na't Onların Tevrattaki vasıflarıdır ve onların İncil'deki meselleri vasıfları ise bir ekin gibidir ki, filizini çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, sonra da kalınlaşmış, sonra da sakları üzerine yükselmiş istikamet almış ekincilerin hoşlarına gidiyor, onlar ile kâfirleri öfkelendirmek için. Allah Teâlâ, onlardan imân edip sâlih sâlih amellerde bulunmuşlar için bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfaat vaad buyurmuştur. Ömer Öngüt Muhammed Allah'ın Peygamber'idir. Onunla beraber bulunanlar da kâfirlere karşı çok çetin ve sert, birbirlerine karşı çok merhametlidirler. Onları rükuya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve hoşnutluk isterler. Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. İncil'de de şöyle vasıflandırılmışlardır Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış ve gövdesinin üzerine dikilmiş bir ekine benzerler. Ki bu, ekicilerin hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah iman edip sâlih ameller işleyenlere, hem mağfiret hem de büyük bir mükâfat vâdetmiştir. Şaban Piriş Muhammed, Allah’ın elçisidir. Onunla beraber olanlar, kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onların rükû ve secde ederek Allah’ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Onların işareti yüzlerindeki secde izleridir. İşte bu onların Tevrat’taki örneğidir. İncildeki örneği ise Filizini vermiş bir ekin gibidir. Onu kuvvetlendirmiş, o da çiftçilerin hoşuna gidecek şekilde kalınlaşmış ve gövdesi üzerinde dikilmişti. Onunla kafirleri öfkelendirmek için Allah, onlardan iman eden ve doğruları yapanlara mağfiret ve büyük bir ödül vaat etmiştir. Sadık Türkmen MUHAMMED ALLAH’IN RASÛLÜ’dür. Onunla beraber olanlar inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onları hep rükû ve secde halinde boyunlarını bükmüş olarak Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan belirtileri/nurları yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, tarımcıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için, onların sağlam ve dirençli olmalarını dik durmalarını ister. Allah içlerinden faydalı bir işi en iyi şekilde yapanlara, bir bağışlama ve büyük bir ödül vadetmiştir. Seyyid Kutub Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kafirlere karşı şiddetli kendi aralarında merhametlidirler. Onların, rüku ve secde ederek Allah'ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Onların, Tevrat'taki vasıfları ve İncil'deki vasıfları da şöyledir Filizini çıkarmış onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler yapanlara mağfiret ve büyük mükafat va'detmiştir. Suat Yıldırım Muhammed Allah’ın resulüdür. Onun beraberindeki müminler de kâfirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rükû ederken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve rıza ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, Tevrat’taki sıfatları olup İncîl’deki meselleri ise şöyledir Öyle bir ekin ki filizini çıkarmış, sonra da onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da artık gövdesi üzerinde doğrulmuş. Öyle ki ekicilerin hoşuna gider, kâfirleri de öfkelendirir. İşte böylece Allah, onlar gibi iman edip makbul ve güzel işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Süleyman Ateş Muhammed Allâh'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kâfirlere karşı katı, birbirlerine karşı merhametlidirler. Onların, rükû' ve secde ederek Allâh'ın lutuf ve rızâsını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır. Onların Tevrât'taki vasıfları ve İncildeki vasıfları da şöyle bir ekin gibidir ki, filizini çıkardı, onu güçlendirdi, kalınlaştı, derken gövdesinin üstüne dikildi, ekincilerin hoşuna gider, onlara karşı kâfirleri de öfkelendirir bir duruma geldi. Allâh onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfât va'detmiştir. Süleymaniye Vakfı Muhammed Allah’ın elçisidir. Onunla birlik olanların, kendini doğrulara kapatanlara karşı sarsılmaz duruşları vardır. Birbirlerine karşı ise merhametlidirler. Allah’ın rızasını ve ikramını kazanmak için rüku ve secde ettiklerini görürsün. Onları tanıtan, secdenin yüzlerinde bıraktığı etkidir. Tevrat’ta da böyle anılırlar. İncil’de ise filiz vermiş ekine benzetilirler. Güçlenmiş, kalınlaşmış, sapı üzerinde dik durmuş, çiftçileri pek hayran bırakan ekin gibidir. Bunlar, kendini doğrulara kapatanları kıskandırmak içindir. Allah, onlardan inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara bağışlama ve büyük bir ödül vadetmiştir. Tefhim-ul Kuran Muhammed, Allah'ın Rasulü'dür. Ve onunla birlikte olanlar da kâfirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rükû edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl lütuf ve ihsan ve hoşnutluk arayıp isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur; İncil'deki vasıfları ise Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken semizleyip kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup boy atmış ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Bu örnek, Onunla kâfirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va'detmiştir. Ümit Şimşek Muhammed Allah'ın Resulüdür. Beraberindekiler ise kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûda, secdede, hep Allah'ın lütuf ve hoşnutluğunu ararken görürsün. Yüzlerinde de secde izi vardır. Bu onların Tevrat'taki tasvirleridir. İncil'deki tasvirlerine gelince Onlar filiz vermiş, git gide güçlenmiş, kalınlaşmış, nihayet gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzer ki, ekincilerin pek hoşuna gider. Onlarla Allah kâfirleri böylece öfkelendirir. Onlardan iman eden ve güzel işler yapanlar için, Allah bağışlanma ve büyük bir ödül vaad etmiştir. Yaşar Nuri Öztürk Muhammed, Allah'ın resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çok çetin, kendi aralarında çok merhametlidirler. Sen onları rükû eder, secdeye kapanır halde görürsün. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ister dururlar. Görünüşlerine gelince, yüzlerinde secde eseri/izi vardır. Bu onların Tevrat'taki nitelikleri. İncil'deki nitelikleri de şöyle Tıpkı bir ekin ki filizini çıkarmış, o filizi kuvvetlendirmiş. Filiz kalınlaştı, gövdesi üzerine dikildi. Ziraatçıları da imrendirir/hayran bırakır bu ekin. Allah böyle yapar ki, onlar sayesinde, inkâr edenleri öfkelendirsin. Allah onlardan iman edip hayra ve barışa yönelik işlen yapanlara bir bağışlanma ve büyük bir ödül vaat etmiştir. En üste taşıEn alta taşıBu yazarın mealini okumaya devam et Bir sureye/ayete tıkladığınızda mealler ilk başta yazar ismine göre alfabetik olarak sıralanır. Yazar isminin solundaki kutucuğu yukarı/aşağı taşıyarak sıralamayı istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Tarayıcınızın çerezlerini silmediğiniz sürece tercihiniz daha sonraki ziyaretlerinizde hatırlanacaktır. Ayrıca bir yazarın ismine sağ tıklayarak bu yazarın mealinin en üstte veya en altta görünmesini de sağlayabilirsiniz.
48/FETİH-1 İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâmubînen1. Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. 48/FETİH-2 Li yagfire lekallâhu mâ tekaddeme min zenbike ve mâ teahhare ve yutimme ni’metehu aleyke ve yehdiyeke sırâtan mustekîmâmustekîmen2,3. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin. 48/FETİH-3 Ve yansurekallâhu nasran azîzâazîzen2,3. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin. 48/FETİH-4 Huvellezî enzeles sekînete fî kulûbil mu’minîne li yezdâdû îmânen mea îmânihim, ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ardardı, ve kânallâhu alîmen hakîmâhakîmen4. O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 48/FETİH-5 Li yudhilel mu’minîne vel mu’minâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ve yukeffire anhum seyyiâtihim, ve kâne zâlike indallâhi fevzen azîmâazîmen5. Bütün bunlar Allah’ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır. 48/FETİH-6 Ve yuazzibel munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâtiz zânnîne billâhi zannes sev’i aleyhim dâiretus sev’i, ve gadiballâhu aleyhim ve leanehum ve eadde lehum cehennemcehenneme, ve sâet masîrâmasîren6. Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir! 48/FETİH-7 Ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ardardı, ve kânallâhu azîzen hakîmâhakîmen7. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 48/FETİH-8 İnnâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiren ve nezîrânezîren8. Ey Muhammed! Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 48/FETİH-9 Li tu’minû billâhi ve resûlihî ve tuazzirûhu ve tuvakkırûhtuvakkırûhu, ve tusebbihûhu bukreten ve asîlâasîlen9. Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye Peygamber’i gönderdik. 48/FETİH-10 İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâhyubâyiûnallâhe, yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihnefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâazîmen10. Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir. 48/FETİH-11 Se yekûlu lekel muhallefûne minel a’râbi şegaletnâ emvâlunâ ve ehlûnâ festagfir lenâ, yekûlûne bi elsinetihim mâ leyse fî kulûbihim, kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darren ev erâde bikum nef’ânef’en, bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâhabîren11. Bedevîlerin savaştan geri bırakılanları sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” 48/FETİH-12 Bel zanentum en len yenkaliber resûlu vel mû’minûne ilâ ehlîhim ebeden ve zuyyine zâlike fî kulûbikum ve zanentum zannes sev’i ve kuntum kavmen bûrâbûren 12. Ey münafıklar! Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz. 48/FETİH-13 Ve men lem yû’min billâhi ve resûlihî fe innâ a’tednâ lil kâfirîne saîrâsaîren13. Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkârcılar için alevli bir ateş hazırladık. 48/FETİH-14 Ve lillâhi mulkus semâvâti vel ardardı, yagfiru li men yeşâu ve yuazzibu men yeşâu, ve kânallahu gafûren rahîmârahîmen14. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 48/FETİH-15 Se yekûlul muhallefûne izentalaktum ilâ megânime li te’huzûhâ zerûnâ nettebi’kum, yurîdûne en yubeddilû kelâmallâhkelâmallâhi, kul len tettebiûnâ kezâlikum kâlallâhu min kablkablu, fe se yekûlûne bel tahsudûnenâ, bel kânû lâ yefkahûne illâ kalîlâkalîlen15. Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar. 48/FETİH-16 Kul lil muhallefîne minel a’râbi setud’avne ilâ kavmin ulî be’sin şedîdin tukâtilûnehum ev yuslimûnyuslimûne, fe in tutîû yû’tikumullâhu ecren hasenâhasenen, ve in tetevellev kemâ tevelleytum min kablu yuazzibkum azâben elîmâelîmen16. Bedevîlerin savaştan geri bırakılanlarına de ki “Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır.” 48/FETİH-17 Leyse alel a’mâ haracun ve lâ alel a’reci haracun ve lâ alel marîdı haracharacun, ve men yutııllahe ve resûlehu yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihel enhârenhâru, ve men yetevelle yuazzibhu azâben elîmâelîmen17. Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır. 48/FETİH-18 Lekad radiyallâhu anil mu’minîne iz yubâyiûneke tahteş şecereti fe alime mâ fî kulûbihim fe enzeles sekînete aleyhim ve esâbehum fethan karîbâkarîben18,19. Şüphesiz Allah, ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 48/FETİH-19 Ve megânime kesîreten ye’huzûnehâ, ve kânallâhu azîzen hakîmâhakîmen18,19. Şüphesiz Allah, ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 48/FETİH-20 Vaadekumullâhu megânime kesîreten te’huzûnehâ fe accele lekum hâzihî ve keffe eydiyen nâsi ankum, ve li tekûne âyeten lil mu’minîne ve yehdiyekum sırâtan mustekîmâmustekîmen 20. Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Allah, böyle yaptı ki, bunlar mü’minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin 48/FETİH-21 Ve uhrâ lem takdirû aleyhâ kad ehâtallâhu bihâ, ve kânallâhu alâ kulli şey’in kadîrâkadîren21. Henüz elde edemediğiniz, fakat Allah’ın, ilmiyle kuşattığı başka kazançlar da vardır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. 