♣️ Pisagor Dünyanın Şekli Ile Ilgili Yaptığı Çalışmalar

Dünya'nın Şekli İlgili Görüşler Dünya'nın Şekli İle İlgili Görüşler. 2012-04-14 tarihinde Dosyabak.com tarafından Araştırmalar kategorisine eklenen bu içerik toplam 13944 kez ve en son 2022-07-14 08:06:22 tarihinde görüntülenmiş. Ek1’de çalışma kağıdında öğrencilerden bugünden geçmişe bilgiyi depolama yolları ile ilgili bir görsel ve açık-lama şablonu hazırlama çalışması istenir. 3. Ek-2’de öğrencilerden Türk İslam Bilim İnsanları ile ilgili bilgilerin tamamlanmalarını ve ilgili soruları cevap-lamalarını isteyiniz. 4. Dünya’nın Şekli İle İlgili Bilim Adamlarının Görüşleri THALES (TALES) Milattan önce 6. yüzyılda Milet’te (Aydın) yaşamıştır. Thales, Dünya’nın daire şeklinde olduğunu ve etrafının sularla çevrili olduğunu düşünüyordu. PİSAGOR Pisagor, Dünya’nın Güneş etrafında döndüğünü ve yuvarlak olduğunu ileri süren ilk kişiydi. Ancak Pisagor’un bu Pisagor , MÖ 570 – MÖ 495 yılları arasında yaşamış İyonyalı matematikçidir. Asıl uğraş alanı matematik olmakla birlikte doğa ile ilgilenmiş ve çeşitli fikirler ortaya koymuştur. Pisagor Dünya’nın şekli ile ilgili neler yapmıştır tam olarak elimizde detaylı bilgiler bulunmuyor. Üzerindeyaşadığımız Dünya ile ilgili sorular insanların kafasını hep meşgul eden konulardan biridir. Geçmişten beri her toplum ve medeniyetin Dünya’nın şekliyle ilgili bir düşüncesi olmuştur. İnsanların belki de en büyük yanılgılarından birisi Dünya’nın şeklinin düz olduğuna dair düşüncesidir. Samosadası, antik Yunan matematiğin doğduğu yer ve orada yalaşan bir dahi ( Pisagor ), matematiği analitik bir yapıya kavuşturdu. Tarih : ( MÖ 569-495). 6. yüzyılda Samost’ta bir okul kuran Pisagor’un matematikle ilgili günümüze ulaşan yazılı bir çalışması yok. Fakat onun ünlü üçgenini hepimiz biliyoruz : Bir dik üçgende, dik kenarların uzunluklarının Pisagor önce Tarentum’a sürgüne gider, daha sonra kendisine bağlı bir grup ile daha kuzeydeki bir sahil kasabası olan Metapontium’a kaçar. Peter Paul Rubens, Pythagoras Advocating Vegetarianism, 1620. Pisagor’un önemli buluşlarından biri müzikle matematik arasındaki ilişkidir. Dünyamızın Şekli İle İlgili Görüşler Dünyanın şeklinin geoit olduğunu öne süren ilk bilim insanı, aynı zamanda bir matematikçi ve filozof olan Pisagor'dur. Mısırda da matematik ile astronomi üzerine önemli gelişmelere rastlıyoruz. . . Eski Çin ve Hint uygarlıklarının da matematik ve astronomi alanlarında başarılı gelişmeler kaydettiklerine tanık olmaktayız. . . Bunlar, günümüzün bilimsel anlayışından farklı olarak, daha çok günlük ihtiyaçlara yönelik çalışmalar 92Ha. Pisagor, Macellan, Aristotales ve Biruni’nin Dünyanın şekli ile ilgili görüşleri ve yaptıkları çalışmalar nelerdir? Dünyanın şeklinin önceden düz olduğu söylenirdi. Bilim geliştikçe bilim adamları Dünyanın şekli ile ilgili değişik görüşler öne sürdüler. İlgili görüşler Macellan, Aristotales ve Biruni’nin Dünyanın şekli ile ilgili görüşleri ve yaptıkları çalışmalar nelerdir?PisagorDünyanın yuvarlak olduğunu, her gezegenin bir ekseni olduğunu ve gezegenlerin bir merkezi noktada döndüklerini söyleyen ilk kişilerden yerden yolculuğa başlayan kişinin hep aynı yöne gitmesi hâlinde yuvarlak başladığı yere varacağını söylemiş ve İspanya’dan Dünya turuna çıkmıştır. Yolda ölmüş, gemilerden bri tekrar İspanya’ya dönmüştür. Böylece dünyanın şeklinin yuvarlak olduğu somut olarak ilk kez meridyenlerden geçen ilk insandır. 