🦁 Innallahe Ve Melaiketehu Cuma Namazi

202112-01Stockholm cuma namazi: Cuma namazi vakitleri ögle namazi vakti ile ayni zamanda girer. Stockholm bayram namazi: kurban bayrami namazi vakti - ramazan bayrami namazi vakitleri yaklasik günes dogduktan 45-50 dakika sonra (yani israk vaktinde) girer . ?sveç -. 5. abdestve camİ duÂlari. abdest dualari ezan duasi namazda okunacak dualar İstİhare namazi duasi cuma gÜnÜnde okunacak dua cuma namazindan sonra okunacak dua Prayer Times Today. Prayer Times Today in United States (null) United States are Fajar Prayer Time 03:45 AM, Dhuhur Prayer Time 01:16 PM, Asr Prayer Time 05:24 PM, Maghrib Prayer Time 08:54 PM & Isha Prayer Time 10:48 PM. Get the most accurate United States (null)Azan and Namaz times with both; weekly Salat timings and monthly Salah timetable. Hutbeokumak için minbere çıkış ve inişlerde, konuşma öncesi ve sonrasında okunacak dualar vardır. CUMA GÜNÜ CUMA HUTBESİNİ OKUMAK DİNLEMEK FARZ. BAYRAM HUTBELERİNİ OKUMAK DİNLEMEK SÜNNETTİR. CUMA NAMAZI FARZ. BAYRAM NAMAZLARI VACİPTİR. Cuma namazı Erkeklere FARZ, Bayram namazları erkeklere Vaciptir. Cumanamazı ilk sünneti kılındıktan Fatiha suresi okunur, sonra müezzin euzü besmele çekerek Ahzab suresi 56. ayetini okur ve ardından salavat getirir. "İnnellâhe ve melâiketehü yüsallûne ‘ale'n-Nebiy. Yâ eyyühe'l-lezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ." Anlamı: Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât 1Cuma ezanı okunduktan ve ezan duası yapıldıktan sonra,(mikrofonla veya yok ise mikrofonsuz) Salati sünnetil Cum'a,Allahümme Salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed Cuma Namazı Müezzinliği Nasıl Yapılır - IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası Salavatlar. "İnnAllâhe ve melâiketeHÛ yusallûne alenNebiyy yâ eyyühelleziyne âmenû, sallû aleyhi ve sellimû tesliymâ" (33.Ahzâb: 56) Anlamı: "Muhakkak ki Allâh ve melekleri, Nebi'ye salât eder Ey iman edenler, siz de O'na salât (yönelin) edin ve teslimiyet ile selâm verin!" Bilgi: Birde Kadir Gecesi öncesine rastlayan bir cuma günü cumadan önce yaptığı yarım saatlik vaazlarında bu konuya temas etmişti. Babam Cuma vaazı için mihrapta oturur, kürsüye çıkmazdı. Cuma namazına yarım saat kala sohbete başlardı. Sadece bayram vaazlarında tarihî ahşap kürsüye çıkardı. SALAVATVE AYNA NÖRONLAR. ” -Okunuşu: “İnnallahe ve melâiketehu yusallûne âlennebîy ya eyyühelleziyne âmenû, sallu aleyhi ve sellimu tesliyma.” (ayet) Anlamı: Muhakkak ki Allah ve melekleri, nebîsine çok salat ederler. Ey imân edenler, siz de O’na salat edip layıkiyle selam verin. “-Buyuruyor ki Rasûlullâh BhmBb. Mevlid Kandili namazı kaç rekattır ve saat kaçta nasıl niyet edilerek kılınır sorularılanın yanıtını haberimizde. Mevlit kandili bu sene 8 Kasım cuma günü ve mevlid kandili namazı da akşam namazını takiben kılınır. İşte mevlid kandili namazı kılınışı okunacak namaz duaları Abone ol Mevlid Kandili gecesinde 4 rekat Tesbih namazı kıldıktan sonra bol bol dua edilmesi öneriliyor. Peki Mevlid Kandili namazı kaç rekattır saat kaçta nasıl niyet edilerek kılınır? Sizler için Mevlid Kandili duası ile birlikte namazının kılınışını hazırladık. Mevlid 'doğum zamanı' demektir. Hz. Muhammed doğum günü olan Mevlid Kandili gecesinde dilekler geri çevrilmez. İbadetle geçirilmesi önerilen bu gecede bol bol dua edin. MEVLİD KANDİLİ NAMAZI KAÇ REKATTIR Mevlid kandili gecesinde 4 rekat tesbih namazı kılınması tavsiye ediliyor. Mevlit kandili tesbih namazı saat olarak akşam ya da yatsı namazından sonra kılınabilir. Peki 4 rekatlık tesbih namazının kılınışı nasıldır hangi dualar okunur ve nasıl niyet edilir? NASIL NİYET EDİLİR Mevlid Kandilinde kılınan tesbih namazına niyet edilirken şunlar söylenir; Yâ Rabbî, niyet eyledim rızâ-i şerîfin için tesbih namazına. Yâ Rabbî, bu gece teşrifleriyle âlemleri nûra garkettiğin sevgili habîbin, başimızın tâcı Resûl-i Zîşân Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem'in hürmetine ve bu geceki esrârın hürmetine ben âciz kulunu da afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Allâhü