🦄 Daha Iyi Çalışmanın Mutlu Sırrı
İş için günün olumlu tırnak. “İyi günler. Verimlilik ve iyi hislerle dolu.”. “Sıkıntıdan ölmektense tutkudan ölmeyi tercih ederim.”. — Emile Zola. “Pazartesileri bile keyifli hale getirebilecek bir çalışan gibi çalışın.”. “İyi niyetli oldukları sürece, hatalar ayıp değil, öğrenme işidir
İşinihakkıyla yapan bireyler olduğu sürece iş verende bununla doğru orantılı daha iyi kazanıyor. bununla ilgili en iyi örneklerden biri Harward Üniversitesi tarafından araştırıldı. Mutlu bir iş yerinde çalışanların elde ettikleri performans, mutsuz bir iş yerine göre yüzde 70 oranında fark ettiriyor.
Çalışma etiği, çalışanlar ya da bu emeği harcayanlar tarafından çalışmaya, kendi başına bir olgu olarak değer verilmesini, toplumsal baskılar ve teşvik primleriyle, işverenlerin çalışanlardan azami çıktıyı elde etmek amacıyla geliştirdikleri ve başka araçların sağlayabileceğinden daha fazla çaba harcamasının
Başarılıinsanlar neşeli insanlardır. Mutluluğu yüreğinde bulmuşlardır. Mutluluğun sırrı, mitolojik bir hikayede saklı; Tanrılar, olimpos dağında toplanmışlar. Mutluluğu nereye saklayalım ki insanlar onu arayıp bulamasınlar demişler. Öyle bir yer olmalı ki oraya bakmak akıllarına gelmesin.
Evlenirler çünkü mutlu bir aile hayatı istiyorlardır ve bunu onlara vereceğinize inanırlar. Dini farzlarının dışında bir Müslüman kadının hayatındaki en önemli şeydir bu. Mutlu ve istikrarlı bir aileye sahip o Mutlu eden nokta ise, bunu onlara vermeniz çok kolay. 1. Ahmak gibi davranmayı bırakın. Ona iyi bir eş olun
Shawn Achor: “Daha İyi Çalışmanın Mutlu Sırrı” Daha Özgür Fikirler Üretebilmek İçin 5 Pratik Yöntem; Çok Değil Akıllıca Çalışmanın 5 Yolu; Girişimci Kişiliğinizin Önündeki En Büyük 4 Engel; 20’li veya 30’lu Yaşlarda Zengin Olmak İçin 7 Altı Günün Birinde Başarılı Olacağınızı Gösteren 9 İşaret
Kendine zaman ayıran kişiler daha mutlu hissedebiliyor.Mutlu hissedenler de sağlığına daha çok önem veriyor. Mutluluğun sırrı bakış açısı Araştırmanın ortaya çıkardığı
Buraya sadece işimizi yapmak için değil daha iyi yapmak için geliyoruz. - 11 yılda bu kadar kupa kazanmanın sırrı nedir? Aynı şekilde ben de onun neden mutlu ya da neden mutsuz
Daha İyi Çalışmanın Mutlu Sırrı” -Shawn Achor Uzun vadeli mutluluğumuzu dış dünyanın değil, kendimizin belirlediğini ve eğer bakış açımızı değiştirebilirsek, yalnızca mutluluğumuzu değiştirmekle kalmayıp aslında ne kadar başarılı olacağımızı da değiştirebileceğimizi anlatan Achor, konuşmasında
Dc7UcY. Ortalama bir kişi, hayatının 3’te 1’ini iş yerinde geçiriyor. İş ve özel hayat dengesinin son yıllardaki en önemli konulardan biri olması da bu yüzden. Bir şirketin başarı göstergelerinden biri olarak ofis ortamının verimliliğe ve memnuniyete neden olması gösteriliyor. Verimli ve keyifli bir iş ortamı tesis etmek çalışanların performansına direkt etki ediyor. Ufak ancak etkili düzenlemeler sayesinde optimal düzeyde bir ofis ortamı yaratabilirsiniz. Biz de bu yazımızda verimli, üretken ve keyifli bir ofis ortamı oluşturmak için yapılması gereken bazı konulara odaklanıyoruz bu yazımızda. Önce iyi bir ofis ortamının sağladığı faydalara bakalım. Keyifli ve Sağlıklı Bir İş Ortamı Üretkenliği Artırır1. Makul İş Yükü2. Esnek Çalışma Saatleri3. İyi Aydınlatma ve Havalandırma4. Konforlu Ofis Mobilyaları5. Daha Az Toplantı6. Gürültü İzolasyonu7. Dinlenme Odası8. Açık Ofis Planı9. Eğlenceli Aktiviteler10. Açık Kapı Politikası11. Saygı, Destek, İlgiSonuçEvde Çevirmenlik Yapacak Arkadaşlar Arıyoruz! TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Hemen Deneyin! Keyifli ve Sağlıklı Bir İş Ortamı Üretkenliği Artırır “İyi bir maaş ve 2 hafta tatil” sistemi özellikle genç profesyonellere yeterli gelmiyor artık. Millenial olarak da adlandırılan 1980-2000 doğumlu genç insanlar kurumsal bir kültürü olan, iş-hayat dengesine önem veren bir şirkette daha düşük maaşla çalışmayı kabul eder haldedir. Yani artık genç insanlar çalıştıkları şirketin kültürünü oldukça önemsemekteler. Bir şirketin, çalışanlarının ruhsal ve bedensel sağlığına önem vermesi de konuyla yakından alakalı. Yemeklerden