2 AristotalesAristoteles’e göre evren, merkezinde dünyanın bulunduğu düşünülen, mükemmel bir küredir. 3 BiruniDünyanın yuvarlak olduğunu ve kendi ekseni etrafında döndüğünü hem kendi etrafında hem de güneşin çevresinde dolandığını söyleyen ilk bilim yarıçapının 6325 km. olduğunu ileri sürmüş ve ölçümünün izahını yapmıştır. Bu günkü değer 6357 km. 4 İLAVE BİLGİDünyanın şekli ile ilgili çeşitli görüşler vardır. Uzaydan çekilen fotoğraflar sayesinde Dünyanın şeklinin yuvarlak olduğu Fen Bilimleri dersi konusu Dünyanın şekli ile ilgili çalışmalar yapan bilim insanları hakkında yazı. Dünyanın şekli ile ilgili çalışmalar yapan bilim insanları Dünya eski zamanlarda bu güne de insanların devamlı ilgisini çekmiştir. Dünyamızın şekli ile alakalı olarak sayısız hipotezler ortaya atılmış ve insanlar bunların çoğuna inanmıştır. Bu yazıda dünyanın şekli ile alakalı olarak çalışma yapan bilim insanları ile ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz. Macellan Dünyanın etrafını tamamen dolaşıp şekli ile ilgili fikirlere sahip olmuştur. Biruni 972-1050 seneleri arasında Dünyanın küre biçiminde olduğunu ve yer çekimini ortaya atmıştır. Pisagor Dünyanın güneşin çevresinde dolandığını ve şeklinin de yuvarlak olduğunu öne süren ilk insandır. Ona, yaşadığı yıllarda bilim insanları dışında hiç kimse inanmadı ancak 200 sene sonra Aristo onun bu iddiasının doğruluğunu ispatladı. Dünyamızın şekli ile ilgili olarak geçmiş yıllarda kurulan uygarlıklarda çok farklı inanışlar bulunuyordu. Mesela Hintli insanlara göre dünya 4 adet filin üzerinde ve bu fillerde denizin üstünde yüzen bir kaplumbağada duruyor inanışı vardı. Diğer inanışlara göre ise dünyanın şekli yuvarlaktı ve bir öküzün iki boynuzu arasında durmaktaydı. Dünyanın şekli ile alakalı fikirler Mısırlı insanlarda da vardı. Mısırlılar dünyanın üst kısmını havayla kaplanmış bir kutu olarak düşünmekteydi. Dünyanın şekli ile ilgili çalışmalar yapan bilim insanları hakkındaki yorumlarınızı hemen paylaşabilirsiniz. Pisagor’un matematik üzerinde yaptığı çalışmalar nelerdir? Samos’lu Pisagor’un, Milattan önce 596 yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. Doğumu gibi ölüm tarihi de kesin değildir. Bugünkü adıyla bilinen Sisam Adasında 596 veya 582 yılında doğmuştur. Hayatı hakkında çok az bilgiler vardır. Bu bilgilerin birçoğu da kulaktan kulağa söylentiler biçiminde gelmiştir. Fakat, önceleri doğduğu yer olan Sisam Adasında okuduğu, daha sonraları Mısır ve Babil’e giderek oralarda bilgilerini ilerlettiği ve ülkesine geri dönerek dersler verdiği söylenir. Kendisinden önceki bilgilerin tümünü öğrenmiş ve derlemiştir. Kendisi, bir Yunan filozofu ve matematikçisidir. Ülkesinde hüküm süren politik baskılardan kaçarak, İtalya’nın güneyindeki Kroton şehrine gelmiş ve ünlü okulunu burada açarak şöhrete kavuşmuştur. Yarı söylentilere göre felsefe okulunun kurucusudur. Bu okul aynı zamanda dini bir topluluk ve o zamanın politikasına oldukça egemendir. Yine söylentilere göre, Pisagor’un matematik, fizik, astronomi, felsefe ve müzikte getirmek istediği yenilik, buluşlar ve ışıkları hazmedemeyen bir takım siyaset ve din yobazları halkı Pisagor’a karşı ayaklandırarak okulunu ateşe vermişler, Pisagor ve öğrencileri bu okulun içinde alevler arasında 500 yıllarında ölmüşlerdir. Bu nedenle Pisagor ve yaptıkları hakkında az bilgiler bize kadar gelmiştir. Pisagor’un