Ekber“. MEVLİD KANDİLİ TESBİH NAMAZI DUASI Mevlid Kandili gecesinde günahların affına vesîle olan tesbih namazı 4 rekat olarak kılınır. Kandil gecesi bu namazı kılabilmek için şu tesbihi ezbere bilmek gerekir. سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ "Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym" Tesbih namazında her rekatte okunan tesbih adedi 75'dir. Dört rek'atte 300 tesbih okunmuş olur. TESBİH NAMAZI NASIL KILINIR? AYRINTILI KILINIŞI "Allâhü Ekber" diyerek namaza başlanır. -"Sübhâneke..."'den sonra 15 kere, -Zamm-ı sureden sonra 10 kere, -Rükûda 10 kere, -Rükûdan doğrulunca 10 kere, -Secdede 10 kere, -Secdeden doğrulunca 10 kere, -İkinci secde de 10 kere, okunur. Böylece birinci rekat namaz kılınmış olur. Tesbih namazında ikinci rekata kalkılınca Fâtiha-i şerîfeden önce yine 15 kere, diğer yerlerde de, tarif edildiği gibi 10'ar kere okunarak 4 rek'at tamamlanır. Mevlid Kandili tesbih namazının diğer tarafları aynen diğer namazlarda olduğu gibidir. Fark sadece okunan tesbihlerdir. İkinci rekate oturulduğunda, "Et-tehiyyâtü..." den sonra, "Allâhümme salli..." ve "Allâhümme bârik...", üçüncü rekat için ayağa kalkıldığında da "Sübhâneke..." okunacaktır. HATM-İ ENBİYA NASIL YAPILIR? Mevlid Kandili için islam alimleri Hatm-i Enbiya yapılmasını öneriyorlar. Peki Hatm-i Enbiya nasıl yapılıyor? Hatm-i Enbiyâ yapmak için, önce 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 İhlâs-ı şerîf okunur. Sonra "Eûzu billâhis-semî'ıl-alîmi mineş-şeytânir-racîm. Rabbi eûzu bike min hemezâtiş-şeyâtıyn. Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn" Şu âyet-i celîle okunur ve buna göre hareket edilir -"Bismillâhir-rahmânir-rahîm. Yâ eyyühellezîne âmenusbirû ve sâbirû ve râbitû vettekullâhe lealleküm tüflihûn. Sadekallâhül-azıym" Bundan sonra şu sıraya göre hatme devam edilir "Bismillâhir-rahmânir-rahîm. İnnallâhe ve melâiketehû yüsallûne alen-nebiy. Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ. Sadekallâhül-azıym" 100 defa Salevât-ı şerîfe, 500 defa"Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lena ve terhamnâ lenekûnenne minel-hasirîn" 100 defa Salevât-ı şerîfe, 100 defa Salevât-ı şerîfe, 500 defa"Rabbi ennî messeniyed-durru ve ente erhamür-râhimîn" 100 defa Salevât-ı şerîfe, 100 defa Salevât-ı şerîfe, 500 defa"Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn" 100 defa Salevât-ı şerîfe, 100 defa Salevât-ı şerîfe, 500 defa "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym" 100 defa Salevât-ı şerîfe, okunur. Sonra duâ yapılır. MEVLİD KANDİLİ YUNUS PEYGAMBERİMİZİN DİLEK DUASI Mevlit Kandili gecesinde okunması önerilen Yunus Peygamberin ettiği bir dua vardır. Bu duayı Hz. Yunus balığın karnındayken yapmıştır. İslam alimleri bu duayı okuyarak her hangi bir dilekte bulunan müminin dileğini yüce Allah muhakkak yerine getirir diyorlar. Yunus Peygamber balığın karnındayken şu duayı okuyordu “Senden başka Allah yoktur. Allahım seni bütün noksanlıklardan uzak tutarım. Ben öz nefsime yazık edenlerden oldum.” AKŞAM NAMAZINI KILIP FATİHA'DAN SONRA BU DUAYI OKUYUN Mevlid Kandili'nde kimin bir dileği varsa akşam namazını kılıp yerinden kalkmadan 40 kere Fatiha süresini okuyup ardından şu duayı etsin; -“Allah’ım ! Senin ilmin benim isteğime yeterlidir. Fatiha hürmetine dileklerimi ihsan eyle. Senin keremin bana kafidir. Kereminle muamele eyle. Fatiha hürmetine gönlümde olanı meydana getir Allah’ım!” Bu duadan sonra kişi dileğini yaradan da isteyebilir. MEVLİT KANDİLİ OKUNACAK DUALARI - DİYANET'İN DUASI Mevlid Kandilini bol bol dua ile geçirmeniz tavsiye ediliyor. Mevlid Kandili gecesinde Diyanet'in duasını Türkçe olarak da okuyabilirsiniz. Elhamdülillahi Rabbil Alemin… Ey mahlûkatı yoktan vâreden, hata ve kusurlarımıza bakmaksızın biz kullarına mağfiret kapısını açan, zayıfların yardımcısı, günahların bağışlayıcısı, âlemlerin tek sahibi olan Yüce Allah! Bizleri en güzel biçimde yarattın, sayısız nimetlerinin içerisinde bulunuyoruz. Bu nimetlerin en büyüğü, bize ihsan ettiğin İslam, iman ve Kur’an’dır. Bizleri ebediyen bu lütuftan ayırma ya Rabbi! Sana sonsuz şükürler olsun Ya Rab! Sen bütün mahlûkata merhametli, bilhassa mü’minlere lütufkârsın. İnanmış insanlar olarak bizler de Senin huzuruna geldik, sana yönelip ellerimizi açtık, yalvarıyoruz, dualarımızı kabul eyleyip bizleri huzurundan boş çevirme ya Rabbi! Kıyamet gününün tek sahibi Sensin. Bize orada lütfunla, merhametinle, ebedi saadetin ve cennetinle ikram eyle ya Rabbi! Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizlere ilahi rahmet hazinenden bol bol yardım ihsan eyleyip bizleri ibadetin, itaatin hayırlı ve nurlu yolundan ayırma ya Rabbi! İman ve hidayet üzere devamlı olmayı, müttakîlerin yolundan gitmeyi, şu kısacık dünya hayatımızı iffetimiz, şerefimiz ve haysiyetimizle geçirmeyi nasib eyle ya Rabbi! Ey Yüceler Yücesi Allahımız! Alemlere rahmet olarak gönderdiğin sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sav’in Senin Yüce Zâtından istediği bütün hayırlı ve güzel şeyleri biz de Senden istiyoruz. O’nun sığındığı her türlü kötülükten biz de Sana sığınıyoruz. Hz. Muhammed Mustafa hürmetine ibadetlerimizi, dualarımızı, hayır ve hasenâtımızı kabul eyle ya Rabbi! Bizleri bağışla, imanda, İslam’da, ibadette, hayır ve hasenâtta dâim kıl! Bizleri ilâhi rahmetine erişen, iki cihan saadetine kavuşan kullarından eyle ya Rabbi! Ya Rabbi! İlahi rahmetine sağındık, merhametine güvendik, bize acırsın, bizi affedersin diye ellerimizi açıp huzuruna geldik. Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bağışlamayı seversin. Bizleri huzurundan boş çevirme ya Rabbi! Senden geldik Sana döneceğiz. Senin rızanı ve hoşnutluğunu arıyoruz. Senden, lütfunla cennetini, dünya ve ahiret saadetini, Sevgili Peygamberimizin şefaatini istiyoruz. İhsan eyle ya Rabbi! Ya ilahel âlemin! Milletimizin geleceğinin teminatı olan ve her şeyimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı, gençlerimizi, İslam inancı, Allah ve insan sevgisiyle, İslam’ın ruhuna uygun, Türklüğün asaletine yakışır bir şekilde yetiştirebilmeyi bizlere nasib eyle! Onları vatan ve milletimiz için; ana-babaları ve tüm insanlık için hayırlı eyle, Senin rızana giden yoldan ayırma ya Rabbi! Bilhassa tahsil çağındaki yavrularımızın akıllarını ilimler, fikirlerini iyilik ve güzelliklerle doldurup el ele, gönül gönüle, birlik ve beraberlik içerisinde kardeşçe yaşamayı nasib eyle Ya Rab! Milletimizi bölmek, devletimizi yıkmak, cennet vatanımızı parçalamak isteyen iç ve dış düşmanlarımıza fırsat verme, güzel yurdumuzu bölücü, yıkıcı, bizi birbirimizden soğutucu akımlardan Sen koru, huzur ve barış içinde yaşamayı nasib eyle ya Rabbi! Ülkemizi savaşlardan, sel, yangın, deprem, kıtlık ve her türlü afetten muhafaza eyle. Ulusumuza esenlik, milletimize birlik ve beraberlik, ülkemize de dirlik düzenlik ihsan eyle ya Rabbi! Topraklarımızı bereketli kıl. Mahsulümüzü bol eyle. Cümlemizi bol ve helal rızıklarla rızıklandır. Dünya ve ahretle ilgili bütün hayırlı isteklerimize bizleri nâil eyle ya Rabbi! Ya Rabbel alemin! Mevlid Kandili münasebetiyle okunan Kur’an-ı Kerim’i, Mevlidi Şerif’i, ilahileri ve getirilen salât-ü selâmı Yüce katında kabul eyle ya Rabbi! Hâsıl olan ecir ve sevabı öncelikle sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın temiz ruhuna hediye eyledik vâsıl eyle ya Rab! Diğer peygamberlerin, ashabı kirâm’ın, ehli beytin, âlimlerin, hayır hasenât sahiplerinin, ülkemizin, milletimizin, İslam dünyasının ve bütün insanlığın hizmetine iyi işler yapanların ruhlarına bağışladık, Sen ulaştır ya Rabbi! Dünyayı Allah Allah sesleriyle titreten, gönülleri din, iman, vatan, millet ve mukaddesât sevgisiyle dolu olarak Yüce katına varan; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kore’de, Kıbrıs’ta ve yurdumuzun çeşitli bölgelerinde şehit düşen ve asîl kanlarıyla Cennet vatanımızı sulayan azîz şehitlerimizin; isimleri tarihe mâl olmuş atalarımızın; Gâzi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının ruhlarına hediye eyledik. Sen ulaştır ya Rabbi! Yurdunu, mukaddesatını, canından aziz bilip