48/FETİH-22 Ve lev kâtelekumullezîne keferû le vellevûl edbâre summe lâ yecidûne velîyyen ve lâ nasîrânasîren22. İnkâr edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. 48/FETİH-23 Sunnetellâhilletî kad halet min kablkablu, ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâtebdîlen23. Allah’ın öteden beri işleyip duran kanunu budur. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. 48/FETİH-24 Ve huvellezî keffe eydiyehum ankum ve eydiyekum anhum bi batni mekkete min ba’di en azferekum aleyhim ve kânallâhu bi mâ ta’melûne basîrâbasîran24. O, Mekke’nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. 48/FETİH-25 Humullezîne keferû ve saddûkum anil mescidil harâmi vel hedye ma’kûfen en yebluga mahıllehu, ve lev lâ ricâlun mu’minûne ve nisâun mû’minâtun lem ta’lemûhum en tetaûhum fe tusîbekum minhum maarratun bi gayri ilmilmin, li yudhılallâhu fî rahmetihî men yeşâu, lev tezeyyelû le azzebnellezîne keferû minhum azâben elîmâelîmen25. Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve ibadet amacıyla bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi. Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. 48/FETİH-26 İz cealellezîne keferû fî kulûbihimul hamiyyete hamiyyetel câhiliyyeti fe enzelallâhu sekînetehu alâ resûlihî ve alel mû’minîne ve elzemehum kelimetet takvâ ve kânû e hakka bihâ ve ehlehâ ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâalîmen26. Hani inkâr edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva Allah’a karşı gelmekten sakınma sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir. 48/FETİH-27 Lekad sadakallâhu resûlehur ru’yâ bil hakkhakkı, le tedhulunnel mescidel harâme inşâallâhu âminîne muhallikîne ruûsekum ve mukassırîne lâ tehâfûntehâfûne, fe alime mâ lem ta’lemû fe ceale min dûni zâlike fethan karîbâkarîben27. Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. 48/FETİH-28 Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullihkullihî, ve kefâ billâhi şehîdâşehîden28. O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. Allah o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için böyle yaptı. Şahit olarak Allah yeter. 48/FETİH-29 Muhammedun resûlullâhresûlullâhi, vellezîne meahû eşiddâu alel kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûdsucûdi, zâlike meseluhum fît tevrâttevrâti, ve meseluhum fîl incîlincîli, ke zer’in ahrece şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuffârkuffâra, vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfireten ve ecren azîmâazîmen 29. Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Muhammedun rasûluAllâhic velleżîne me’ahu eşiddâu alâ-lkuffâri ruhamâu beynehums terâhum rukke’an succeden yebteġûne fadlen minaAllâhi ve ridvânâens sîmâhum fî vucûhihim min eśeri-ssucûdic żâlike meśeluhum fî-ttevrâtic ve meśeluhum fî-l-incîli kezer’in aḣrace şat-ehu feâzerahu festaġleza festevâ alâ sûkihi yu’cibu-zzurrâ’a liyaġîza bihimu-lkuffârak va’adaAllâhu-lleżîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti minhum maġfiraten ve ecran azîmânMuhammed, Allah'ın peygamberidir ve onunla beraber bulunanlar, kafirlere karşı çetindirler, kendi aralarında merhametli, onları görürsün ki rüku etmekteler, secdeye kapanmaktalar Allah'tan lütuf ve ihsan ve razılık dileyerek; yüzlerinde, secde eserinin alametleri görünmededir ve onların bu vasıfları, Tevrat'ta da vardır ve onlara ait bu vasıflar, İncil'de de var; adeta ekilmiş bir taneye benzer ki filiz vermiştir, derken filizi kuvvetlenmiştir, derken kalınlaşmıştır da dümdüz boy vermiştir, gövdelerine dayanıp yücelmiştir; ekincileri şaşırtır, sevindirir, kafirleri, bununla kızdırıp yerindirmek için. Allah, inananlara ve iyi işlerde bulunanlara yarlıganma ve pek büyük bir mükafat vaad Atıyk'te de birçok yerde buna benzer örnekler olduğu gibi Matyus İncili'nin 13. babında da vardır 3-22.Elbette ve kesinlikle Hz. Muhammed SAV Allah’ın Resulüdür; beraberinde bulunanlar ve kıyamete kadar Onun yanında ve yolunda olanlar da; inkârcı zalimlere karşı şiddetli cesaretli, mert ve metin, kendi aralarında ise gayet müsamahalı ve merhametlidirler. Onları rükû ve secde ederek her hizmet ve ibadetlerinde sadece Allah’ın fazlını ve rızasını ararken görürsün. Onların nişanları, nurlu yüzlerindeki secde izleridir. Bu onların Tevrat’taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları ise şöyledir Sanki bir ekin tohum kabuğunu yarıp filizlerini çıkarmış, gittikçe onu bitki fidesini ve gövdesini kuvvetlendirerek kalınlaşmış, derken sapları üzerine doğrulup boy atmıştır. Ki bu durum emek çeken ziraatçıların da hoşuna gider. Allah’ın mü’minleri ve İslami hareketleri böyle tedricen geliştirip güçlendirmesi bunlarla kâfirleri öfkelendirmek ve zalimleri kahretmek içindir. Ama onlardan, sonunda inadından ve inkârından dönüp İman eden ve salih ameller işleyenlere Allah yine de mağfiret ve büyük mükâfat va’ad Allah'ın elçisidir. O'nun yanında bulunan mü'minler, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin tümüne karşı, kararlı ve tavizsiz; ama birbirlerine karşı daima merhametlidirler. Onların namazda eğilerek ve yere kapanarak, Allah'ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün, yüzlerinde secde izi görünmektedir. Bu onların Tevrat'taki tasvirleridir, İncil'de de onların vasıfları şudur ”Bir ekin gibidirler ki filizini çıkardı, derken filizi kuvvetlenmiştir, derken kalınlaşmıştır, derken gövdesinin üzerinde dümdüz boy vermiştir, ekincileri hayrette bırakır ve sevindirir.” Peygamberin ashabı ve gerçek müslümanlar hakkındaki bu benzetme, kâfirleri öfkelendirmek içindir. Ama yine de onlar içinden, inanıp doğru ve yararlı işler yapanlara, Allah bağışlanma ve büyük bir mükafaat Allah'ın ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlüdür. Onunla beraber bulunanlar, müslümanlar, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere karşı güçlü, kararlı ve