ve öğrencilerinin yaptıklarının birçoğu bu alevler arasında yok olup altıncı yüzyılda, dünyanın güneş etrafında hareket ettiğini ileri sürdüğü zaman oldukça sert olan bir hareketle karşılaşmıştır. O tarihlerde kağıt olmadığı için, bu buluşlarını nasıl elde edildiği, yine bu devirlerdeki bilgilerin hangisinin Pisagor’a ait olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Hatta, okuldaki öğretim araçlarının masa üzerindeki ıslak kum olduğu söylenir. Bu koşullar altındaki ilmi gerçeklerin tümü o zaman yazıya geçmediği için, birçoğu da zamanla kaybolup gitmiştir. Bu nedenle, Pisagor’un okulu ve öğrencileri ile birlikte yanmalarından, eser bırakıp bırakmadığı da kesin olarak belli değildir. Geometride, aksiyomlar ve postülatlar her şeyden önce gelmelidir. Sonuçlar bu aksiyom ve postülatlardan yararlanılarak elde edilmelidir düşüncesini ilk bulan ve ilk uygulayan matematikçi Pisagor’dur. Matematiğe aksiyomatik düşünceyi ve ispat fikrini getiren yine Pisagor’dur. Çarpma cetvelinin bulunuşu ve geometriye uygulanması, yine Pisagor tarafından yapıldığı söylenir. En önemli buluşlarından biri de, doğadaki her şeyin matematiksel olarak açıklanması ve yorumlanması düşüncesidir. Yaşayış ve inanışı, ilimle açıklama ve yorumlamayı o getirmiştir. Müzik üzerine de çalışmaları vardır. Müzik tonlarının, telin uzunluğunun oranlarına bağlı olduğunu keşfetmiş ve bunun tüm sayılara yorumlamasını düşünmüştür. Bir yerde bugünkü gerçel ekseni söylemeden düşünmüştür. Bu da, bugünkü kullandığımız gerçel eksenin sayı sisteminde kullanılmasından başka bir şey değildir. Fakat, eski Yunan matematikçileri gerçel sayıları bilmiyorlardı. O zamanlar, rasyonel sayıları uzunlukları ölçmek için kullanıyorlardı. Bunun için belli bir birim alıyorlar ve bu birime oranlayarak iki nokta arasındaki uzunluğu ölçüyorlardı. Rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunluğun keşfi 2600 yıl önce Yunan matematikçileri tarafından olmuştur. Bu sonuçta, halen değerini koruyan ve koruyacak olan ünlü Pisagor teoremine dayanır. Pisagor teoremi, matematikteki en büyük buluşlardan biridir. Hele zamanımızdan 2600 yıl önce bulunduğu göz önüne alınırsa, bundan daha büyük bir buluş düşünülemez. Pisagor’un adını 2600 yıldır andıran, onu ünlü yapan ve insanlığın varolduğu sürece de sonsuza kadar da andıracak meşhur teoremi şudur Bir dik üçgende, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanlarının toplamı, hipotenüs üzerine kurulan karenin alanına teoremi, rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunluğun da varolduğunu gösterir. Örneğin, yukarıdaki şekilde olduğu gibi, dik kenarları birer birim olan dik üçgeni göz önüne alalım. Geometrik olarak, bu özel hal için, Pisagor teoremi gerçeklenir. Yani, büyük karenin alanı, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanları toplamıdır. Diğer bir deyimle, x2=2 olur. Bu denklemin kökü de rasyonel olmayan karekök 2 uzunluğudur. Yunan matematikçileri gerçel sayılan bilmiyorlardı. Üstün zekalı Eudoxos tarafından bulunan oranlama yöntemini kullanıyorlardı. Aslında, gerçel sayıların oluşumu kavramı bir ya da birçok insanın buluşu değildir. Rasyonel sayıların günlük hayatta kullanılması sırasında kendi kendine gelişmiştir. On tabanına göre sayıların sayılması ve yazılması, büyük bir olasılıkla iki eldeki parmakların sayılmasından doğmuştur. Şu sırada bile ilkel yaşam sürdüren bazı kabilelerde