görevi başında şehit olan ordu mensuplarımızın, emniyet ve güvenlik kuvvetlerimizin ruhlarına hediye eyledik vâsıl eyle ya Rabbi! Şu anda gerek camimizde gerekse radyoları ve televizyonları başında olan din kardeşlerimizin bilcümle geçmişlerinin ruhlarına hediye eyledik haberdar eyle ya Rabbi! Yâ ilâhel âlemin! Dünyada kimsesi kalmamış, isimleri unutulmuş, Hz. Âdem’den bu güne gelinceye kadar iman ile ahrete göçen ve bizlerden hayır bekleyenlerin cümlesinin ruhlarına hediye eyledik vâsıl eyle ya Rabbi! Son nefesimizde kelime-i şehadet ki buyurun “Eşhedü en lâ ilahe illallah, ruhumuzu teslim etmeyi bizleri bizleri nasib ya Rabbi! Bize iyinin, doğrunun ve güzelin yolunu göster ya Rabbi! Gazabından hoşnutluğuna, cezandan affına, doymak bilmeyen nefsimizin kötü arzularından ve şeytanın şerrinden sana sığınıyoruz, dualarımızı kabul eyle ya Rabbi! Bizleri vatansız, gönüllerimizi imansız, minarelerimizi ezansız bırakma ya Rabbi! Devlet adamlarımızı, milletimiz, ülkemiz, mukaddesatımız hizmetinde hayırlı işler yapabilmeye muvaffak eyle ya Rabbi! Kahraman ordumuzu denizde, havada, karada daima mensuru muzaffer eyle. Bizleri din, vatan, millet ve bayrak sevgisinden ayırma ya Rabbi! Mübarek Mevlid Kandilinin ülkemiz, milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyoruz, kabul eyle ya Rabbi! Sübhâne Rabbike Rabbil izzeti ammâ yasıfûn. Ve selâmün alel mürselîn, velhamdü lillahi Rabbil âlemîn El Fatiha. İslam alemi için cuma günü büyük önem taşıyor ve her hafta sabırsızlıkla bekleniyor. Cuma namazına gidecek olan Müslümanlar, Cuma namazıyla ilgili sorulara yanıt arıyor. İslamiyette cuma günleri vatandaşlar cuma namazını eda etmek için cami ve mescitlere akın ediyor. Cuma namazı kılacak vatandaşlar, " Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? " şeklindeki soruların cevabını arıyor. İşte, Cuma namazı kılınışı... CUMA NAMAZI NASIL KILINIR? Öncelikle "Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının 2 rekat farzını kılmaya. Uydum hazır olan imama." diye niyet ederiz. Daha sonra "Allahu Ekber" diyerek Tekbir getiririz ve namaza sonra elleri bağlarız ve sessizce Sübhaneke okuruz. Sübhaneke'den sonra bir şey okumayız ve imamı dinleriz. İmam sureleri bitirdikten sonra "Allahu Ekber" diyerek rükuya 3 kere "Sübhane Rabbiye'l-Azim" der ve doğruluruz. Doğrulurken "Semi Allahu li-men hamideh", tam doğrulunca ise "Rabbena leke'l hamd" deriz. Daha sonra "Allahu Ekber" diyerek secdeye gideriz. Secdede 3 kere "Sübhane rabbiyel-a 'ala" deriz. "Allahu Ekber" diyerek dizlerimizin üzerinde otururuz. Tekrar "Allahu Ekber" dedikten sonra yine secdeye gideriz ve 3 kere "Sübhane rabbiyel-a 'la" deriz. "Allahu Ekber" diyerek secdeden ayağa kalkarız ve ikinci rekata başlarız. Ayağa kalktıktan sonra ellerimizi bağlarız ve hiçbir şey okumadan imamı sureleri bitirdikten sonra "Allahu Ekber" diyerek rükûya gideriz. Rüku'da 3 kere "Sübhane Rabbiye'l-Azim" der ve doğruluruz. Doğrulurken "Semi Allahu li-men hamideh", tam doğrulunca ise "Rabbena leke'l hamd" deriz. Daha sonra "Allahu Ekber" diyerek secdeye gideriz. Secdede 3 kere "Sübhane rabbiyel-a 'ala" deriz. "Allahu Ekber" diyerek dizlerimizin üzerinde otururuz. Tekrar "Allahu Ekber" dedikten sonra yine secdeye gideriz ve 3 kere "Sübhane rabbiyel-a 'la" kalkarken "Allahu Ekber" diyerek Tahiyyata otururuz ve Ettehiyyatü, Allahumme Salli, Allahumme Barik ve Rabbena dualarını okuruz. Dualar bittikten sonra imamla birlikte önce yüzümüzü sağa çevirir "Es selamu aleyküm ve rahmet'ullah" der selam veririz. Aynı şekilde sola da selam verdikten sonra Cuma namazının farzı tamamlanmış olur. CUMA NAMAZI KAÇ REKAT? Cuma namazı; 4 rekat sünneti, 2 rekat farz ve 4 rekat da son sünnet olmak üzere 10 rekattır. Cuma günü camide kılınır ve farz olan bir namazdır. Cuma günleri müminlerin bayramı olarak sayılmaktadır ve erkeklere farz olarak kılınmıştır. CUMA NAMAZININ HÜKMÜ NEDİR? Cuma namazı farz-ı ayındır. Farz oluşu Kur'an-ı Kerim, Sünnet ve İcma ile sabittir. Yüce Allah, "Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında, alışverişi