evden çalışmaya kadar pek çok alanda insanlar daha sağlıklı bir iş ortamı talep ediyor. Örneğin sağlıklı yemeklerin çıktığı bir şirket yemekhanesi, ergonomik açıdan başarılı sandalyeler, ayakta çalışmaya imkan veren ayarlanabilir masalar, şirket içinde egzersiz ve spor yapmaya uygun alanlar çalışanların enerjisini ve motivasyonunu yükseltir. Çalışanlar ruhsal ve bedensel açıdan mutsuz olduklarında altına girilecek maliyetlerin daha yüksek olduğunu da bu açıdan belirtmekte fayda var. İşe gelmeme, odaklanma sorunu, sağlık sorunları gibi şeyler, bir şirkete uzun vadede daha pahalıya mal olur. Bu nedenle bir şirketin çalışanlarının sağlığına yatırım yapması çok mühim bir meseledir. Şimdi gelin, üretkenliği, verimliliği ve personel memnuniyetini teşvik edecek bazı önerilere bakalım. 1. Makul İş Yükü Makul olmayan, angarya düzeyindeki iş yükü çalışanların işi bırakmaları veya işi yarım yamalak yapmalarında etkili bir unsur. Yani sözgelimi bilgisayarda 15 dakikada yapılacak bir işi çalışana kağıt kalemle 75 dakikada yaptırmanın hiçbir anlamı ve faydası yoktur. Bir çalışana ekstra iş verileceği zaman, bunun maddi ya da manevi açıdan bir karşılığı olmasına özen gösterin. Ya da şirket içinde iş yükü artış gösterdiyse yeni personel alarak mevcut çalışanların iş yükünü dengeli bir şekilde ayarlayın. Böylece daha çok iş yaparken mevcut çalışanların ruhsal ve bedensel açıdan yorulmamasını sağlarsınız. 2. Esnek Çalışma Saatleri Düzenlilik ve dakiklik, bir çalışanın verimliliği açısından önemlidir; fakat özellikle ofis ortamındaki işler söz konusu olunca, yani bilgisayar üzerinden iş yapılan ortamlarda esneklik sağlanmalıdır. Yani mesai saati 8 saat diyelim. Haftada 40 saatlik bir çalışma söz konusu. Örneğin bu kişiye 40 saati dilediği gibi doldurma imkanı tanıyabilirsiniz. Bu çalışan 3 günde 40 saatlik çalışmayı tamamlayıp geri kalan 2 günü de izin olarak kullanabilmeli mesela. Ya da yine bilgisayar bazlı bir iş için bu çalışan haftanın bir gününü dilediği yerden çalışarak geçirebilmeli. Mutlaka okuyun Çalışanlarınıza Özgürlük ve Otonomi Vermenin Yolları 3. İyi Aydınlatma ve Havalandırma Penceresiz, güneş ışığı almayan, rutubetli ve havasız pek çok atölye ve ofis var maalesef. Fakat iyi aydınlatılan ve havalandırılan, mümkünse güneş ışığı alan bir ofisteki çalışanların enerji seviyesi daha yüksek olur. Doğal ışık ve temiz hava insanlara doğayı çağrıştırır ve onların “dünyadan kopuk” yaşamalarını önler. Kötü florasan aydınlatma ve havasız bir ortama sahip iş yerleri insanları yorgun kılar ve çalışmak için motivasyonlarını kaybetmelerine neden olur. Benzer şekilde modern ofislerde bol bol bitki ve yeşillik mevcuttur. Ofis ortamına biraz daha rahatlık ve renk katmak için ofisinize güzel bitkiler yerleştirebilirsiniz. Yeşilliğin bol olduğu ofis ortamlarında çalışanların stres oranının daha az olduğu da bilimsel çalışmalarla ortaya konmuş halde. 4. Konforlu Ofis Mobilyaları Ofis ortamında işler oturularak yapıldığı için ergonomik ofis mobilyalarına sahip olmak çok önemlidir. Yani kişinin postürüne destek olan sandalyeler, oturmaktan yorulunca ayakta da çalışmaya imkan veren yüksek masalar; çalışanların beden sağlığı ve kan akışı için idealdir. Yani bir işveren olarak ofis tasarlama aşamasındaysanız, ergonomik ve beden sağlığına destek olan türden ofis mobilyaları satın almaya çalışın. Ayrıca her çalışanın kilo ve boyu farklı olacağı için çalışanlarıza özel ofis mobilyaları almaya özen gösterin. Yani boyunda ve 55 kilo bir kadın çalışan işten ayrıldı. Yerine de boyunca, 94 kilo ağırlığında erkek bir çalışan geldi. Bu kişi, bir önceki çalışanın masasına ve sandalyesine tam olarak sığamayacaktır. Bu yüzden ayarlanabilir, özelleştirilebilir mobilyalar satın alınmalı. Mutlaka okuyun Çalışma Masası ve Ortamını Düzenleyerek Üretkenliğinizi Artırın! 