buna benzer sayma yöntemi vardır. On tabanına göre sayıların yazılması ve okunması, Avrupa’ya Crusades’ten sonra Arap dünyasından gelmiştir. Bunu Araplar Hintlilerden, Hintliler de Helen medeniyetinden aldılar. Yunan’lı astronomlar bu sayı sistemini, 1500 yıllarından beri kullanan, Babil’lilerden almışlardır. “Evrenin hakimi sayıdır. Sayılar evreni yönetiyor” sözleri de Pisagor’a aittir. Pisagor, Archimedes’ten oldukça farklıdır. Pisagor hem mistik ve hem de matematikçidir. Mistik tarafları çoktur. Bunlar, efsaneleşmiş bir biçimde destan olarak anlatılmış, evren hakkında bu günkü gerçeklere uymayan düşünceler de ileri sürmüştür. Bunları bir tarafa bırakırsak, yine yaşadığı çağa göre matematikçi yönü çok ağır basar. Pisagor, Mısır’da ve Babil’de çok gezdi. Rahiplerden ilim öğrendi. Çok tanrılı olan o zamanın dini inançlarını benimsedi. Yaşadığı çağı ve aldığı rahip eğitimi göz önüne alınırsa, bunda yadırganacak pek bir şey de yoktur. Oldukça doğaldır. Matematiğe ispat fikrini getiren Pisagor için, sosyal ve şahsi yaşantısı bu kadar eleştiriye değmez. Yalnız, Pisagor ve bazı Yunan filozofları, örneğin, Euclides, Eflatun ve Aristo gibi alimleri, yaşadığı devirlerde, bugün için bilinen ilmi gerçeklerde hataya düşmüşlerdir. Bu filozofların felsefeleri, modern matematiğin kurucusu Descartes 1596-1650 ve Newton 1564-1642 kadar, modern fiziğin kurucusu Galile 1564-1642 ve modern kimyanın kurucusu olan Lavoisier 1743-1794 zamanına kadar iki bin yıllık bir gecikmeye neden olmuşlardır. Eğer Yunan’lılar Euclides, Eflatun ve Aristo yerine Archimedes’i izlemiş olsalardı, Descartes, Newton, Galile ve Lavoisier’in kurdukları modern ilme iki bin yıl önce ulaşır ve bugün içinde bulunduğumuz medeniyete iki bin yıl önce varılırdı. Yani, Archimedes’le Newton, Galile ve Lavoisier arasında tam iki bin yıllık ilmi boşluk vardır. Bu boşlukta kolay kolay doldurulamaz. Bu nedenle, Yunan’lıların medeniyetin ilerlemesine iki bin yıllık bir gecikmeye sebep oldukları bir gerçektir. Avrupa’da uzun yıllar egemen olan ve hüküm süren skolastik düşüncenin temeli Yunanistan’da atılmış ve İtalya’da geliştirilmiştir. Bu nedenle de uzun yıllar bu skolastik düşünce yenilememiştir. Bu uğurda çok sayıda ilim adamı yok önce, geometride, şekillerin aralarındaki bağlılıklar gösterilmeksizin elde edilenler, görenek ve tecrübeye dayanan bir takım kurallardı. Bu nedenle, daha gelen bir yetkili ne demişse o sürüp gidiyordu. Pisagor’un matematiğe ispat fikrini sokması bu yüzden çok önemlidir. O çağlarda çok tanrılı din vardı. Pisagor daha da ileri gidiyor ve “tanrı sayıdır” diyordu. Bu sayılar, 1, 2, 3…, şeklinde bugün bildiğimiz doğal sayılardı. Daha sonra, kendi kendine bir çelişkiye düştüğünü, tamsayıların hatta rasyonel sayıların bile matematiğe yetmediğini, kendi adıyla anılan Pisagor teoremiyle gördü. Buna bir süre karşı da çıktı. Fakat, sonunda bu yenilgiyi kabul etmesini de bilmiştir. Olayda karekök 2 şeklinde rasyonel bir uzunluğun olmaması problemidir. Halbuki Pisagor teoremine göre böyle bir uzunluk vardır. Pisagor’un kuramını yıkan problem, a2=2b2 denklemini gerçekleyen a ve b gibi iki tamsayıyı bulmak olanaksızdır. Pisagor’un karşılaştığı ikinci güçlük, bir karenin kenarının köşegenine bölümünün rasyonel bir sayı olmayışıdır. Bu söylediğimiz, a^2=2b^2 denkleminde adı geçen olaya eşdeğer olduğu açıktır. Bu problemi bugünkü matematik diliyle söylersek, karekök 