tavizsiz, başları dik, aralarında engin merhamet sahibidirler. Onları, Hakka ve tevhide yönelenler, cemaatle namaz kılanlar, saygıyla Allah'ın emirlerine itaat ederek İslâmî faaliyetlere, kamu hizmetlerine katılanlar, secde edenler olarak görürsün. Allah'ın lütfunu ve O'nun rızasını, rızasına ulaşma mertebesini isterler. Yüzlerindeki secde izlerinden tanınırlar. Bu onların, yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir Onlar, filizini yarıp çıkarmış, gittikçe kuvvetlenerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş çiftçilerin hoşuna giden ekine benzer. Allah böylece, onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah mü'minlerden, imanda kemale erip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlere, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlara, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlara, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlere koruma kalkanı, bağışlanma ve büyük bir mükâfat va'detmiştirbk. Kur’ân-ı Kerim, 5/ Allah'ın elçisidir. Onunla birlikte olanlar da inkarcılara karşı şiddetli kendi aralarında merhametlidirler. Onların rüku ve secde ederek Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Yüzlerinde secde izlerinden meydana gelen belirtiler vardır. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur. İncil'deki vasıfları da şöyledir Filizini çıkaran, onu güçlendiren, kalınlaşan ve böylece gövdesinin üzerine duran ekin gibi ki ekincilerin hoşuna gider. Bu benzetme inkarcıları onlarla öfkelendirmek içindir. Allah onlardan iman edip salih ameller işleyenlere bağışlama ve büyük bir ecir Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl lütuf ve ihsan ve hoşnutluk arayıp-isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur İncil'deki vasıfları ise Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış ki bu, ekicilerin hoşuna gider. Bu örnek, Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va' Allah'ın peygamberidir. O'nun beraberinde bulunanlar ashab-ı kiram, kâfirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları, rükû ve secde eder halde namaz kılarken Allah'dan sevab ve rıza istediklerini görürsün. Secde eserinden çok namaz kılmaları yüzünden meydana gelen nişanları yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'daki vasıfları budur. İncil'deki vasıfları da şu Onlar, filizini çıkarmış bir ekine benzerler. Derken o filizi kuvvetlendirmiş de kalınlaşmı, nihayet gövdeleri üzerinde doğrulub kalkmış; ekincilerin hoşuna gidiyor. İşte ashab-ı kiram da böyle olmuştur. Bidayette azlıktılar, sonra çoğalıb kuvvetlendiler ve güzel bir cemiyyet meydana getirdiler. Bu teşbih, kâfirleri ashabla öfkelendirmek içindir. O iman edip salih âmeller işliyenlere, ashaba, Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad Allah’ın elçisidir. Onunla beraber olanlar; kâfirlere karşı şedittirler, aralarında birbirine şefkatlidirler. Onları sürekli rükûda, secdede, Allah’tan fazl ve rıza isteyenler olarak görürsün. Alametleri, yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrattaki tarifleridir. İncildeki tanımları ise “Dal budak salan, güçlenip kalınlaşan gövdesi üstüne dimdik duran, ekincileri hayrette bırakan, böylece kâfirlerin kinlerini boğazlarında tıkatan, zaman tarlasında kudret eliyle ekilen, iman ve İslam nuru ile sulanan sağlam, kuvvetli bir ekinnesildirler. Onlardan iman edip salih amel işleyenlere, Allah mağfiret ve büyük bir ecir vaadetmiştir.* Metindeki “İstewa ala sukıh” deyimi, çarşı ve pazar piyasasına hâkim olan, manasına da gelir. Veya o manayı da Allah'ın peygamberidir. Onunla beraber olanlar kâfirlere karşı kararlı ve tavizsiz, kendi aralarında ise son derece merhametlidirler. Onları rukû ve secde ederken görürsün. Allah'ın lütfunu ve rızasını kazanmayı arzularlar. Onların nişanları, yüzlerindeki secde izidir. Bu onların Tevrat'taki özellikleridir. İncil'deki özellikleri de şudur Filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerinde dimdik duran bir ekine benzerler. Bu ekincilerin hoşuna gider. Allah bunlarla, kâfirleri öfkelendirecektir. Allah, inanıp yararlı işler yapanlara af ve büyük bir ödül vaad etmiştir.[568][568] Müminlerin özellikleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk... Devamı..Muhammed, Allahın peygamberidir, yanında bulunanlar kâfirlere serttirler; kendi aralarında esirgeyici, onları görürsün ki rükû ederler, secde ederler, Allahın erdeminden hoşnutluğun isterler, yüzlerinde belgeleri, secdenin izleridir; işte bunların Tevrattaki, İncildeki örnekleri, —filiz veren, gürbüzleşen, kalınlaşan, gövdesi üzerinde doğrulan, ekenleri hoşlandıran— bir ekin gibi, kâfirleri bununla öfkelendirir, içlerinden inanarak, yararlı iş görenleri bağışlamayı, büyük sevap vermeyi Allah vadetti !Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı kararlı ve tavizsiz, birbirlerine karşı ise çok merhametlidirler. Sen onları rükû ve secde halinde Allah'ın lütfunu ve hoşnutluğunu kazanmaya çalışırken görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan özellikleridir. Onların bir de İncil'de anlatılan özellikleri vardır ki o da şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış bir tohum gibidir ki ondan çıkan, onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir filiz gibidir. Allah, inkârcıları öfkelendirmek için onları inananları çoğaltır, sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip iyi işler yapanlara bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. Bkz. 9/73, 123, 66/9Muhammed ismi bu ayetle beraber Kur’an’ı Kerim’de dört yerde geçmektedir. 