bırakıp hemen Allah'ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz." Cum'a, 62/9-10 buyurmaktadır. Hz. Peygamber de, "Cuma namazına gitmek, ergenlik çağına ulaşmış her müslüman erkeğe farzdır." Ebû Dâvûd, Tahâret, 130; Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, III, 245-246 buyurmuştur. Cuma namazı, Hz. Peygamber döneminden günümüze kadar kılınagelmiş ve bunun farz olduğu konusunda herhangi bir farklı görüş ortaya çıkmamıştır. ” -Okunuşu “İnnallahe ve melâiketehu yusallûne âlennebîy ya eyyühelleziyne âmenû, sallu aleyhi ve sellimu tesliyma.” ayet Anlamı Muhakkak ki Allah ve melekleri, nebîsine çok salat ederler… Ey imân edenler, siz de O’na salat edip layıkiyle selam verin… “-Buyuruyor ki Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem “İNSANLARA ŞÜKRETMEYEN HAK’KA ŞÜKRETMİŞ OLMAZ” Allah, mutlak gerçeği bize göstermek ve idrâk ettirmek için Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem ile bize ihsanda bulunduğuna göre; Rasûl-u Ekrem’e şükür Allah’a şükür olacaktır!.. “Her DUA semâya yükselmekte güçsüzdür; bana salat edince gücüne kavuşur, yükselir icabet makamına” “Kim bana bir kere salât ederse, Allah ona on kere salât eder; onun on günahını siler; onu on derece yükseltir…” “Hangi topluluk bir yerde oturur da, Allah’ı zikretmeden, bana salât getirmeden oradan kalkıp giderlerse, üstlerine Allah’tan hasret siner!..” “Her biriniz Allah’tan bir dilekte bulunmak istediği zaman, evvelâ O’na şanına yakışır şekilde hamd etsin, sonra Rasûlüne salât etsin, ondan sonra duâsını yapsın. Bu amacına ulaşmak için daha elverişlidir…” “Kim kabrimin yanında bana salât ederse,ben onun sesini işitirim. Kim uzaktayken benim üzerime salât getirirse,o bana ulaştırılır…” “DUA eden kimse, Nebilere ve Rasûllere salat etmedikçe,duâsı perdelidir.” Sahabeden bir zât, Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem ile şöyle konuştu • Yâ Rasûlallâh, ben senin üzerine çokça salâvat getiriyorum… Buna zamanımın ne kadarını ayırayım?.. • Dilediğin kadarını!.. • Dörtte biri nasıl?.. • Dilediğin kadarını yap… Artırırsan senin için daha hayırlıdır!.. • Üçte biri nasıl?.. • Dilediğin kadar yap… Artırrırsan senin için daha hayırlı olur!.. • Yarısını ayırsam zamanımın?.. • Dilediğin kadar yap… Artırırsan senin için daha hayırlı olur… • Ya zamanımın hepsini ayırırsam salâvata?.. • Bu takdirde yeter, günâhların bağışlanır!..” “SALÂVAT VE AYNA NÖRONLAR” “- Beyinler çeşitli frekanslara açık alıcı-vericilerdir, tıpkı çeşitli frekanslara açık radyo alıcıları gibi… Dolayısıyla o beynin alıcı frekanslarına uygun dalga yayan, hiç tanımadığı kişilerden gelen dalgaları da alırlar farkında bile olmadan… Sonra da “Aklıma geliverdi” derler! Nereden?! “Üzüm üzüme baka baka kararır”! Evet, beraber olduğunuz kişilerin veya içinde bulunduğunuz toplumu oluşturan beyinlerin yaydıkları “dalga”lar sizin beyninizde akis bulur ve o yönde programlanmaya tâbi tutulursunuz. İyi veya kötü… Toplumsal cinnet veya toplumsal huzur nasıl oluşuyor sanıyorsunuz? Bu olayda olduğu gibi beyin ayrıca yöneldiği kişiyle de iletişime girebilir. “Telepati” de derler bunun bir türüne… Evet, bir diğer deyişle, yöneldiğiniz yapı tarafından beyniniz yönlendirilir; siz hiç farkında olmadan. İşte beyindeki bu özellik dolayısıyla… Rasûlullah, kendisine inananlara çokça “salâvat” getirmelerini tavsiye etmiştir. “Kesinlikledir ki Allah ve melekî kuvveleri Nebi’sine yönlenmektedir. Ey iman edenler, siz de O’na yönlenin ve teslim olun, selâmet bulun” uyarısı işte buna işaret eder. “Allah ismiyle işaret edilen, tüm varlığı yaratan hakikatin “nokta”sındaki varlığı; ve O’nun isimlerinin özelliklerinin açığa çıkışı olan melekî kuvveler, “Nübüvvet” dediğimiz sistemin gerçeklerini, “Sünnetullah”ı okuma hâline yönlendirir O’nu… Siz de O’na yönlenerek, O’ndan yayılan bu frekansı alıp, “ayna nöron”larınızın bu “dalga”ları gelen yayını değerlendirmesi sûretiyle selâmete erin” denmektedir belki de Kurân-ı Kerîm’deki bu âyette! özden gelen bilginin bilinçte açığa çıkması için oluşan işlev=yusallune İşte