2 sayısı irrasyonel bir sayıdır. İşte, karenin köşegeni gibi basit bir uzunluk, Pisagor’un doğal sayılar kümesine meydan okuyarak, Pisagor’un ilk felsefe kuramını yalanlamıştır. Böylece, hiç bir zaman tekrar etmeyen sonsuz ondalıklı olan irrasyonel sayı bulunmuş olunur. Pisagor’un bu buluşu, modern analizin kökünü keşfetmiştir. Bu problem bir yerde, sıfır ile iki sayısı arasını rasyonel sayılarla kaplayabilir miyiz sorusunu doğurur. Yanıt hemen hayır olacaktır. Çünkü, 0İşte, sayı doğrusu üzerinde rasyonel sayılarla sıfır sayısından iki sayısına sürekli olarak gitmek mümkün diyenlerle, mümkün değildir diyenler arasında uzun yıllar tartışma olmuştur. Yüzyılımızda çıkan Brouwer’e kadar bu tartışma çeşitli şekillerde karşımıza çıkmıştır. Mümkün değil diyenler hiç bir ilerleme göstermeden yerinde saymışlar ve az hata yapmışlar fakat, mümkün diyenlerse çalışarak ve biraz da fazla hata yaparak bugünkü modern matematiğe ulaşmışlardır. Doğrunun sürekli olup olmadığı uzun yıllar tartışılmıştır. Pisagor, bu kuramlarla, sayılar aracılığıyla ve kendi yöntemleriyle evrenin doğal dengesini ve evrendeki cisimlerin ilişkilerini açıklamaya çalışmıştır. Şüphesiz, bu görüş ve düşünüşlerin birçoğu bugün geçerli değildir. Yine de, modern matematiğin temelini Pisagor atmıştır. Halbuki, 500-428 yıllarında Pisagor devrinde yaşamış olan Anaksgoras, Güneş’i, Dünya’dan kat kat daha büyük kızgın bir demir kütlesi olarak tanımlamıştır. Ay ışığının Güneş’ten gelen ışınların bir yansıması olduğunu da öne süren kişi olduğu da sanılmaktadır. Bu nedenle, Pisagor mistik olduğu kadar üstün zekalı bir matematikçidir sıfatları yerinde kullanılmıştır. dünyanın şekli ile ilgili çalışma yapan bilim adamları hakkında kısa bilgi, Dünya’nın şekli ile ilgili çalışma yapan bilim adamları kimlerdir haklarında kısaca bilgi veriyoruz. Genellikle batı dünyasından bilim adamlarını bu alanda çalışmalar yaptığı düşünülmektedir. Çünkü dünyanın yuvarlak olduğunu ispat eden son bilim adamı Galileo İtalyan bir bilim adamıdır. Ancak daha gerilere gittiğimiz zaman bu çalışmaların İslam medeniyetine ve Antik Yunan dönemine kadar dayandığı görülmektedir. İlk çalışmalar Antik Yunan döneminde başlamıştır. Bu dönemde Pisagor, astronomi alanında çalışmalar yaptığı sırada gezegen şekilleri ve özellikle de güneşin doğup batması üzerine yaptığı çalışmalar sonucu gezegenimizin şeklinin tam bir yuvarlak olduğunu iddia etmiş, ancak iddiaları o dönemki hiçbir çevrede olumlu karşılanmamıştır. Ancak 200 yıl sonra Aristo yine aynı alanda çalışmalar yaparak Dünya’nın yuvarlaklığını bilimsel bir şekilde kanıtlamıştır. 11. yüzyılın önemli bilim adamlarından Biruni de bu alanda çalışmalar yapmıştır. Dünya’nın küre şeklinde olduğunu ve yer çekimi kuvvetine göre hareket ettiğini ispatlamıştır. Macellan bir bilim adamı değildir ancak Galileo’nun yuvarlaklık tezini denemek amacıyla gemiyle Dünya’nın çevresini dolaşmış ve yine aynı yere geri dönereke Dünya’nın yuvarlak olduğunu resmen kanıtlamıştır. Aynı şekilde Kristof Kolomb ve adamları da bu tezi uygulamak amacıyla yola çıkmış ve Amerika kıtasını keşfetmiştir. Batı dünyasında bunun üzerine keşifler artmış, maceracı denizciler dünyayı dolanmış ve yeni yerler keşfetmişlerdir. Dünya’nın Şekli Üzerine Çalışma Yapan Bilim Adamları Yazımız Hakkında Yorumlarınızı Aşağıda Hemen Bizimle Paylaşabilirsiniz.

pisagor dünyanın şekli ile ilgili yaptığı çalışmalar