🎖️ Hale Asaf Eserleri Hakkında Bilgi
AsafHâlet Çelebi’nin şiirindeki mistisizm üç farklı bölümde el e . hakkında pek çok şey söylenmişti r. Bu hale Eckhart,
Hayatı, Eserleri ve Hakkında Bilinmeyenler. Klasik dönemin en önemli isimlerinden olan Beethoven, Alman piyanist ve bestecidir. Romantik döneme geçiş sürecinde büyük katkısı olmuştur. Mücadelesi çocukluk yıllarında başlayan Ludwig van Beethoven; ilk sınavını sıkıntılı bir aile hayatı ve iyi denilemeyecek bir baba ile
Etiketler: başlıca eserleri hakkında bilgi., biyografisi, çalışmaları, hakkında 0, hakkında Tevfik Sağlam hayatı, kaç yaşında, kimdir, Tevfik Sağlam Aslen NERELİ, Tevfik Salim Sağlam Aslen NERELİ
ÖzdemirAsaf (Ankara, 11 Haziran 1923 – İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf’ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi’nin ilk kısmına girdi. 1934 yılındaki Soyadı Kanunu’yla ‘Arun’ soyadını aldı. 1941 yılında on birinci sınıfta, bir ek ara sınavla Kabataş Erkek Lisesi’ne geçip 1942 yılında mezun oldu. İki yıl
Mesela koleksiyonumda Türkiye’nin ilk kadın ressamlarından olan Hale Asaf’a ait çok kıymet verdiğim bir resim var. Resmi aldıktan sonra Fikret Adil’in 1930’larda yazdığı dönemin bohem hayatını anlatan “Asmalı Mescit 74” isimli kitabında, Hale Asaf’dan da bahsedildiği bilgisine ulaştım.
Osmanlı Ressamları Eserleri Ve Hakkında Bilgileri. 1. Hoca Ali Rıza (1858 – 1930) – Göl Kenarı Hale Asaf, kısacık yaşamında bir taraftan
DivanEdebiyatının-Şiirinin Kaynakları. Divan edebiyatı her ne kadar İran edebiyatını örnek almışsa da kaynakları yalnızca İran şiiri ile sınırlandırılamaz. Bu edebiyatın kültür birikimini oluşturan kaynakların başlıcaları şunlardır: 1. Şuara Tezkireleri. Dönemin edebiyat tarihleridir. Tezkireler; biyografi
Hale Asaf’ın İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde bulunan resimleri dışındaki eserleri bilinmemektedir. Türk resim sanatında akonstrüktif üslup anlayışına uygun dramatik içerikler kazandırma yolunda olan bir ressamın, Hale Asaf olduğu söylenebilir. BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU:
HilmiYavuz, “Asaf Hâlet Çelebi’nin Semâ’-ı Mevlânâ Şiirini Yeniden Okuma Denemesi”, Yazın Üzerine, İstanbul 1987, s. 101-105. Ahmet İnam, “Şiirimizde Mistik Yönelimler”, Yeni Dergi, sy. 111, Aralık 1973, s. 21-35. Şiir Atı (“Âsaf Hâlet Çelebi Yaprakları” adıyla özel bölüm), sy. 2, İstanbul 1986, s. 22-80.