bu yüzdendir ki, kişi, Rasûlullah aleyhisselâm’a ne kadar çok yönelir ve O’nu ne kadar çok anarsa, O’na salâvat getirirse, o nispette O’nun ruhuyla, bilinciyle bağlantı kurup, o yayın kanalından kendisine bilgi akmaya başlar; kapasitesi kadarıyla da bu gelen bilgiyi değerlendirir. Hazreti Muhammed Mustafa aleyhisselâm’dan gelen “bilgi” ile “Sünnetullah”ı daha iyi fark ederek sistemin gerçeklerini idrak etmeye başlar ve yaşamına bu gerçeklere göre yön verir. Bu da geleceğinin selâmet olmasını sağlar. Esasen bu olay, sadece O’na mahsus bir olay değildir; bu bir sistemdir! Bir tür mekanizmadır! Beynin sayısız işlevlerinden biridir. Anlayışı sınırlı insanların oluşturduğu, gök tanrılı gökten inme din anlayışından korunabileyim!.. “Allah” adıyla işaret edileni daha iyi tanıyabileyim… Zira, tanrılık kavramından münezzeh “Allah” adıyla işaret edilenin “Zât”ını kavramak imkânsızdır! O, ancak açığa çıkarttıkları kadarıyla seyredilebilir…” – Üstad tarafından tavsiye edilen SALAVAT ŞERİF’lerden bazıları… “-Okunuşu Allahümme salli alâ seyyidina ve mevlâna Muhammed’in şeceretil aslin nuraniyyeti ve lem’âtil kabzatir rahmaniyyeti ve efdalil haliykatil insaniyyeti ve eşrefis suveril cismaniyyeti ve menbâil esrâril ilâhiyeti ve hazainil ulûmil ıstıfaiyyeti, sahibil kabdatil asliyyeti ver rütbetil âliyyeti, vel behcetis seniyyeti men in derecat; en nebiyyûne tahte livâihi fehüm minhü ve ileyhi ve salli ve sellim aleyhi ve alâ âlihi vesahbihi adede mâ halakte ve razakte ve emette ve ahyeyte ilâ yevmin teb’asu men efneyte ve salli ve sellim aleyhi ve aleyhim tesliymen kesiyra. Bilgi Zamanının en önde gelen Evliyâullahından olan Seyyid Ahmed Bedevî Hazretlerinin tertiplemiş olduğu bu Salâvatı Şerîfenin şöyle bir olayı vardır… Bir zâtı muhterem, Efendimiz’e salâvatları ihtivâ eden “Delâili Hayrât” nam kitabı tam ondört kere okumuş, bir gün içinde… Ve o huzûr veren yorgunluk ile uykuya dalmış!.. Rüyasında Efendimiz Aleyhi’s-Selâm’ı görmüş ve kendisine şöyle denilmiş “- Ondört kere Delâili okuyacağına bir kere bu salâvatı okusaydın,sana kâfi gelirdi!..” Düşünün Delâili Hayrat kitabı yüzlerce salâvatı şerifeyi ihtiva eden bir salâvat kolleksiyonudur!.. Ve çok değerli bir eserdir… Böyle bir kolleksiyonu on dört kere okumaktan daha değerli olarak anlaşılıyor bu salâvat… Hiç olmazsa günde bir kere okusak! Okunuşu Cezallâhu anna seyyidenâ Muhammeden ma huve ehluh Anlamı Allah’ım Efendimiz Muhammed’e lâyık olduğu şekilde ihsanda bulun bizim tarafımızdan, biz onu değerlendirmekten âciziz… Bilgi Bu salâvatı bize öğreten Bizâtihi Hazret-i Rasûl Aleyhi’s-selâm… Hadîs-î şerîfte buyuruyor ki “Her kim bu şekilde derse, yetmiş melek,bin sabah ona ecir yazar” Okunuşu Allahümme salli alâ men ruhuhu mihrabül ervahi vel melâiketi vel kevni; Allahümme salli alâ men huve imamul enbiyâi vel mürseliyn; Allahumme salli alâ men huve imamu ehlil Cenneti ibâdillahil mü’miniyn. Anlamı Bütün rûhların, melâikenin ve varolanların mihrabı olan o yüce rûha salat eyle Allah’ım; bütün Nebilerin ve Rasûllerin imamı olan o zâta salât eyle Allah’ım; Allahın kulu bütün Cennet ehlinin önderi olan zâta salât eyle Allah’ım… Bilgi Bundan üç yüz sene evvel zamanın “GAVS”ı olan Seyyid Abdülaziz Ed Debbağ, bu manevi görevi dolayısıyla ,bütün “DİVAN” toplantılarına da katılırdı. İşte bu toplantılardan birinde , Rasûlullah Salla’llâhu aleyhi ve Sellem’in kızı olan Hazret-i Fâtıma Radı’yallâhu Anha ile arasında cereyân eden olayı şöyle anlatıyor “DİVAN” toplantılarından birindeydik…Ben,Rasûlullâh Efendimiz’in sağında oturuyordum diğer arkadaşlarla beraber… Karşı tarafta da bazı kadın evliyâlar ile diğer mânâ büyükleri oturuyordu… Derken Hazret-i Fâtıma geldi ve onların önüne oturarak , cennet lisanı ile şu salâvatı şerîfeyi okudu… Cennet lisanından her bir kelime veya cümle bir harf ile ifade edeilir…Kur’ân-i Kerîm’in bazı sûre başlarında yer alan Elif, lâm, mim, nun, ra, ta, ha, gibi harfler dahi bu cennet lisânındandır. Bu şekilde okunan bu salâvatı dinledikten sonra,yanına gidip sordum Hazret-i Fâtıma’ya… – Nedir