3/144, 33/40, 47/2Bu ayet, hem Hudeybiye Sözleşmesinde “... Devamı..Muhammed Allâh’ın rasûlüdür, ânınla berâber olanlar kâfirlere karşu şedîd ve kendi beynlerinde rahîmdirler. Ânların secde iderek Allâh’ın lafzını ve rızâsını taleb itdiklerini görirsin. Alınlarında secde eserleri zâhirdir. Tevrat ve İncil’de ânlar evvelâ ince filiz çıkaran ve bilâhare büyüyerek kalınlaşan ve kuvvetlenüb çiftçiyi sevindiren bir ekine teşbîh olunmuşlardır. Allâh kâfirleri iğzâb içün bu temsîli bast iyledi. Allâh’a îmân idüb a’mâl-i sâlihada bulunanlara günâhlarının ’afvıyla ’azîm bir mükâfât va’d Allah'ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah'tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. İncil'de de şöyle vasıflandırılmışlardı Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.*Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vâdetmiştir. Hz. Peygamber ve arkadaşlarının ilk ve son durumları bir benzetme ile anlatılmaktadır. İlk defa yere atılan bir dane gibi filizlenmeye başlayan müslü... Devamı..ALLAH'ın elçisi Muhammed ve beraberinde bulunanlar inkarcılara karşı sert ve kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, eğilip secde ederek ALLAH'tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görürsün. Yüzlerinde secdelerin izleri vardır. Bu, onların Tevrat'taki nitelikleridir. İncil'deki nitelikleri ise, filizini çıkarıp güçlendirmiş ve kalınlaşıp gövdesi üzerine dikilerek ekincileri sevindiren bitki gibidir. O, onlarla inkarcıları öfkelendirir. ALLAH, onlardan inanıp erdemli davrananlara bağışlanma ve büyük bir ödül söz Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad Resulullahdır, onun maıyyetindekiler ise küffara karşı çok çetin, kendi aralarında gayet merhametlidirler. Onları görürsün cemâatle rükû', sücud ederek, Allahdan fadl-u rıdvan isterler. Sîmaları secde eserinden yüzlerindedir. Bu onların Tevrattaki meselleri' İncîldeki meselleri de bir ekin gibidir ki filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, derken sakları üzerinde bir düze istikamet almış, zürrâın hoşuna gidiyor. Onlarla kâfirlere gayz vermek için, onlardan iyman edib de salih salih ameller yapanlara Allah hem bir mağfiret va'd buyurdu hem de bir ecri azîmMuhammed, Allah'ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, gerçeği yalanlayan nankörlere karşı sert, birbirlerine çok merhametlidirler. Onları; rükû ederken¹, secde ederken² ve Allah'tan bağışlanma ve hoşnutluk isterlerken görürsün. Onların belirtileri, yüzlerindeki secde İşte bunlar, onların Tevrat'taki örnekleridir. İncil'deki örnekleri de filizini yarıp çıkaran, sonra onu güçlendirerek kalınlaşıp, gövdesi üzerinde yükselen ekin gibidir. Bu, ekincilerin hoşuna gider. Allah, gerçeği yalanlayan nankörlere, onlarla üzüntü vermektedir. Allah, inanıp salihatı⁴ yapan kimselere bağışlanma ve büyük bir ödül sözü Allah\a bağlılığı ortaya koymak, buyruklarına içtenlikle teslim olmak. 2- Saygı gösterip, değerini takdir etme. 3- Hayatlarının her alanında, t... Devamı..Muhammed Allahın resulüdür. Onun maiyyetinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin ve metîn, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükû' ediciler, secde ediciler olarak görürsün. Onlar Allahdan dâima fazl -u kerem ve rızaa isterler. Secde izinden meydana gelen nişanları yüzlerindedir. İşte onların Tevrâtdaki vasıfları budur. İncildeki vasıfları da şöyledir Onlar filizini yarıb çıkarmış, gitgide onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, sakları üzerine doğrulub kalkmış bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Ashab hakkındaki bu teşbîh onunla kâfirleri öfkelendirmek için dir. İçlerinden îman edib de iyi iyi amel ve hareket de bulunanlara Allah hem mağfiret, hem büyük mükâfat va'd Allah'ın Resûlüdür. Ve onun berâberinde bulunanlar; kâfirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında gāyet merhametlidirler; onları çokça rükû' eden kimseler ve çokça secde eden kimseler olarak görürsün; onlarAllah'dan bir lütuf ve bir rıdvân sâdece O'nunrızâsını isterler.1Secde eserinden olan alâmetleri, yüzlerindedir. Bu, onların Tevrât'taki vasıflarıdır. İncîl'deki vasıfları ise, bir ekin gibidir ki filizini çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, sonra kalınlaşmış da gövdesi üzerine dikilmiştir; bu hâl ekincilerin hoşuna gider; onlar hakkındaki bu benzetme kâfirleri onlarla öfkelendirmek içindir. Allah, onlardan îmân edip sâlih ameller iş leyen lere bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfât va'd etmiştir.1“Şu âyet manâ-yı sarîhiyle açık manâsıyla; tabakāt-ı sahâbenin istikbâlde muttasıf olduklarıvasıflandıkları ayrı ayrı mümtâz ve hâs sıfatla... Devamı..Muhammed Allah’ın elçisidir ve Allah’ın elçisiyle beraber olanlar, doğruları inkâr edenlere karşı sert ve şiddetli oldukları halde, kendi aralarında merhametlidirler. Sen onları Allah’a saygı ile eğilirken rükû ederken ve yüzüstü secde ederken görürsün. Onlar Allah’ın razılığını kazanmak için lütfundan kendilerine rızık bağışlamasını isterler. Onların simalarını secde izlerinden tanırsın. Tevrat da ve İncil de onların benzerleri vardı. Filiz veren ekin gibi, Allah o filizi güçlendirir, gövdesi üzerinde sertleşir ve toplanacak duruma geldiğinde, çiftçilerin hoşuna gider ki, bu misalle Allah inkâr edenlerin öfkelerini artırır. Allah, onların içinden iman edip salih amel işleyenlere bağışlanma ve büyük bir mükâfat vaat Allah’ın elçisidir. Kendisiyle birlik olanlar tanımazlara karşı ne kerte sert iseler, kendi aralarında o kerte yumuşaktırlar. Onları secdede, rüküda görürsün. Onların aradığı yalnız Allah’ın kayırıcılığı, gönül dileğidir. Onların kim olduklarını secdelerinin izlerini taşıyan yüzlerinde okursun. İşte onların bu oluşu Tevrat’ta, İncil’deki şu oluş gibidir. Onlar o ekine benzerler ki filiz çıkarır, filizini besler, filizi pekleşir, kalınlaşır, sapı üzerinde dikilir de ekincileri sevindirir. Bütün bunlar inanmazları öfkelendirmek içindir. Allah inananlara, iyilik yapanlara yarlıganma, hem de pek büyük karşılıklar Allah/ın peygamberidir. Onunla beraber bulunanlar, kâfirlere karşı pek sert, aralarında ise merhametlidir, sen onları rükû ve sücut halinde görürsün, onlar Allah/ın inayetini ve hoşnutluğunu ararlar. İtaat çehresi yüzlerinde secde eserinden belli olur. Tevrat/ta, İncil/de onların