mEAlU. Osman Hamdi Bey, Fikret Mualla, Abidin Dino, İbrahim Çallı başta olmak üzere ünlü Türk ressamların en önemli tablolarını sizler için derledik. 1. Hoca Ali Rıza 1858 – 1930 – Göl Kenarı Hoca Ali Rıza, Türk resminde manzara resmi yapan ilk ressam değildir ama saray bahçelerinden çıkıp bir empresyonist gibi kırlarda ve sahillerde resim yapan ilk Türk ressamıdır. Ayrıntılara gösterdiği özen ve renk bilgisi onun üslubunu farklı kılan noktalardır. Resimde şiirsel bir üslup vardır. Bu resimde olduğu gibi tüm manzara resimlerinde maviler ve yeşiller ağırlıktadır. Resimlerinde figürü boyut belirleyici olarak kullanır. Hoca Ali Rıza, hiç Avrupa’ya gitmemiş olmasına ve empresyonizmi görmemesine karşın resmine batılı bir tarz katmıştır. 2. Şeker Ahmet Paşa 1841 – 1907 – Narlar ve Ayvalar Geometrik açıdan sepetteki ayva ve narların dizilişi, birbirleriyle oluşturduğu kompozisyon resmin en dikkat çekici özelliğidir. Ayrıca, resmin gerçekçi duruşu, renklerin birbiriyle uyumunda önemlidir. Şeker Ahmet Paşa’nın resimlerindeki renk zenginliği, doğadaki gerçekliği verme kaygısı, onu doğa lirizmi diyebileceğimiz bir üsluba yaklaştırdı. Paris’te Louvre Müzesi’ne hayatta iken resmi kabul edilen ilk Türk ressamıdır. Resimlerinde değişik bir perspektif anlayışı vardır. Daha çok natürmort resimleri ile bilinir. 3. Osman Hamdi Bey 1842 – 1910 – Kaplumbağa Terbiyecisi 1906 Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 1906 ve 1907 olmak üzere iki farklı versiyonu vardır. Bu yazıda gördüğünüz 1906 versiyonudur. İki versiyon arasındaki temel fark, 1906 versiyonunda 5, 1907 versiyonunda 6 kaplumbağa olmasıdır. Osman Hamdi Bey’in bu tablosu, özellikle ilham kaynağına dair net bilgilerin olmadığı dönemde, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun hâlini anlattığı şeklinde yorumlanmıştır. Kaplumbağaların esin kaynağının, Lale Devrindeki Sadabad eğlenceleri sırasında, hava karardıktan sonra sırtlarına mum dikilerek serbest bırakılan kaplumbağalar olduğu öne sürülmüştür. Bu yoruma göre, Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye gibi birçok kurumu kurmak ve yönetmek görevini üstlenen Osman Hamdi Bey, tabloda kendini terbiyeci, kendi iş yapış biçimine uyum gösteremeyen astlarını ise yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağalar olarak göstererek, onları hicvetmektedir. Başka yorumlara göre, düşünceli biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır. Bu yoruma göre de terbiyeci Osman Hamdi Bey’in kendisidir. Terbiyecinin zorlu işi elindeki müzik aletleriyle halletmeye çalışması, Osman Hamdi Bey’in de değişime direnen bir toplumu sanat yoluyla çağdaş seviyeye getirmeye çalıştığını, bu yüzden sanat okulu ve müze açma girişiminde bulunduğunu vurgular. 4. İbrahim Çallı 1882 – 1960 – Üsküdar Ressam Roben Efendi’den de resim dersleri alan Çallı, Şeker Ahmet Paşa’nın önerisi üzerine 1906 yılında şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan dönemin Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi. Altı yıllık okulu üç yılda bitirdi. Türk resminde, İbrahim Çallı ve arkadaşları, “1914 Kuşağı Türk Ressamları”, “Türk İzlenimcileri” ve “Çallı Kuşağı” olarak anılırlar. Çallı, resim alanında batı anlayışına yönelik bir sürece girilmesinde önemli itici güçlerden birisi olmuştur. Çalışmalarının tümünde gözlemlenen izlenimci anlayış, Avrupa’nın resim uygulamalarında görülen izlenimcilik akımının kurallarını sıkı sıkıya uygulamaktan çok, kendine özgü bir karakter sergilemiştir. Bu karakter Çallı’nın kompozisyonu oluşturan unsurların seçiminde ve resimsel dili oluşturmasındaki tavrı ile ortaya çıkmaktadır. Üsküdar tablosunun önemi, ressamın paletindeki tüm renkleri ustalıkla kullanmasıdır. Resme baktığınızda, kendinizi Çallı ile beraber Üsküdar’da o yıllarda dolaşır gibi hissedersiniz. 5. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1911 – 1973 – Tophane Bedri Rahmi Eyüboğlu, görsel sanatların farklı dallarından pek çok eser bıraktı. Bu tablo, ressamın izlenimcilik etkisini net olarak ortaya koyar. Avrupa kültürünü takip eden İstanbul’da modernizmin simgesi olmayı amaç edinen kalabalığı, sanat yakınlığı, gece yaşamı, kahve kültürüyle 1900-1950 arasında semt kültürüne sahip olan Tophane, Bedri Rahmi ve arkadaşlarının uğrak yeri. Canlı ve parlak renkleri tercih eden ressam, sağ tarafa yerleşip, oval cephesi ve açık rengiyle eserin kırılma noktasını direkt vererek dikkat çekmek istemiştir. 6. Mahmut Cûda 1904 – 1987 – Sara 1929 Mahmut Cûda’nın az sayıda nü çalışmasından biri olan resme, pembe elbise giydirmesinin öyküsü ilginçtir. 1929 yılında yaptığı üç nü tablodan birine pembe volanlı elbise, 1931’de evlendiği eşi Nazıma Hanım’ın Akademi Balosu’nda giydiği çok sevdiği eşiyle ilk karşılaşmasında üzerinde gördüğü bu elbiseyi nü tablosunun üzerine giydirir. Peki nü tablosunu yaptığı Sara kim? O dönemde, Akademi’de çalışan modellerden biri. Aslında ressamın natürmortları çokça bilinse de, bu tablosu çok etkileyici. 7. Feyhaman Duran 1886 – 1970 – Celaleddin Arif Bey 1907 Türk resim sanatında portre sanatının ilk ve en önemli temsilcisidir. İzlenimci bir anlayışı yansıtan eserlerinde renk ve desen uyumu dikkat çekicidir. Aynı zamanda, en güzel Atatürk portrelerini yapan ressamdır. Portresini yaptığı Celaleddin Arif Bey, son Osmanlı Meclis Başkanı’dır. Celaleddin Arif Bey, Fransa’da hukuk doktorası yaptıktan sonra İstanbul’a dönüp son Osmanlı Meclisi’ne başkanlık etmiş, Cumhuriyet ilan edildikten sonra meclis başkanlığı için Mustafa Kemal’le ters düşmüş. Belki bu yüzden Nutuk’ta Mustafa Kemal’in aleyhimize çalıştı diye bahsettiği bir isim. Avrupa’dan resim toplamaya meraklı Celaleddin Bey, Feyhaman Duran’la da dostluk kurar ve portresini yaptırır. 8. Fikret Mualla 1903 – 1967 – Caz Orkestrası Kendi hayatı her ne kadar acı, hüzün, hastalık, alkol gibi zorluklarla dolu olsa da bütün yapıtlarında yaşama sevinci hakimdir. Resimde, Fikret Mualla coşkulu bir müzikal ortamı yakalamayı başarmıştır. Desen ve gözlem ustası Mualla, Paris’te Henry Matisse’nin renk kullanımından etkilendi, dışavurumcu akımın etkisi altına girdi. Öznelliğe ağırlık verip gerçekliğe bağlı kalmamak. Renkli kağıtlar üzerine guaj ile yaptığı resimler onun imzasıdır adeta. Cazcıları resmettiği çok sayıda resmi vardır. Neticede bir ressamın bir dönemi, bir kenti, bir tarzı nasıl belleklerde iz bırakacak şekilde işleyebileceğini gösteren ilginç temalardandır. 9. Nazmi Ziya Güran 1881 – 1937 – Sokak Manzarası Empresyonizmi en üst seviyede temsil eden ressamın bu eseri başyapıtları arasında gösteriliyor. Resimde İstanbul insanının bu doğal ve kentsel ortam içinde akıp giden yaşamını ele almıştır. Sanatçı, tipik tarzı olan değişken ışık anlayışını bu resmine de aktarmış. 