bu salâvatın ecri ya Fâtıma?.. Cevap verdi • Herkim bu salâvata devam ederse, onun hakkını ödemeye yeryüzündeki bütün ağaçlar, yapraklar, taşlar ve molozlar mücevher olsa,genede yetmez!.. Bu kadar büyük ecri olacağına inanamadım!.. Hemen Rasûlullâh Salla’llahu Aleyhi ve sellem’in yanına gittim ve sordum , buyurdu ki • Fâtıma söylemiş ya, daha ne istiyorsun!.. Aynen O’nun dediği gibi!.. Bunun üzerine ilk işim, bu salâvatı şerifeyi Arapçaya çevirmek oldu. İşte size yukarıda nakletmiş olduğum salâvat, böyle bir toplulukta, böyle bir zevat arasında tesbit olmuştur… artık siz bu salâvatı nasıl arzu ederseniz öyle değerlendirin… Hiç olmazsa günde yüz defa okumaya çalışalım. Okunuşu Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin bahri envarike ve ma’deni esrârike, ve lisâni hüccetike ve arûsi memleketike ve imamı hazretike ve tırazi mülkike ve hazâini rahmetike ve tariyki şeriâtikel mütelezzizi bitevhidike insani aynil vücûdi ves sebebi fiy külli mevcûdin ayni â’yâni halkıkel mütekaddimi min nuri zıyâike; salâten tedûmu bidevamike ve tebkâ bibekâike, lâ münteha lehâ dûne ilmike, salâten turdıyke ve turdiyhi ve terda biha anna yâ Rabbel âlemiyn. Bilgi Ruhâniyet kazanmak isteyenlere bu salâvat ehemniyetle tavsiye ederiz. Zirâ, bu salâvatı şerîfeye Batın âleminin sultanı Hazret-i Âli efendimiz devam ediyordu ve değerinin yetmiş bin salâvata denk olduğunu kendileri söylemişlerdi… İlim, hikmet şehrinin kapısı olarak tavsif edilen Zâtın devam etmekte olduğu salâvatın değerini ne kadar idrak edebiliriz, bilmiyorum…” “Allahümme salli ala ruhı seyyidina muhammedin fil ervahı. Allahümme salli ala cesedi seyyidina muhammedin fil ecsadi. Allahümme salli ala kabri seyyidina muhammedin filkuburi. Allahümme belliğ ruha seyyidina Muhammedin minniy tahiyyeten ve teslimen”. Anlamını da yazalım “Allahım, ruhlar içinde Efendimiz Muhammed’in ruhuna salat eyle… Allahım, cesedler içinde Efendimiz Muhammed’in cesedine salat eyle… Allahım, kabirler içinde Efendimiz Muhammed’in kabrine salat eyle… Allahım, Efendimiz Muhammed’in ruhuna benden bir tahiyye ve teslim Selam ve teslimiyetimi ulaştır…” Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya’da ilk kıldırdığı namazda neler yaşandı? Ayasofya’da ilk Cuma namazı ve yaşananlar...1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethettiğinde tam 916 yıl boyunca kilise olarak kullanılmış olan Ayasofya, tarihi boyunca hiç görmediği bir özenle kılıç hakkı olarak Osmanlı Devleti’nin en gözde mâbedi olmuş ve 1934 yılına kadar câmi olarak hizmet vermiştir. Peygamber Efendimiz’in “İstanbul elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir!”[1] hadîs-i şerîfindeki müjdeye nâil olan Fatih Sultan Mehmet Han, şehri fethettiğinde kendisine ganimet payı olarak sadece Ayasofya’yı almış ve kılınan ilk Cuma namazı ile Sultan tarafından vakfedilerek câmiye çevrilmiştir. 29 Mayıs 1453’te sabaha karşı kutlu fetih gerçekleşmiş, şehirde sükûnet sağlanınca Fatih Sultan Mehmet Han şehre girmişti. Hristiyan inancının doğudaki merkezi durumunda olan Ayasofya’nın bulunduğu mevkie geldiğinde Sultan Hazretleri, Ayasofya’yı görünce çok etkilenmiş, hattâ kubbelerine kadar çıkarak hem Ayasofya’yı hem de şehri incelemiş ve hemen yanında bulunan birisine ezan okumasını söyleyerek burada şükür namazı kılmıştı. Devrin tarihçisi Tursun Bey’in anlattığına göre, Fatih Sultan Mehmet Han, Ayasofya’nın ve çevresinin harap hâlinden dolayı çok üzülmüş ve “Örümcek Kisrâ’nın penceresinde perdedarlık yapıyor. Baykuş Efrasyab’ın kalesinde nevbet vuruyor.” şeklinde bir beyit okumuştur. Salı günü fethedilen İstanbul’da ilk Cuma namazını Ayasofya’da kılmayı murâd eden Sultan, orduda bulunan usta ve mîmarlara tâlimat vermiş, onlar da gecelerini gündüzlerine katarak bu kısa sürede tahtadan minare yapmışlardı. Câmide bulunan, kilise dönemine ait tasvirler kapatılmış, heykel ve putlar kaldırılmıştı. AYASOFYA’DA İLK CUMA NAMAZI Rivayete göre Sultan Fâtih; emîrleri, mücahitleri, gazileri ile beraber büyük bir alay ve erkânla gelip içeri adımını atar atmaz mâbedin