5. Daha Az Toplantı Aşırı fazla toplantı ortamı, insanların canını sıkar ve zamanını genelde boşa harcamalarına neden olur. Amaçsızca, sırf çalışıyor gözükmek için yapılan toplantıları mümkün mertebe ortadan kaldırın. E-mail, mesaj veya telefon görüşmesi ile yapılabilecek toplantıları fiziki olarak yapmak şart değildir. Mutlaka okuyun Verimli Toplantı Yapmanın Sırrı Jeff Bezos’un 2 Pizza Kuralı 6. Gürültü İzolasyonu Çalışanlarınızın daha verimli ve üretken olmalarını istiyorsanız dikkat dağıtan sesleri ortadan kaldırmalısınız. Örneğin ofis duvarlarını ses izolasyon malzemeleriyle kaplatabilirsiniz. Ya da ses çıkarmayan klavyeler kullanmak, çalışanlarınıza gürültü önleyici özelliğe sahip kulaklıklar vermek de yine gürültü kirliliğini önleyebilecek şeyler arasındadır. Ayrıca ofisinizde mutfak ya da dinlenme odası varsa, bu ortamların çalışma odalarından uzak bir köşede olması iyi olur. Böylece mutfakta kahve içerken muhabbet eden kişilerin sesi, ana ofiste çalışan kişileri rahatsız etmemiş olur. 7. Dinlenme Odası Çok sayıda kısa aralar vermek, verimliliğe ters gibi gözükse de aslında verimliliği artıran bir şeydir. 5 dakika ara veren bir kişinin, bu arada ayağa kalkıp dinlenme odasında ara veren arkadaşlarıyla sohbet etmesi, ya da 30 dakikalık bir ara veren kişilerin dinlenme odasında Playstation oynaması bu kişilerin enerjisini yükseltir ve masa başına daha üretken bir zihinle geçmelerini sağlar. 8. Açık Ofis Planı Son araştırmalar, açık ofislerin çalışanlar adına daha ideal bir ortam olduğunu ortaya koyuyor. Açık ofis sisteminde doğal ışıktan yararlanmak rahat ve keyifli bir ortam tesis ederken, çalışanların motivasyonlarının da düşmesini önlüyor. Zira topluca çalışılan bir ortamda herkes kendi işini yaptığı için bir çalışan da arkadaşlarını görür ve kendi işine odaklanır. Yani kolektif bir çalışma gerçekleştiği algısı, açık ofis planıyla daha net bir şekilde belli olur. 9. Eğlenceli Aktiviteler Örneğin şirketteki çalışanların doğum günlerini kutlama rutinine sahip olursanız; bayram tatilleri öncesinde ya da cuma günü mesai bitimine doğru ufak bir parti düzenlerseniz çalışanlar hem sosyalleşir hem de dayanışma ortamı güçlenmiş olur. Bu bağlamda ofis dışı sosyal etkinlikler kadar ofis ortamında da topluca sosyalleşmeye önem verilmelidir. Buna ek olarak çalışanlarınızdan biri iyi bir performans gösterdiğinde bunu kutlamasını bilin. Takdir edilmemek kadar moral bozucu çok az şey vardır. Örneğin çalışanlarınızdan birinin hamile olduğunu, baba olacağını haber aldığınızda bunun kutlanmasını şirket kültürünün bir parçası haline getirin. Mutlaka okuyun İş Yerinizi Nasıl Eğlenceli ve Yaratıcı Bir Yer Haline Getirebilirsiniz? 10. Açık Kapı Politikası Bir şirkette yönetici ya da patron konumundaysanız çalışanlarınız size diledikleri zaman ulaşabilmelidir. Yani size bir şey danışmak istediklerinde sizi odanızda bulabilmelidirler. Açık kapı politikası da şirket içindeki hiyerarşinin yumuşamasına, şirketin menfaatleri adına herkesin payı olduğu algısına neden olur. Patron düzeyinden stajyer düzeyine kadar herkes şirket için en iyisini yapmaya çalıştığını hissederse dayanışmacı, üretken ve huzurlu bir ortamı oluşur. Mutlaka okuyun Açık Kapı Politikası Nedir ve Nasıl Uygulanır? 11. Saygı, Destek, İlgi Ofisin fiziki yönü kadar kimyasal boyutu da önem taşır. İş yerinde bazen ortam gerilebilir, stres seviyesi artabilir. Ancak her şeye rağmen saygı ortamı bozulmamalıdır. Çalışanlarınıza saygılı olur, onları dinlerseniz karşılıklı güven ilişkisi oluşur. Güvenin olduğu yerde de verimlilik üst düzeydedir. İyi bir iletişim kurmanın temelinde aktif dinleme bulunur. Çalışanlarınızı düşüncelerini dürüstçe söylemeleri konusunda teşvik edin. Yani iş yerinde herkes sözlerinin dinlendiğini hissetmeli. Bu sayede insanlar çalıştıkları işe daha çok bağlanır ve daha özverili çalışır. Buna ek olarak çalışanlarınızı kişisel olarak da tanımaya gayret edin. Onların dertlerini ve sevinçlerini paylaşın. Ailelerini, okudukları okulları, ilgi alanlarını, hobilerini, iş dışında yaptıkları şeyleri öğrenin. Çalışanlar mesleki boyuttan başka kişisel boyutta da tanınmaktan mutluluk duyarlar. Sonuç Dünya genelindeki en prestiji şirketlere baktığımız zaman bu şirketlerde çalışanların verimliliği, üretkenliği, yaratıcılığı ve mutluluğu için önemli yatırımlar yapıldığını görürsünüz. Yani ofise bir adet Playstation almakla halledilebilecek bir mesele değildir bu. Fakat her şeye rağmen ofisin fiziki ve ruhsal durumunu olumlu olarak geliştirecek adımlar atmanız halinde daha üretken bir ofise, daha mutlu çalışanlara ve dolayısıyla daha başarılı bir şirkete sahip olursunuz. Mutlaka okuyun Dünyanın En İyi Ofisleri