10. Nuri İyem 1915 – 2005 – Üç Güzeller Nuri İyem, mahur, güzel, çekingen, melankolik, utangaç kadınlarla bizi sarmalar. Bu kadın yüzleri, hem çocukken kaybettiği ablasının hayali imgesi hem de zamanı aşan ikonik bir sembol olarak Nuri İyem sanatının önemli bir örneğidir. Üç Güzeller teması, Yunan ve Roma mitolojisinde karşımıza çıkar. Bu üç tanrıça, neşe, görkem, övünç adlarıyla güzellik, doğa, cazibe, yaratıcılık ve doğurganlığı temsil eder. İyem’in de Anadolu kadınına övgü dolu gözlerle baktığı bellidir bu resmiyle. 11. Namık İsmail 1890 – 1935 – Sedirde Uzanan Kadın 1917 Namık İsmail daha ziyade nü tablolarıyla bilinir. Bu resim, Osmanlı’da elit tabakaya ait batıya özgü giysileri olan bir kadın figürünün resmedilmesi ve arka planda kitaplarla dolu kitaplık, batılılaşma dönemi sonrası üst tabakadan kitap okuyan kadını simgeler. Yerdeki hat levhası, vazo, sehpa, yastıklar, kadının yüzündeki hüzün, düşünceli görünümü, resimdeki objeler resmin duygu atmosferine göre seçilmiş. Kullanılan pastel tonlar, duygu atmosferini bütün resme yaymış. Resimdeki ışık kadının yüzüne odaklanmış, bu kadının duygulu, zarif kişiliğini öne çıkarmıştır. Kadının eli aynı ışık içinde kullanılarak narin duruşuna katkı sağlamıştır. 12. Hale Asaf 1905 – 1938 – Otoportre Hale Asaf, kısacık yaşamında bir taraftan hastalıklarla mücadele etmiş, bir taraftan resim tutkusuyla Avrupa – İstanbul arasında mekik dokumuş önemli bir kadın ressamdı. Asaf, aynı zamanda ilk Türk kadın ressamlardan Mihri Müşvik’in yeğeniydi. Bu portre, Paris’teki hocası Andre Lhote’nin ona kazandırdıklarıyla kübizm etkisinde yaptığı otoportredir. Tekniğinin güzelliği kadar, kendini bir Türk kadını olarak tasviri de çok önemlidir. Kadınsı yönlerini geride bırakmış, ayağı sağlam basan, kendinden emin genç Türk kadınlarını bu otoportre vesilesiyle yansıtmıştır. 13. Abidin Dino 1913 – 1993 – Uzun Yürüyüş 1956 Abidin Dino, sanatın her dalında gösterdiği çalışmalarla çağdaş kültürün gelişmesinde çok çaba harcamış bir sanatçıdır. Dino, aslında hayatı boyunca çizdiği, bir nevi kartvizit işlevi gören el ve parmak çizimleriyle bilinir. Picasso’nun deyimiyle en düzgün el ve parmak çizen iki kişiden biridir. Bu tablosu için, Nazım Hikmet şiir yazmıştır. Bu adamlar, Dino, ellerinde ışık parçaları, bu karanlıkta, Dino, bu adamlar nereye gider? Sen de, ben de, Dino, onların arasındayız, biz de, biz de, Dino, gördük açık maviyi. 14. İbrahim Balaban 1921 – – Harman 1958 Anadolu insanının yaşamından ve halk efsanelerinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi yapıtlar üreten 94 yaşındaki usta ressam Balaban, bugün hâlâ Nâzım’dan “Şair Baba” diye bahsediyor ve “O bir güneşti, beni ışığıyla aydınlattı.” diyor. Nazım Hikmet, onun Harman tablosu için şu şiiri yazmıştır. Seçköyü’nden Feyzioğlu Ali’nin kızı, harman yerinde su döküyor dombaylara. Dombaylar kızgın tuğladan dombaylar kırmızı kara. Ben de dombaylar gibi, eydim kafamı toprağa. Su dök! serinleyeyim! 15. Nurullah Berk 1906 – 1982 – Ütücü Kadın Resimde konturlar değişmeyen bir unsur olarak yer almış. Bu resimde, biçimler öteki resimlerde olduğu gibi çok parçalı değildir. Parçalanmalar formu bozmayacak şekilde yer yer kontur kullanmadan renkler ve tonlarla yapılmıştır. Önceki resimlerinde merkezi olan konpozisyon burada değişmiş, figür bu sefer resmin ortasında değil sol tarafta yer almıştır. Geleneksel biçimlerin üzerine bu resimde daha önemle durulmuş. Konu olarak yine gündelik hayatlardaki insan motifleri işlenmiştir. 