vasıfları bir ekin gibidir ki o ekin filiz çıkarır, filizini besler, filizleri kuvvetlenir, kalınlaşır. Ayakta dik durur, ekincilerin hoşuna gider. Allah kâfirleri öfkelendirmek için bu misali getirdi. Allah, içlerinden mü/min olup iyi amel işleyenlere yarlıganma ve büyük mükâfat vaat Allah’ın elçisidir. Onunla beraber olanlar kâfirlere karşı çok sert ve kendi aralarında ise merhametlidirler¹⁴. Sen, onları rükû ve secde hâlinde Allah’tan lütuf ve hoşnutluk [rıdvânân] dilerken görürsün. İşaretleri yüzlerindeki secde izleridir. Bu, onların Tevrat’taki özellikleridir. İncil’deki özellikleri de şöyledir Tıpkı onlar filizini çıkarmış, onu güçlendirmiş kalınlaşmış ve sapı/ gövdesi üzerine dikilerek ekincilerin de hoşuna giden bir ekin gibidir. Bu misal kâfirleri öfkelendirir. Allah, onlardan inanıp, iyi ve yararlı işler [sâlihât] yapanlara bağışlama ve büyük bir mükâfat vaat Krş. Mâide, 5/54Muhammed, Allah'ın resulüdür ve onunla birlikte olanlar da kâfirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rükû edenler, secde edenler olarak görürsün. Onlar, Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk dilerler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. İşte bu onların Tevrat'taki ve İncil'deki örnekleridir. Onlar; filizini yarıp çıkarmış, derken onu filizini kuvvetlendirmiş, sonra semizleyip kalınlaşmış ve ekincilerin hoşuna gidecek şekilde sapları üzerine dikilmiş bir ekine benzerler Bu örnek, Onunla kâfirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir vaat Allah’ın Elçisidir. Onun yanında yer alan Müslümanlar ise, inkârcılara karşı son derece kararlı ve çetin, birbirlerine karşı ise çok şefkatli ve merhametlidirler. Onlar imanlarının sağlamlığı, prensiplerinin kesinliği, düşüncelerinin netliği sayesinde, kâfirlerin baskı ve dayatmaları karşısında çelik gibi sağlam dururlar. Onların, namazda bazen ruku edip eğilerek, bazen secdeye kapanarak Allah’ın lütuf ve rızası için yalvardıklarını görürsün. Secde izindenoluşan nişanları, yüzlerinde tevazu, şefkat, sevecenlik ışıltısı halinde parlamakta, ibadetin kazandırdığı güzellik, letâfet ve aydınlık, bütün tavır ve davranışlarında görülmektedir. Bu, onların Tevrat’ta anlatılan nitelikleridir. İncil’deki nitelikleri ise şöyledir Mümin, tıpkı filiz veren bir tohuma benzer ki, bu minicik filiz zamanla güçlenir, serpilir ve kökü üzerinde dimdik ayağa kalkar. Öyle ki, kendisini yetiştiren çiftçileri hayran bırakır. İşte Allah, her devirde böyle müminler yetiştirecektir ki, onlar sayesinde, mazlumlara kan kusturan inkârcıları çileden çıkarsın ve zulmün saltanatını, onların eliyle alaşağı etsin!İşte bu yetişmekte olan taptaze filizler var ya; Allah, onlar arasından Kur’an’a yürekten inanan ve bu imana yaraşır güzel ve yararlı davranışlar gösterenlere, kendi katından bir bağışlama ve muhteşem bir ödül vaad Allah’ın rasûlüdür. Onunla birlikte olanlar da Kâfirler’e karşı şiddetli, kendi aralarında oldukça merhametlidir. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istemek üzere onları rukü’ ve secde halinde görürsün. Onların yüzlerindeki sîması, Secdeler’in eserindendir. Bu, onların Tevrat’taki misâli ve İncil’deki misâlidir. Bir ekin gibidir; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşıp sertleşmiş, Kâfirler’i / Ekinciler’i kıskandırması için Ziraatçılar’ı hayrete düşürecek şekilde sapı üzerinde dikilmiştir. Allah, onlardan iman eden ve Salih Ameller işleyenlere, bağışlanma ve çok büyük bir ecir / ücret / ödül vaad Allah'ın elçisidir. Onun safında yer alanlar inkarcılara sert, birbirilerine karşı son derece naziktirler. Onları hep namazda eğrilip doğrulurken Allah'ın ilgi ve rızasını isterken görürsün. Simaları, yüzlerindeki secde izinden bellidir... Tevrat ve İncil, Müslümanları ekine benzetir uç verip çıkan, sürgün olup gelişen, sonunda sap olup dikilen, çiftçileri sevinçten deli eden ekine. İslâm’ın yükselişi, inkarcıları çılgına çeviriyor. Ama Allah, onlardan imana gelip yararlı işler yapanlara da, af yanısıra büyük ödüller Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidir. Onlar sadece Allah’ın huzurunda eğilirler. Başka hiçbir varlığın önünde eğilmezler. Sadece Allah’ın emirlerinin, Allah’ın yasalarının üstünlüğünü kabul ederler. Başka hiçbir emri, hiçbir yasayı üstün tutmazlar. Hayatlarını insanların yasalarına göre yaşamazlar. Onlar hep birlikte Allah’ı üstün tutarak, yasalarına uyarak, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk beklerler. Allah’ın huzurunda yaptıkları secdenin izleri yüzlerindedir. Yüzlerindeki mutluluk Allah’ın yasalarına uygun yaşama mutluluğudur. Yüzlerindeki bilinç hiçbir gücün önünde secde etmeme bilincidir. Onların kendilerinden emin dimdik duruşları insanların dikkatini çeker. Onların her biri filizini çıkarmış, sonra filizini kuvvetlendirmiş, gövdesini kalınlaştırarak gökyüzüne doğru yükselmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidir. Allah Müminleri böyle sağlam, böyle bilinçli dirençli kılmıştır ki; inkâr edenler gördüklerinde kıskançlıklarından, öfkelerinden kudursun! Böylece Allah’ın hidayetini nasip ettiği Müminlerle, inkârcıların arasındaki fark ortaya çıksın! Allah; inanarak iyi güzel işler yapan, hatalarından pişman olarak tövbe eden, Allah’a inanıp yasalarına uyanlara bir bağışlama ve büyük bir mükâfat Allah’ın Elçisidir. [*] Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidir. [*] Allah’tan lütuf ve rıza isteyerek onları rükû halinde, secde halinde görürsün. Onların nişanları, yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki örneğidir. İncil’deki örneği ise şöyledir Onlar filizini yarıp çıkarmış, onu güçlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekin gibidir. Bu, çiftçilerin hoşuna gider. Allah böylece onlar güçlenen müminler sebebiyle kâfirleri öfkelendirir. [*] Allah onlardan iman edip iyi işler yapanlara bağışlanma ve büyük ödül cümle Hudeybiye antlaşmasının başına [Rasûlüllâh] yazılmasını kabul etmeyen