Hastalığın olmaması sağlık değildir. Şu şekilde sağlıklı oluruz Mutluluk ve başarı formülümüzü tersine çevirmeliyiz. Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım. Ve şunu gördüm, birçok şirket ve okul bir başarı formülü uyguluyor, o da şu Daha çok çalışırsam, daha başarılı olurum. Ve daha başarılı olursam, daha mutlu olurum. Bu ebeveynlik tarzlarımızı, yönetim tarzlarımızı, davranışımızı motive etme şeklimizi destekliyor. Ve sorun şu ki, bu iki nedenden dolayı bilimsel olarak eksik ve geriye dönük. Öncelikle, beyniniz ne zaman başarılı olsa, başarının görünüş şeklini değiştiriyorsunuz. İyi notlar aldınız, şimdiyse daha iyi notlar almalısınız, iyi bir okula gittiniz ve şimdi daha iyi bir okula gidiyorsunuz, iyi bir işiniz vardı, şimdi daha iyisini bulmalısınız, şatış hedefinizi tutturdunuz, satış hedefinizi değiştireceğiz. Ve eğer mutluluk başarının karşısında ise, beyniniz oraya ulaşamaz. Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek. İşte bu yüzden başarılı olmamız gerektiğini, böylece mutlu olacağımızı düşünüyoruz. Ama sorun şu ki beynimiz bunun tersi şekilde işliyor. Günümüzde birinin pozitiflik seviyesini yükselttiğinizde, beyinleri şu an mutluluk avantajı dediğimiz şeyi tecrübe eder, beyniniz pozitif durumdayken negatif, nötr ya da stresli olduğu zamankinden çok daha iyi çalışır. Kavrama yetiniz gelişir, yaratıcılığınız gelişir, enerji seviyeniz yükselir. Aslında, bulgularımıza göre her bir ticari ürün gelişim gösteriyor. Pozitif olan beyniniz negatif, nötr ya da stresli olana oranla yüzde 31 daha üretkendir. Satışlarınızda yüzde 37 daha başarılı olursunuz. Doktorlar negatif, nötr ya da stresli olmak yerine pozitifken doğru teşhis koymada yüzde 19 daha hızı ve isabetli oluyorlar. Bu da formülü tersine çevirebileceğimiz anlamına geliyor. Eğer günümüzde pozitif olmanın bir yolunu bulabilirsek, beynimiz çok daha başarılı bir şekilde çalışır ve daha fazla, daha hızlı ve daha akıllıca çalışabiliriz. Beynimizin gerçek kapasitesini görmeye başlamak için yapabilmemiz gereken şey bu formülü tersine çevirmek. Çünkü pozitif olduğunuzda sisteminizde salgılanan dopaminin iki işlevi var. Bu sizi daha mutlu etmekle kalmıyor, aynı zamanda dünyaya farklı bir şekilde adapte olmanızı sağlayan beyninizdeki öğrenme merkezlerini harekete geçiriyor. Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var. Art arda 21 gün boyunca yapılan iki dakikalık bir süre içinde beyninizin gerçekten daha iyimser ve daha başarılı bir şekilde çalışmasını sağlayabiliyoruz. Bu şeyleri çalıştığım her bir şirketteki araştırmalarda yaptık, art arda 21 gün boyunca minnettar oldukları üç şeyi yazmalarını istedik, her gün yeni üç şey. Ve bunun sonunda, beyinleri dünyayı negatif yerine pozitif bir şekilde görmelerini sağlayan bir yöntem geliştiriyor. Geçen 24 saat boyunca başınıza gelen bir tane pozitif olayı kayda geçirmek beyninizin onu tekrar yaşamasını sağlıyor. Alıştırma beyninize davranış sorunlarını öğretiyor. Bulduğumuza göre, meditasyon beyninizin aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışarak yarattığımız kültürel dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğunun üstesinden gelmesini ve el altındaki işe odaklanmamızı sağlıyor. Ve sonunda, rastgele yapılan nezaketler bilinçli nezaketlerdir. İnsanlara, gelen kutularını açtıklarında, sosyal destek ağlarındaki birine teşekkür ya da iltifat eden bir pozitif eposta yazdırıyoruz. Ve bu aktiviteleri yaparak ve beynimizi vücutlarımızı çalıştırdığımız gibi çalıştırarak, mutluluk ve başarı formülünü tersine çevirebileceğimizi keşfettik, ve bunu yaparak, iyimserlik dalgaları yaratmakla kalmıyoruz, aynı zamanda gerçek bir devrim yaratıyoruz. Shawn Achor’un “Daha İyi Çalışmanın Mutlu Sırrı” konuşmasından… Konuşmanın tamamına aşağıdaki video’dan ulaşabilirsiniz.