16. Avni Arbaş 1919 – 2003 – Atlı 1986 Dostu Nazım Hikmet’in de gördüğünde “Avni’nin Atları” adlı şiirini yazdığı “Atlar” serisi bir panelde tartışılırken, “Bazen kendimi at gibi hissediyorum” demiş Avni Arbaş. Panel yöneticisi can havliyle araya girmiş “Aman efendim, estağfurullah” diye karşılık vermiş. “Halbuki”, diyor “at olmak güzel bir şeydir”. Türk ressamlarla ilgili hazırladığımız diğer yazılara da göz atmanızı öneririz. 12 Türk Ressamın Fırçasından Resim Atölyeleri 15 Türk Ressamın Nü Resimleri 15 Önemli Türk Ressamın Ada Resimleri Türk Ressamların Kitap Temalı 10 Tablosu 12 Türk Ressamın Çarpıcı Otoportreleri 15 Ünlü Türk Ressamın Göz Alıcı Kadın Resimleri 16 Türk Ressamın Fırçasından Mutlu Aile Resimleri Ünlü Türk Ressamlardan Düğün Coşkusunu Yansıtan 15 Resim Bilmeniz Gereken 18 Fantastik ve Sürrealist Türk Ressam 14 Türk Ressamın Fırçasından Kedi Resimleri 15 Ünlü Türk Ressamın Kar Manzaralı Resimleri Türk Ressamların Fırçasından 15 Büyüleyici At Resmi Ünlü Türk Ressamların Birbirinden Güzel 15 Çocuk Resmi 15 Türk Ressamın Semt ve Sokaklarıyla Eski İstanbul Resimleri Portreleriyle Ölümsüzleşen 16 Türk Ressam 20 Ünlü Türk Ressamın Manzara Resimleri 20 Ünlü Türk Ressamın Natürmort Tabloları 21 Ünlü Türk Ressamın Kadın Figürlü Tabloları Tanımanız Gereken 10 Önemli Türk Ressam ve Tabloları – Bölüm 1 Tanımanız Gereken 10 Önemli Türk Ressam ve Tabloları – Bölüm 2 Türk Resim Sanatında İz Bırakmış 20 Sıradışı Ressam Bilmeniz Gereken 18 Türk Kadın Ressam Klasik Türk Resmi’nden 14 Seçme Başyapıt Kaynak Günde 1 Resim, Edebiyat ve Sanat Akademi, Resim Biterken,
Hale Asaf'ın teyzesi ilk Türk kadın ressamı Mihri Hanım, sonraları Bursalı Selami Paşa'nın oğlu hariciye memurlarımızdan olan Müşfik Bey'le evlendiği için Mihri Müşfik adıyla da tanınmıştır. Ünlü ressam, İtalya'da olduğu gibi, Almanya'da ve Fransa'da büyük başarılar sağlamış, mütareke devrinde İstanbul'daki Güzel Sanatlar Akademisi'nin kız öğrencilerine resim dersleri vermiş, hayatının son yıllarını Amerika'da sefalet içinde Hanım, 1885 yılında doğdu. Bembeyaz tenli, siyah saçlı, mavi gözleri ile etine dolgun, çekici ve değişik bir güzeldi. İlk kültürünü evlerine gelen özel öğretmenlerden aldı. Batılı kadınların hayatına özenen ve bunda bir Batılı kadın gibi başarılı olduğunu sanan kadınlar arasında, yerini buldu. Genç kızlık çağına geldiği zaman, Avrupa'dan İstanbul'a gelen operetçileri, müzisyenleri izler, o devirde Türk kızları için yadırganan biçimde dekolte giyinir ve alafranga hayata içten tutkusunu, her hareketi ile çapkın bir babanın güzel ve biraz da âşık ruhlu kızıydı. O da babası gibi, hayatını neşe ve zevk içinde geçirmeye meyilli ara, Müşfik Bey'le devam ettirdiği bohem hayatını, evlenmek suretiyle sürdürdü. Roma'da tabloları ile yaşantısı sırasında, belki de Danonçiyo'nun delaleti ile, Vatikan Müzesi'ne bir tablosu bile konuldu. Hatta, Papa'nın bir portresini yaptı. Papa , ilk defa bir kadın ressama poz veriyordu. Bütün bunlar, meşhur Danonçiyo'nun özel dostluğunun eseri Hanım, aynı zamanda, bir salon kadınıydı. İttihat ve Terakki Partisi büyüklerinden çoğu ile dostluğu vardı. Hıristiyan kadınları gibi, erkeklerle içki masasına oturması garip karşılanmış ve İttihatçıların memleketten kaçmasından sonra, kendisi de Roma'ya, daha sonra paris'e giderek resim yapmakla yaşantısını sürdürmüştür. Onun Paris'teki atelyesi, 52 Bd. Montparnasse'de idi. Ancak Paris'teki hayatı, çok israflı gçmiş ve tablolarının geliri borçlarını