Mekkeli müşriklere karşı bir cevaptır. Onlar ne kadar kabul etmese de “... Devamı..Ey İnsanlar! Muhammed, Allah’ın Elçisidir. Onunla birlikte¹ Allah’a rükû’ ve secde ettiklerini gördükleriniz; kâfirlere karşı son derece katı, birbirlerine karşı ise son derece merhametlidirler. İşte onlar, sadece Allah’ın lütuf ve rızasını isterler ve onların en belirgin özellikleri yüzlerindeki secde İşte bu onların Tevrât’ta belirtilen Onların İncil’de belirtilen özellikleri ise şöyledir. Onlar tıpkı kendisiyle kâfirleri öfkelendirmesi için filizini çıkaran, onu güçlendiren, kalınlaşan, sonra gövdesinin üstünde dimdik duran ve üreticilerin hoşuna giden bir ekin gibidir. İşte Allah onlardan kendisinin istediği gibi îman edip, inandığı iyi işleri yaşayanlara büyük bir af ve mükâfat وَالَّذ۪ينَ مَعَهُ’nun başındaki و’ı başlangıç değil de atıf olarak alıp Peygamber birlikte onunla beraber olanları ve tüm ümmeti pey... Devamı..MUHAMMED Allah’ın Elçisi’dir; ve [sadakatle] o’nun yanında olanlar, bütün hakikat inkarcılarına karşı kararlı ve tavizsiz, ⁴³ [ama] birbirlerine karşı ⁴⁴ merhamet doludurlar. Onların [namazda] eğilerek ve yere kapanarak Allah’ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün onların işaretleri, yüzlerindeki secde izleridir. ⁴⁵ Şu, onların hem Tevrat’taki ve hem de İncil’deki temsîlleridir ⁴⁶ [onlar] filiz veren bir tohum gibi[dirler], sonra Allah o filizi güçlendirir ki sağlam şekilde büyüsün ve [sonunda] kökü üzerinde dimdik dursun ve üreticileri sevindirsin… [Allah böylece müminleri sağlam ve dayanıklı/dirençli kılar] ki onlar aracılığıyla hakikat inkarcılarını şaşırtsın. ⁴⁷ [Ama] onlardan inanıp doğru ve yararlı işler yapanlara Allah mağfiret ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. ⁴⁸43 Bu bileşik tanımlama yani, “kararlı ve tavizsiz” ifadesi kanaatimce eşiddâ’ teriminin tekili şedîd bu bağlamdaki en uygun karşılığıdır... Devamı..Muhammed, kesinlikle Allah’ın elçisidir. Onunla beraber olanlar, kâfirlere karşı tavizsiz çok çetin ve birbirlerine karşı ise çok şefkatli ve merhametlidirler. Sen onları Allah’ın lütuf ve rızasına ermek için sürekli rükû ve secdede görürsün, alametleri ise alınlarındaki secde izleridir. Yüzlerindeki samimiyet ve davranışlarıdır. Bu onların Tevrat’taki örneğidir. İncil’deki örnekleri ise şöyledir Onlar filiz vermiş bir tohum gibidir Allah o filizi güçlendirir ve kalınlaştırır ki kökü üzerinde dimdik dursun da ziraatçıyı sevindirsin. Müminlerin böyle güçlenmeleri küffarın öfkeye boğulmasına sebep olur. Allah onlara yani iman edip iyi ve güzel işler yapanlara hem katından sonsuz bir bağışlama hem de muhteşem bir ödül vaat etmiştir. 9/123, 66/9, 4/173Birileri itiraz etse de Muhammed Allah’ın Elçisi’dir[⁴⁶²¹] ve[⁴⁶²²] onun safında duranlar, hakkı inkâr edenlere karşı kararlı ve ödünsüz, birbirlerine karşı ise çok merhametlidirler. Onları hep rükû ve secde halinde Allah’ın kerem ve rızasını ararken görürsün;[⁴⁶²³] onların nişanları yüzlerindeki secde izleridir.[⁴⁶²⁴] Bu onların Tevrat’taki temsilidir.[⁴⁶²⁵] Bir de onların İncil’deki temsili var Onlar filiz vermiş tohum gibidir; derken Allah o filizi güçlendirmiş ve kalınlaştırmış, o da kökü üzerine lök gibi durmuştur; bu da üreticiyi sevindirir.[⁴⁶²⁶] Kendisiyle küfürde zirve yapanları kızdırmak için verilmiş bir örnektir bu. Allah onlar içerisinden[⁴⁶²⁷] iman eden ve ıslah edici eylemler ortaya koyanlara sınırsız bir bağış[⁴⁶²⁸] ve büyük bir ödül vaad etmiştir.[4621] Hudeybiye’de akdedilen anlaşmanın “Bu Allah’ın Rasulü Muhammed’in Mekkelilerle akdettiği anlaşmadır” haza mâ sâleha aleyhi Rasulullah ehle Me... Devamı..Muhammed, aleyhisselâm Allah'ın peygamberidir. O'nunla beraber bulunanlar, kâfirlere karşı pek şiddetlidirler, kendi aralarında ise pek merhametlidirler. Onları rükû ediciler, secde ediciler olarak görürsün. Allah Teâlâ'dan inâyet ve rıdvân dilerler, yüzlerindeki nişaneleri, secdelerinin eserindendir. Bu na't Onların Tevrattaki vasıflarıdır ve onların İncil'deki meselleri vasıfları ise bir ekin gibidir ki, filizini çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, sonra da kalınlaşmış, sonra da sakları üzerine yükselmiş istikamet almış ekincilerin hoşlarına gidiyor, onlar ile kâfirleri öfkelendirmek için. Allah Teâlâ, onlardan imân edip sâlih sâlih amellerde bulunmuşlar için bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfaat vaad Allah'ın resulüdür. Onun beraberindeki müminler de kâfirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rükû ederken, secde ederken, Allah'tan lütuf ve rıza ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, Tevrat'taki sıfatları olup İncîl'deki meselleri ise şöyledir Öyle bir ekin ki filizini çıkarmış, sonra da onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da artık gövdesi üzerinde doğrulmuş. Öyle ki ekicilerin hoşuna gider, kâfirleri de öfkelendirir. İşte böylece Allah, onlar gibi iman edip makbul ve güzel işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. [5, 54] {KM, Vahiy 14, 1; Matta 13, 31-32; Markos 4, 26-27; Luka 13, 18}Ashabın kâfirlere karşı sert olmaları, onların kâfirlere haşin ve katı davranmaları mânasına gelmeyip imanlarının sağlamlığı, prensiplerinin kesinliği... Devamı..Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kafirlere karşı katı, birbirlerine karşı merhametlidirler. Onların, rüku' ve secde ederek Allah'ın lutuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır. Onların Tevrat'taki vasıfları ve İncildeki vasıfları da şöyle bir ekin gibidir ki, filizini çıkardı, onu güçlendirdi, kalınlaştı, derken gövdesinin üstüne dikildi, ekincilerin hoşuna gider, onlara karşı kafirleri de öfkelendirir bir duruma geldi. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükafat va' benzetme, Allah Elçisinin ve arkadaşlarının, ilk ve son durumlarını anlatmaktadır. İlk defa yere atılan bir dâne gibi filizlenmeğe başlayan İslâm c... Devamı..Muhammed Allah’ın elçisidir. Onunla birlik olanların, kendini doğrulara kapatanlara karşı sarsılmaz duruşları vardır. Birbirlerine karşı ise merhametlidirler. Allah’ın rızasını ve ikramını kazanmak için rüku ve secde ettiklerini görürsün. Onları tanıtan, secdenin yüzlerinde bıraktığı etkidir. Tevrat’ta da böyle anılırlar. İncil’de ise filiz vermiş ekine benzetilirler. Güçlenmiş, kalınlaşmış, sapı üzerinde dik durmuş, çiftçileri pek hayran bırakan ekin gibidir. Bunlar, kendini doğrulara kapatanları kıskandırmak içindir. Allah, onlardan inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara bağışlama ve büyük bir ödül Allah'ın elçisidir. Onunla beraber olanlar, kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onların rükû ve secde ederek Allah'ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Onların işareti yüzlerindeki secde izleridir. İşte bu onların Tevrat'taki örneğidir. İncildeki örneği ise Filizini vermiş bir ekin gibidir. Onu kuvvetlendirmiş, o da çiftçilerin hoşuna gidecek şekilde kalınlaşmış ve gövdesi üzerinde dikilmişti. Onunla kafirleri öfkelendirmek için Allah, onlardan iman eden ve doğruları yapanlara mağfiret ve büyük bir ödül vaat Allah'ın Resulüdür. Beraberindekiler ise kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûda, secdede, hep Allah'ın lütuf ve hoşnutluğunu ararken görürsün. Yüzlerinde de secde izi vardır. Bu onların Tevrat'taki tasvirleridir. İncil'deki tasvirlerine gelince Onlar filiz vermiş, git gide güçlenmiş, kalınlaşmış, nihayet gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzer ki, ekincilerin pek hoşuna gider. Onlarla Allah kâfirleri böylece öfkelendirir. Onlardan iman eden ve güzel işler yapanlar için, Allah bağışlanma ve büyük bir ödül vaad Allah'ın resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çok çetin, kendi aralarında çok sevecendirler/çok merhametlidirler. Sen onları rükû eder, secdeye kapanır halde görürsün. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ister dururlar. Görünüşlerine gelince, yüzlerinde secde eseri/izi vardır. Bu onların Tevrat'taki nitelikleri. İncil'deki nitelikleri de şöyle Tıpkı bir ekin ki filizini çıkarmış, o filizi kuvvetlendirmiş. Filiz kalınlaştı, gövdesi üzerine dikildi. Ziraatçıları da imrendirir/hayran bırakır bu ekin. Allah böyle yapar ki, onlar sayesinde, inkâr edenleri öfkelendirsin. Allah onlardan iman edip barışa/hayra yönelik işler yapanlara bir bağışlanma ve büyük bir ödül vaat Tañrı yalavacıdur. daħı anlar kim anuñ-iledur ķatılardur kāfirler üzere esirgeyiciler aralarında ya'nį biribiri arasında. göreseñ anları ruķū' eyleyicilerken isterler fażl Tañrı’dan daħı ħoşnūdlıķ. 'alāmetleri anlaruñ yüzlerindedür secde eylemek eŝerinden. şol meŝelleridür [274b] tevrįt içinde daħı meŝelleri incįl içinde ekin gibi ya'nį muḥammed kim çıķardı oġulduġını ya'nį mü’minleri pes ķavl eyledi anı pes yoġnaldı pes ŧoġru oldı incükleri üzere. ŧañlatdurur ekincįleri tā ķaķıda anlaruñ-ıla ya'nį mü’minler-ile kāfırleri. va'de eyledi Tañrı anlara kim įmān getürdiler daħı işlediler eyü işler anlardan yarlıġamaķ daħı müzd Tañrınuñ peyġamberi. Özi‐y‐le olanlar muḥkem ḳuvvetlülerüstine kāfirlerüñ. Şefḳatlülerdür biri biri ortasında. Anları dāyim rükūdave sücūdda görürsin. Tañrıdan raḥmet isterler, daḫı rāżīlıġın isterler. Alāmet‐leri yüzlerindedür, sücūd eẟerinden. Ol anlaruñ eẟeri Tevrāt içindeve anlaruñ meẟeli İncīl içinde, bir ekine beñzer, budaḳların çıḳarur. Pesḳuvvetlü olur, yoġun olur. Pes doġru durur incikleri üzere. Begendürürekincileri. Anlar‐ıla ḳaḳışmaġ‐ıçun kāfirleri. Vade itdi Allāh īmān getüren‐lere ve amel‐i ṣāliḥ işleyenlere. Anlardan maġfireti daḫı ulu əleyhissəlam Allahın Peyğəmbəridir. Onunla birlikdə olanlar mö’minlər kafirlərə qarşı sərt, bir-birinə öz aralarında isə mərhəmətlidirlər. Sən onları namaz vaxtı rüku edən, səcdəyə qapanan, Allahdan riza və lütf diləyən görərsən. Onların əlaməti üzlərində olan səcdə izidir. Qiyamət günü onlar üzlərindəki mö’minlik nuru alınlarındakı möhür yeri ilə tanınırlar. Bu onların Tövratdakı vəsfidir. İncildə isə onlar elə bir əkinə bənzədilirlər ki, o artıq cücərtisini üzə çıxarmış, onu bəsləyib cana-qüvvətə gətirmiş, o da o cücərti də möhkəmlənib gövdəsi üstünə qalxaraq əkinçiləri heyran qoymuşdur. Allahın bu təşbihi kafirləri qəzəbləndirmək üçündür. Onlardan iman gətirib yaxşı əməllər edənlərə Allah məğfirət günahlardan bağışlanma və böyük mükafat Cənnət və’d buyurmuşdur!Muhammad is the messenger of Allah. And those with him are hard against the disbelievers and merciful among themselves. Thou O Muhammad seest them bowing and falling prostrate in worship, seeking bounty from Allah and His acceptance. The mark of them is on their foreheads from the traces of prostration. Such is their likeness in the Torah and their likeness in the Gospel like as sown corn that sendeth forth its shoot and strengtheneth it and riseth firm upon its stalk, delighting the sowers that He may enrage the disbelievers with the sight of them. Allah hath promised, unto such of them as believe and do good works, forgiveness and immense is the messenger of Allah. and those who are with him are strong against Unbelievers, but compassionate amongst each other.4913 Thou wilt see them bow and prostrate themselves in prayer, seeking Grace from Allah and His Good Pleasure.4914 On their faces are their marks, being the traces4915 of their prostration. This is their similitude in the Tawrah;4916 and their similitude in the Gospel is4917 like a seed which sends forth its blade, then makes it strong; it then becomes thick, and it stands on its own stem, filling the sowers with wonder and delight. As a result,4918 it fills the Unbelievers with rage at them. Allah has promised those among them who believe and do righteous deeds forgiveness, and a great Cf. 9128. The devotees of Allah wage unceasing war against evil, for themselves, and for others; but to their own brethren in faith—especially t... Devamı..
fetih suresi 27 29 meali