Shawn Achor “Daha İyi Çalışmanın Mutlu Sırrı” Shawn Achor’un “Daha İyi Çalışmanın Mutlu Sırrı” konuşmasından alıntıdır...Ben sekiz ve kız kardeşim henüz beş yaşındayken, ranzanın üzerinde oynuyorduk. O zamanlar kardeşimden iki yaş büyüktüm - yani, hala ondan iki yaş büyüğüm - ama o zamanlar bu onun istediğim herşeyi yapması gerektiği anlamına geliyordu, ve savaş oyunu oynamak istedim. Ranzalarımızın üzerindeydik. Ve ranzamın bir tarafına tüm Joe askerlerimi ve silahları yerleştirmiştim. Ve diğer tarafta ise kardeşimin tüm oyuncak atları süvari hücumuna öğleden sonra gerçekten neler olduğu hakkında farklı düşünceler var ama kardeşim bugün bizimle olmadığına göre, size hikayenin aslını anlatayım. Kardeşim biraz acemiydi. Bir şekilde, ağabeyinin hiçbir yardımı ve itme kuvveti olmadan, Amy aniden ranzanın üzerinden kayboldu ve yere düştü. Endişeli bir şekilde yatağın kenarından düşmüş kardeşimin başına ne geldiğine baktım ve onun acı verici bir şekilde elleri ve dizleri üzerine düşmüş olduğunu çünkü ailem beni mümkün olduğu kadar güvenli ve sessiz bir şekilde oynamamız konusunda tembihlemişti. Ve Amy'nin kolunu yanlışlıkla kırmış olduğumu görmek onu yaklaşmakta olan hayali... Sniper kurşunundan kahramanca kurtardıktan sadece bir hafta sonra, ki bunun için hala teşekkür edilmedi, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordum - yaklaştığını görmemişti bile - uslu durmak için elimden gelenin en iyisini yapmaya kardeşimin yüzünü gördüm, yüzündeki acı, ıstırap ve şaşkınlık ifadesi ailemi uzun süren kış uykularından uyandıracak bir çığlık koparmak üzere olduğunu söylüyordu. Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım. Ve eğer çocuklarınız varsa bu duruma yüzlerce kere şahit olmuşsunuzdur. Ona şöyle dedim "Amy, Amy, bekle. Ağlama. Ağlama. Nasıl düştüğünü gördün mü? Hiçbir insan böyle dört ayak üstüne düşmez. Amy, bence bu senin tek boynuz at olduğun anlamına geliyor."Bu aldatmacaydı çünkü dünyada Amy'nin incinmiş beş yaşındaki bir kız kardeş olmaktan daha çok isteyeceği tek şey özel tek boynuzlu at Amy olmaktı. Tabi ki bu geçmişte ona mantıklı gelen bir seçenekti. Ve zavallı, kandırılmış kardeşimin, küçük beyni az önce hissettiği acı ve şaşkınlık hissine çareler arama girişimindeyken ya da yeni keşfettiği tek boynuzlu at kimliği üzerine düşünürken, sorunla nasıl yüzleştiğiniz görebilirdiniz. Ve sonunda ikincisi galip geldi. Ağlamak yerine, oyunumuzu durdurmak yerine, ailemizi uyandırmak yerine, ki bu benim için kötü sonuçlar doğururdu, yüzüne bir gülümseme yayıldı ve yeni doğmuş bir tek boynuzlu atın zarafetiyle zorlanarak ranzaya tekrar çıktı... Bir de kırık bir beş ve yedi gibi erken yaşta tesadüfen bulduğumuz şey - o zamanlar hiçbir fikrimiz yoktu - yirmi yıl sonra insan beynine bakış şeklimizde meydana gelen bilimsel bir devrimin öncüsü olacak bir şeydi. Tesadüfen bulduğumuz şey günümüzde pozitif psikoloji denen şey, ki bu benim bugün burada olma ve her sabah uyanma araştırma hakkında akademik çevre dışında, şirketlerde ve okullarda konuşmaya başladığımda, bana söyledikleri ilk şey konuşmaya bir grafikle başlamamam gerektiğiydi. Konuşmama ilk olarak bir grafikle başlamak istiyorum. Bu grafik sıkıcı görünüyor, ama beni heyecanlandıran ve her sabah uyanmamı sağlayan neden bu grafik. Ve bu grafiğin anlamı bile yok, sahte bir bilgi. Bulduğumuz şey - Eğer bu bilgiyi bu odada, sizleri araştırarak elde etseydim, çok heyecanlanırdım, çünkü burada açıkça görülen bir akım var ve bu basına çıkabileceğim anlamına geliyor, ki önemli olan da bu. Aslına bakılırsa kavisin üzerinde tek bir garip kırmızı nokta var, odada sadece bir tane garip tip var - kim olduğunuzu biliyorum, sizi daha önce gördüm - bu sorun değil. Çoğunuzun bildiği gibi, bu sorun değil çünkü bu noktayı silebilirim. Bu noktayı silebilirim çünkü açıkça görülüyor ki bu bir ölçü hatası. Ve bunun bir ölçü hatası olduğunu biliyoruz çünkü verimi berbat istatistik, işletme ve psikoloji kurslarında insanlara öğrettiğimiz şeylerden ilki, istatistiksel olarak geçerli bir şekilde, garip tipleri nasıl elediğimizi öğretiyoruz. En iyi uyum doğrusunu bulmak için aykırı değerleri nasıl eleriz? Eğer ortalama bir insanın kaç tane Advil alması gerektiğini bulmaya çalışsaydım harika olurdu - iki. Ama potansiyelle ilgileniyorsam, sizin potansiyelinizle ilgileniyorsam, ya da mutluluk için, üretkenlik için, enerji ya da yaratıcılık için, yaptığımız şey bilimsel yolla bir ortalama kültür şöyle bir soru sorarsam, "Bir çocuk okumayı bir sınıfta nasıl hızlı öğrenir?" bilim adamları cevabı şuna çeviriyor "Ortalama bir çocuk okumayı bu sınıfta nasıl hızlı öğrenir?" ve sonra sınıfı bu ortalamaya göre düzenliyoruz. Şimdi bu kaviste seviyenin