kapatamadığından, sıkıntı çekmiştir. Hayatının son yıllarını Amerika'da geçirmiş, zengin kişilere, özel resim dersleri vererek ömrünü tamamlamış, çalışma gücünü kaybettikten sonra, sefalet içerisinde, sanat ve gerçek dünyamızdan Asaf'ın hocaları ve eserleriHale Asaf, evinde, küçük yaşta resme başladı. İlk öğretmeni, kendisine İngilizce dersi veren bir matmazeldir. Hale daha sonra Dame ve Sion'da okudu. Fransızcayı bu okulda, evlerindeki Rum hizmetçilerden de, güzel konuşacak kadar Rumca öğrendi. Daha sonra teyzesi Mihri Hanım'ın yanına, annesi ve babası ile gittiğinde Roma'da uzun müddet resim çalışmaları yaptı ve bir İtalyan gibi İtalyan diline vakıf oldu. Hale, müterakenin ilk yıllarında, babası ile annesinin mali durumu müsait olduğu sırada, Almanya'ya resim tahsiline gönderildi. Orada da, Almancayı yabancı dilleri erken kapabilen bir kabiliyeti vardı. Resimde de öyle oldu. Teknik resim dersini teyzesi Mihri Hanım'dan aldı. Daha sonra, ünlü ressamımız Namık İsmail'in özel öğrencisi oldu. Mütareke devrinde ise 16 yaşındayken Berlin'e gönderildi. Orada, imtihanla Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi ve tarihi tablolar ressamı Prof. Kamf Arthur'un talebesi oldu. Akademi Müdürü Prof. Kamf Arthur, Hale'de büyük istidat gördü ve onun eserlerini Berlin'deki ünlü sanat dergilerine verdi.
Hale Asaf'ın teyzesi ilk Türk kadın ressamı Mihri Hanım, sonraları Bursalı Selami Paşa'nın oğlu hariciye memurlarımızdan olan Müşfik Bey'le evlendiği için Mihri Müşfik adıyla da tanınmıştır. Ünlü ressam, İtalya'da olduğu gibi, Almanya'da ve Fransa'da büyük başarılar sağlamış, mütareke devrinde İstanbul'daki Güzel Sanatlar Akademisi'nin kız öğrencilerine resim dersleri vermiş, hayatının son yıllarını Amerika'da sefalet içinde tamamlamıştır. Mihri Hanım, 1885 yılında doğdu. Bembeyaz tenli, siyah saçlı, mavi gözleri ile etine dolgun, çekici ve değişik bir güzeldi. İlk kültürünü evlerine gelen özel öğretmenlerden aldı. Batılı kadınların hayatına özenen ve bunda bir Batılı kadın gibi başarılı olduğunu sanan kadınlar arasında, yerini buldu. Genç kızlık çağına geldiği zaman, Avrupa'dan İstanbul'a gelen operetçileri, müzisyenleri izler, o devirde Türk kızları için yadırganan biçimde dekolte giyinir ve alafranga hayata içten tutkusunu, her hareketi ile çapkın bir babanın güzel ve biraz da âşık ruhlu kızıydı. O da babası gibi, hayatını neşe ve zevk içinde geçirmeye meyilli ara, Müşfik Bey'le devam ettirdiği bohem hayatını, evlenmek suretiyle sürdürdü. Roma'da tabloları ile yaşantısı sırasında, belki de Danonçiyo'nun delaleti ile, Vatikan Müzesi'ne bir tablosu bile konuldu. Hatta, Papa'nın bir portresini yaptı. Papa , ilk defa bir kadın ressama poz veriyordu. Bütün bunlar, meşhur Danonçiyo'nun özel dostluğunun eseri idi. Mihri Hanım, aynı zamanda, bir salon kadınıydı. İttihat ve Terakki Partisi büyüklerinden çoğu ile dostluğu vardı. Hıristiyan kadınları gibi, erkeklerle içki masasına oturması garip karşılanmış ve İttihatçıların memleketten kaçmasından sonra, kendisi de Roma'ya, daha sonra paris'e giderek resim yapmakla yaşantısını sürdürmüştür. Onun Paris'teki atelyesi, 52 Bd. Montparnasse'de idi. Ancak Paris'teki hayatı, çok israflı gçmiş ve tablolarının geliri borçlarını kapatamadığından, sıkıntı çekmiştir. Hayatının son yıllarını Amerika'da geçirmiş, zengin kişilere, özel resim dersleri vererek ömrünü tamamlamış, çalışma gücünü kaybettikten sonra, sefalet içerisinde, sanat