altına düşerseniz, psikologlar heyecanlanır, çünkü bu ya depresyondasınız ya da bir hastalığınız var demektir ya da umarım ikisi birden. İkisinin de olmasını isteriz çünkü bizim iş modelimize göre, bir terapi seansına tek bir sorunla gelirseniz, 10 tane sorununuz olduğunu bilerek ayrılmanızı sağlarız, böylece tekrar tekrar gelmeye devam edersiniz. Gerekliyse çocukluğunuza geri döneriz, ama eninde sonunda yapmak istediğimiz şey sizi normale döndürmek. Ama normal sadece önerdiğim, pozitif psikolojinin önerdiği şey şu, ortalama olan bir şey üzerinde çalışırsak, sadece ortalama kalmaya devam ederiz. Pozitif aykırı değerleri silmek yerine, özellikle yapmak istediğim şey bunun gibi bir topluluğa girip neden diye sormak. Neden bazılarınız entelektüel, atletik ve müzikal yetenek bakımından, yaratıcılık, enerji düzeyi, bir sorun karşısında gösterdiğiniz dayanıklılık ve espri anlayışınız bakımından bu kavisin üst kısımlarında yer alıyorsunuz? Her ne ise, sizi silmek yerine, yapmak istediğim şey sizi araştırmak. Çünkü belki bilgiyi azar azar toplayabiliriz - sadece insanları ortalamaya nasıl yükselteceğimiz değil, dünya çapında şirketlerimizde ve okullarımızda tüm ortalamayı nasıl yükselteceğimiz grafiğin benim için önemli olmasının nedeni şu, haberleri açtığımda görüyorum ki bilginin büyük kısmı pozitif değil, aslında negatif. Çoğu cinayet, yıkım, hastalıklar ve doğal afetler hakkında. Ve çok hızlı bir şekilde beynim bunun dünyada negatifin pozitife olan doğruluk oranı olduğunu düşünüyor. Bunun yaptığı şey tıp okulu sendromu denen birşey yaratmak - eğer tıp okuluna giden birilerini tanıyorsanız, tıp eğitiminin ilk yıllı süresince, olabilecek semptomlar ve hastalıklar listesini okurken aniden, hepsinin sizde olduğunu fark adında bir eniştem var - ki bu başka bir hikaye. Bobo tek boynuzlu at olan Amy ile evlendi. Bobo Yale Tıp Okulundan beni aradı ve şöyle dedi, "Shawn, cüzzama yakalandım." Ki bu, Yale'de bile, son derece nadir bir şey. Ama zavallı Bobo'ya nasıl danışmanlık yapacağımı bilmiyordum çünkü bir haftalık menopoz sürecini yeni gibi bulduğumuz şey şu, gerçekliğin bizi şekillendirmesine gerek yok, beyninizin dünyaya bakışınızı belirleyen lensler gerçekliğinizi şekillendiriyor. Ve eğer lensleri değiştirebilirsek, mutluluğunuzu değiştirmekle kalmayıp aynı zamanda her bir eğitimsel ve ticari sonucu da başvurduğumda, Kabul edilmeyi beklemiyordum ve ailemin üniversite için parası yoktu. İki hafta sonra askeri burs kazandığımda gitmeme izin verdiler. Aniden, ihtimal dahilinde bile olmayan bir şey gerçekliğe dönüştü. Oraya gittiğimde, diğer herkesin de bunu bir ayrıcalık olarak göreceğini, orada olmaktan heyecan duyacaklarını düşünmüştüm. Sizden daha zeki insanlarla dolu bir sınıfta olsanız bile, o sınıfta bulunduğunuz için mutlu olurdunuz, ben de böyle hissediyordum. Ama orada bulduğum şey, bazıları şu an bunu yaşıyor, dört yıl sonra mezun olduğumda ve sonraki sekiz yılı öğrencilerle birlikte yurtlarda geçirdiğimde - Harvard benden o adam olmamamı istedi. Ben Harvard'da öğrencilere geçirdikleri zorlu dört yıl süresince danışmanlık yapan bir memurdum. Ve araştırmam ve eğitim verme sürecinde bulduğum şey şu bu öğrenciler okula girmelerini sağlayan asıl başarıları için ne kadar mutlu olurlarsa olsunlar, iki hafta sonra beyinleri orada olmanın ayrıcalığına ya da felsefelerine veya fiziklerine odaklanmıyor. Beyinleri rekabete, iş yüküne, mücadeleye, strese ve şikayetlere ilk gidişimde, birinci sınıfların yemekhanesine girdim, büyüdüğüm yer Teksas, Waco'dan arkadaşlarımın olduğu yere - bir kaçınızın daha önce orayı duyduğunu biliyorum. Beni ziyarete gelmişlerdi, etrafa bakıp şöyle demişlerdi, "Bu birinci sınıfların yemekhanesi "Harry Potter" filmindeki Hogwarts'a benziyor", ki öyle. Bu "Harry Potter" filmindeki Hogwart's ve bu Harvard. Ve bunu gördüklerinde, şöyle diyorlar "Shawn, neden vaktini Harvard'da mutluluk üzerine çalışmakla harcıyorsun? Gerçekten, bir Harvard öğrencisini mutsuz edebilecek ne olabilir ki?Bu sorunun içindeki kilit nokta mutluluk bilimini anlamak. Çünkü bu sorunun anlattığı şey dış dünyanın mutluluk seviyelerimizin belirleyiciği olduğu, gerçekte ise, dış dünyanızla ilgili herşeyi bilirsem, uzun vadeli mutluluğunuzun sadece yüzde 10'unu tahmin edebilirim. Uzun vadeli mutluluğun yüzde 90'ı ise dış dünya tarafından değil, beyninizin dünya yönlendirme şekliniz tarafından belirlenir. Ve eğer bunu değiştirirsek, mutluluk ve başarı formülümüzü değiştirirsek, gerçekliği etkileme şeklimizi değiştirebiliriz. Bulgulara göre iş başarısınız sadece yüzde 25'i göre tahmin ediliyor. İş başarısının yüzde 75'ini ise iyimserlik seviyeniz, sosyal desteğiniz ve stresi tehdit yerine bir mücadele olarak görebilme yeteneğiniz England'daki muhtemelen en prestijli yatılı okulun yetkilileriyle konuştum ve şöyle dediler, "Bunu zaten biliyoruz. Her sene, öğrencilerimize sadece eğitim vermek yerine, iyileşme haftası da düzenliyoruz. Ve bundan çok heyecan duyuyoruz. Pazartesi gecesi dünyanın önde gelen uzmanı ergenlik depresyonu hakkında konuşmak için geliyor. Salı gecesi, okulda siddet ve zorbalık. Çarşamba gecesi, yeme bozuklukları. Perşembe gecesi, uyuşturu kullanmanın nedenleri. Ve cuma gecesi de riskli seks ya da mutluluk arasında karar vermeye çalışıyoruz." Ben de şöyle dedim "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir." Beğenmenize sevindim ama onlar hiç sevmedi. Telefonda sessizlik oldu. Ve sessizliğe şöyle dedim "Okulunuzda konuşma yapmaktan mutluluk duyarım ama bildiğiniz gibi bu bir iyileşme haftası değil, hastalık haftası. Yaptığınız şey olabilecek tüm negatif şeyler bahsetmekti, fakat pozitif olanlardan hiç bahsetmediniz."Hastalığın olmaması sağlık değildir. Şu şekilde sağlıklı oluruz Mutluluk ve başarı formülümüzü tersine çevirmeliyiz. Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım. Ve şunu gördüm, birçok şirket ve okul bir başarı formülü uyguluyor, o da şu Daha çok çalışırsam, daha başarılı olurum. Ve daha başarılı olursam, daha mutlu olurum. Bu ebeveynlik tarzlarımızı, yönetim tarzlarımızı, davranışımızı motive etme şeklimizi sorun şu ki, bu iki nedenden dolayı bilimsel olarak eksik ve geriye dönük. Öncelikle, beyniniz ne zaman başarılı olsa, başarının görünüş şeklini değiştiriyorsunuz. İyi notlar aldınız, şimdiyse daha iyi notlar almalısınız, iyi bir okula gittiniz ve şimdi daha iyi bir okula gidiyorsunuz, iyi bir işiniz vardı, şimdi daha iyisini bulmalısınız, şatış hedefinizi tutturdunuz, satış hedefinizi değiştireceğiz. Ve eğer mutluluk başarının karşısında ise, beyniniz oraya ulaşamaz. Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek. İşte bu yüzden başarılı olmamız gerektiğini, böylece mutlu olacağımızı sorun şu ki beynimiz bunun tersi şekilde işliyor. Günümüzde birinin pozitiflik seviyesini yükselttiğinizde, beyinleri şu an mutluluk avantajı dediğimiz şeyi tecrübe eder, beyniniz pozitif durumdayken negatif, nötr ya da stresli olduğu zamankinden çok daha iyi çalışır. Kavrama yetiniz gelişir, yaratıcılığınız gelişir, enerji seviyeniz yükselir. Aslında, bulgularımıza göre her bir ticari ürün gelişim gösteriyor. Pozitif olan beyniniz negatif, nötr ya da stresli olana oranla yüzde 31 daha üretkendir. Satışlarınızda yüzde 37 daha başarılı olursunuz. Doktorlar negatif, nötr ya da stresli olmak yerine pozitifken doğru teşhis koymada yüzde 19 daha hızlı ve isabetli oluyorlar. Bu da formülü tersine çevirebileceğimiz anlamına geliyor. Eğer günümüzde pozitif olmanın bir yolunu bulabilirsek, beynimiz çok daha başarılı bir şekilde çalışır ve daha fazla, daha hızlı ve daha akıllıca gerçek kapasitesini görmeye başlamak için yapabilmemiz gereken şey bu formülü tersine çevirmek. Çünkü pozitif olduğunuzda sisteminizde salgılanan dopaminin iki işlevi var. Bu sizi daha mutlu etmekle kalmıyor, aynı zamanda dünyaya farklı bir şekilde adapte olmanızı sağlayan beyninizdeki öğrenme merkezlerini harekete göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var. Art arda 21 gün boyunca yapılan iki dakikalık bir süre içinde beyninizin gerçekten daha iyimser ve daha başarılı bir şekilde çalışmasını sağlayabiliyoruz. Bu şeyleri çalıştığım her bir şirketteki araştırmalarda yaptık, art arda 21 gün boyunca minnettar oldukları üç şeyi yazmalarını istedik, her gün yeni üç şey. Ve bunun sonunda, beyinleri dünyayı negatif yerine pozitif bir şekilde görmelerini sağlayan bir yöntem 24 saat boyunca başınıza gelen bir tane pozitif olayı kayda geçirmek beyninizin onu tekrar yaşamasını sağlıyor. Alıştırma beyninize davranış sorunlarını öğretiyor. Bulduğumuza göre, meditasyon beyninizin aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışarak yarattığımız kültürel dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğunun üstesinden gelmesini ve el altındaki işe odaklanmamızı sağlıyor. Ve sonunda, rastgele yapılan nezaketler bilinçli nezaketlerdir. İnsanlara, gelen kutularını açtıklarında, sosyal destek ağlarındaki birine teşekkür ya da iltifat eden bir pozitif eposta bu aktiviteleri yaparak ve beynimizi vücutlarımızı çalıştırdığımız gibi çalıştırarak, mutluluk ve başarı formülünü tersine çevirebileceğimizi keşfettik, ve bunu yaparak, iyimserlik dalgaları yaratmakla kalmıyoruz, aynı zamanda gerçek bir devrim ki kaynaktan türkçe alt yazılı videoyu