ve gerçek dünyamızdan Asaf'ın hocaları ve eserleri Hale Asaf, evinde, küçük yaşta resme başladı. İlk öğretmeni, kendisine İngilizce dersi veren bir matmazeldir. Hale daha sonra Dame ve Sion'da okudu. Fransızcayı bu okulda, evlerindeki Rum hizmetçilerden de, güzel konuşacak kadar Rumca öğrendi. Daha sonra teyzesi Mihri Hanım'ın yanına, annesi ve babası ile gittiğinde Roma'da uzun müddet resim çalışmaları yaptı ve bir İtalyan gibi İtalyan diline vakıf oldu. Hale, müterakenin ilk yıllarında, babası ile annesinin mali durumu müsait olduğu sırada, Almanya'ya resim tahsiline gönderildi. Orada da, Almancayı öğrendi. Hale'nin yabancı dilleri erken kapabilen bir kabiliyeti vardı. Resimde de öyle oldu. Teknik resim dersini teyzesi Mihri Hanım'dan aldı. Daha sonra, ünlü ressamımız Namık İsmail'in özel öğrencisi oldu. Mütareke devrinde ise 16 yaşındayken Berlin'e gönderildi. Orada, imtihanla Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi ve tarihi tablolar ressamı Prof. Kamf Arthur'un talebesi oldu. Akademi Müdürü Prof. Kamf Arthur, Hale'de büyük istidat gördü ve onun eserlerini Berlin'deki ünlü sanat dergilerine verdi. Biyografi Konusu Hale Asaf nereli hayatı kimdir.
1 HALE ASAF resimleri hale asaf hale asaf resimleri eserleri hakkında ın eserleri 1905 yılında İstanbul'da doğdu, 1938 yılında Paris'te öldü. Resim öğrenimine Almanya'da Berlin Akademisi'nde başladı. Sonra İstanbul'da İnas Sanayii Nefise Mektebinde Ömer Adil'in ve Feyhaman Duran'ın öğrencisi oldu. Maarif Vekaleti'nin bursuyla tekrar Almanya'ya gönderildi1924. Buradan Fransa'ya geçerek, Paris'te resim çalışmalarını sürdürdü. Seramikçi İsmail Hakkı Oygar ile evlendi. Paris'teki Grande Chaumiêre atölyesinde çalıştı. Matisse ve Dufy'den dersler aldı. Yurda dönüşünde ^^Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliğin^^nin çalışmalarına katıldı 1928. Bu topluluğunun Ankara 1928 ve İstanbul 1929 sergilerinde yer aldı. Bir süre sonra Bursa Kız Öğretmen Okulu'nda resim öğretmenliği yaptı. İstanbul'a döndü. Sonra da Paris'e giderek bu kente yerleşti1930. Bir yandan yakalandığı hastalıkla mücadele ederek resim çalışmalarını sürdürdü. İtalya'daki Faşist yönetimden kaçan yazar Antonio Ariante ile birlikte bir süre ^^Jeune Europa^^ galerisini yönetti. Hale Asaf'ın İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde bulunan resimleri dışındaki eserleri resim sanatında akonstrüktif üslup anlayışına uygun dramatik içerikler kazandırma yolunda olan bir ressamın, Hale Asaf olduğu söylenebilir. Sanatçının 21 portre gerçekleştirdiği ancak bunlardan 10'unun günümüze ulaştığı; 13 Bursa manzarasından 10'unun; 5 Paris manzarasından 1'inin ve 1 de genel manzaranın günümüze ulaştığı bilinmektedir. Sanatçının, 1931 yılı Moskovit Salonu Sergisi'nde ve Paris'teki sergilerinde natürmortlar sergilediği bilinmekle birlikte bunlardan 4 tanesine ulaşılabilmiştir. Sanatçının 1925 yılında gerçekleştirmiş olduğu bir baykuş resminin bugün Amerika'da bir özel koleksiyonda bulunmakta olduğu tespit edilmiştir. Sanatçının gerçekleştirmiş olduğu yüzlerce kroki desenden 12 tanesini sergilediği ve bunlardan 6 tanesinin günümüze ulaştığı sonucuna varılmıştır. Sanatçının 1 adet de kopya gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Tespit edilen 4 adet tablonun konularını belirleme çalışmaları ise, koleksiyonerlerin karşı çıkmaları nedeniyle sonuç vermemiştir. alıntı
hale asaf eserleri hakkında bilgi