Dünyaca ünlü yazar ve konuşmacı İngiliz Paul Rigby, bilimsel araştırmalara göre mutluluğun beş sırrı olduğunu ifade ederek, "Eğer uygulanırsa ve gerçekten istenirse mutlu bir hayat sürmek çok kolay" ünlü konuşmacı İngiliz Paul Rigby, mutluluğun sırrı ve çalışma hayatında mutlu olmanın yollarıyla ilgili yapılan bilimsel çalışmanın sonuçları hakkında Doğan Haber Ajansı'ndan Aynur Tattersall'ın sorularını yanıtladı."MUTLULUĞU SEÇİN"Yapılan uluslararası son araştırmaların Türkiye'de çalışma ortamında mutluluk seviyesinin yüzde 7 olduğunu gösterdiğini söyleyen Rigby, istenirse mutluluğu yakalamanın hiç de zor olmadığını ifade etti. Harvard profesörü Shawn Achor'un mutluluk bilimi ve insan potansiyeli üzerine kişinin katılımıyla yaptığı ve yüzlerce bilimsel araştırmanın sonuçlarından yola çıkarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına dikkati çeken Rigby, bu çalışmadan yola çıkarak hazırlanan Turuncu Kurbağa Spark workshop ile Türkiye'de geniş kitlelere ulaşıyor. Türkiye'de iş dünyası profesyonelleriyle buluşarak mutlu olmanın yollarını anlatan Rigby, istendiği zaman mutluluğun kolayca elde edebileceğine dikkati çekerek, "Mutluluk bir seçimdir. Önce mutlu olmayı seçerek işe başlamalıyız" diyor."VERİMLİLİK İÇİN ÖNCE MUTLULUK. İŞE BAĞLILIK MUTLULUK GETİRİR"Rigby, geniş çevrelerce kabul edilen Çok çalış, başarılı ol, mutlu ol denkleminin aslında tam tersinin geçerli olduğunu, mutlu oldukça insan beynin performansın arttığını ve daha verimli olduğunu ifade ediyor. Bunu kanıtlayan bulguları bir araya getirerek "Mutluluk Avantajdır" The Happiness Advantage adlı kitabının öğretileriyle şekillendirdiği Turuncu Kurbağa Spark workshop ile bunu dünyada büyük kitlelere yayan Rigby, Olumsuzluklarla çevrili olduğumuz dünyamızda başarılı ve mutlu olmak için olumlu olanı bulup çıkarmalıyız. İşe bağlılık mutluluk getirir. İnsanlar yaratıcı oldukça, daha verimli çalışır ve daha iyi sonuçlar alır" diye Rigby'e göre mutlu olmanın 5 yolu...ŞÜKREDİNŞükran ve minnet duygularının mutluluk üzerinde pozitif etkisinin bilimsel olarak kanıtlandığını söyleyen Rigby, her gün hayatımızda olan güzellikler için şükretmeyi unutmamız gerektiğini ifade DÜZENLİ EGZERSİZ YAPINRigby, düzenli egzersizin önemine dikkati çekerek, spor yapmanın insana mutluluk hissi veren endorfin mutluluk hormonu salgıladığını ve mutluluğun en önemli anahtarlarından birinin her gün düzenli spor yapmak olduğunu söylüyor. Rigby bunun için sadece 30 dakikalık tempolu bir yürüyüşün bile yeterli olduğunu YAPINHer gün düzenli olarak meditasyon yapmanın mutluluk üzerinde büyük öneme sahip olduğunu hatırlatan Rigby, nasıl arabanın zaman zaman servise ihtiyacı oluyorsa insan zihninin de dinlenmeye ve sessizliğe ihtiyacı olduğunu söyleyerek, beyin faaliyetlerinin, her gün 10 dakikalık meditasyonla, endişe ve kaygı odaklı sağ beyinden mutluluk, heyecan ve keyif odaklı sol beyin tarafına geçebileceğine işaret ediyor ve düzenli meditasyonun mutluluğun vazgeçilmezi olduğunu GÜZELLİKLERİ DEFTERE YAZINHer gün yaşanan gün içinde gerçekleşen pozitif olayları fiziki olarak deftere yazmanın insan psikolojisi üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu söyleyen Rigby, bilgisayarda değil kalemle deftere günlük şeklinde not almanın mutluluk üzerinde büyük rol oynadığını ifade ediyor. Rigby, kişinin yazarak hayatındaki güzellikleri daha net görüp algılayabileceğini ve pozitifi algılayıp seçmeye başlayınca hayatın tamamen değişmeye başladığını OLARAK HERGÜN BİRİSİNE İYİLİK YAPIN"Başkalarının mutluluğu sizin mutluluğunuzdur" diyen Rigby, Sosyal bir varlık olduğumuzu benimsemek ve yardımseverlik bilincini kazanabilmek için her gün düzenli olarak iyilik yapmayı öneriyor. Bunların çok büyük iyilikler olması gerekmediğini hatırlatan Rigby, yolda ağır bir çanta taşıyan bir yaşlıya yardım etmek, ya da bizi mutlu eden bir olay karşısında karşımızdakine yürekten teşekkür etmek gibi küçük şeylerin bile çok büyük öneme sahip olduğunu söylüyor."MUTLULUK AVANTAJI REKABET AVANTAJINDAN ÖNDE"Rigby'nin son yıllarda mutluluk üzerine Türkiye'de gerçekleştirdiği çalışmaların büyük ilgi gördüğüne dikkati çeken Meander Yönetim Danışmanlığı kurucu üyesi Ozkan Zere, temel amacın bugününü yönetirken geleceği yaratan liderler yaratmak olduğunu söylüyor. "Lider kim" sorusuna; "Lider hepimiz aslında organizasyonda tepelere bakmamak lazım" diyen Zere, herkesin lider olduğunu ve gerçek anlamda yaratılmak istenenin pozitif liderlik olduğunu iddia ediyor. Mutluluk avantajının rekabet avantajından daha ileride olduğunu hatırlatan Zere, "şirketlerde konu yatırımın getirisi ama biz mutluluğun getirisi diyoruz. Siz önce insanların mutlu olmasını sağlarsanız ondan sonra başarı ve finansal sonuçlar gelecek. Bunu her yöneticinin hatırlaması gerekiyor" diyor. - Tattersalllondra
daha iyi çalışmanın mutlu sırrı