içinde ilâhî bir gulgule yükseldi; hâfızlar okumaya, müezzinler salâlara, ezanlara başladılar. Cemaat bir ağızdan tekbir alıyor ve kubbe aks-i sadâlarla uğulduyordu. Nice dem bu lâhûtî avaz sürüp gittikten sonra müezzinler, “İnnallâhe ve melâiketehû…” el-Ahzâb, 56 âyetini yanık seslerle okumaya başlayınca, hutbeyi îrâd etmek için Akşemseddin Hazretleri minbere çıkmıştı. Sonrasında Fatih Sultan Mehmet Han, ilk Cuma namazını kıldırmıştı. Şöyle rivayet edilir “Fatih Sultan Mehmet Han imamlığa geçtikten sonra namaza başlamak için tekbir getirmiş, ama hemen sonrasında sağına ve soluna selâm vererek namazını bozmuştur. Sonra tekrar tekbir getirmiş ve tekrar sağa-sola selâm vererek namazını bozmuştur. Üçüncüsünde de tekrar tekbir getirdikten sonra ellerini bağlamış ve ilk Cuma namazını kıldırmaya başlamıştır. Namaz kılındıktan sonra Fâtih Sultan Mehmet’e namazı neden iki kere bozduğunu sorduklarında -İstedim ki namaz sırasında bana ve bütün cemaate Kâbe görünsün, yani biz Kâbe’nin önünde namaz kılalım. Bu niyetle birinci tekbiri getirdim, fakat Kâbe görünmedi. İkincisinde de tekbir getirdim Kâbe görünmedi. Fakat üçüncüsünde tekbir getirdim ve Kâbe gözümün önünde belirdi.» demiştir.” Bu durum Akşemseddin Hazretleri’ne sorulduğunda şöyle anlatmıştır “-Padişahımız üç defa tekbir getirdi. Birinci tekbirde baktım ki, Ayasofya’nın yönü kıbleye bakmıyor. İçimden, İnşâallâh bir yanlış yapmayız.» dedim. İkinci kez tekbir getirdi, tekrar namazı bozdu, namazı bozduğu için sevindim. Üçüncü tekbirde yine içimden, İnşâallâh namazını bozar.» dedim. Fakat o an bana mânevî âlemde cemaatin en arka safı gösterildi. En arka safta, bir kişilik yerin eksik olduğunu gördüm. Bir an baktım ki, Hızır -aleyhisselâm- o bir kişilik yere doğru saf tutmak için gelirken terler direğe parmağını soktu ve Ayasofya’nın yönünü kıbleye doğru çevirdi. Ondan sonra da bir kişilik yerin eksik olduğu o safa geçti ve namaza durdu. Böylece Padişah üçüncü kez tekbir getirdikten sonra Kâbe’yi tam karşısında gördü, bir daha selâm vermedi.” Gerçekten böyle bir hâdise olmuş mudur, yoksa oraya duyulan muhabbet sebebiyle böyle bir menkıbe dilden dile mi düşmüştür, bilinmez. Ancak o mesut günleri tahayyül etmek bile insana huzur verirken şu anki hâli yaşamak, gönlümüze ızdıraptan başka bir şey bırakmıyor. Gönlümüzdeki Ayasofya yarası hiçbir zaman kabuk bağlamadı, bağlamayacak... Murâdımız odur ki, bu güzîde mekânda iki rekât dahî olsa namaz kılmak, cennetmekân ecdâdın başlarını secdeye koyduğu yere ayakkabı ile basmamak… Ayasofya’nın açılması; bu necip milletin, tâbir-i câizse, üstündeki külleri savurmasının, yeniden dirilmesinin sembolü olacaktır. ÜSTAD NECİP FAZIL’IN AYASOFYA HİTABESİ Üstad Necip Fâzıl’ın şu sözleri, bu umudumuzu taze tutmamıza yetiyor “Gençler! Bugün mü, yarın mı, bilemem! Ayasofya açılacak… Hem de öylesine açılacak ki kaybedilen bütün mânâlar, zincire vurulmuş mâsumlar gibi onun içinden fırlayacak! Öylesine açılacak ki, bu millete iyilik ve kötülük etmişlerin dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek… Ayasofya açılacak! Bütün değer ölçülerini, tarih hükümlerini, dünyalar arası mahsup sırlarını, her iş ve her şey hakkındaki gerçek miyarları çerçeveleyici bir kitap gibi açılacak… Ayasofya’yı, artık önüne geçilmez bu sel açacak… Bekleyin gençler! Biraz daha rahmet yağsın… Sel yakındır.” FATİH SULTAN MEHMET’İN AYASOFYA VASİYETİ Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri’nin Ayasofya vakfiyesi ile ilgili, kırık dökük çevirebildiğimiz şu yazılı beyânı oldukça mânidardır “Her kim, doğru olmayan bozuk bahaneler, hurâfe ve gıybetten öteye geçmeyen bâtıl gerekçelerle bu câminin Ayasofya’nın kanun ve kâidelerinden birini kötü amaçlı değiştirirse, caminin değişimi ve iptali için gayret gösterirse, caminin ortadan kalkmasına veya maksadından ve gayesinden başka maksatlı bir müesseseye çevrilmesine kast ederse, câminin temel hayır müesseselerinin birinden taviz verirse ve câminin bölümlerinden birine itiraz ederse veya bu mânâda yapılacak değişiklik veya itirazlara yardımcı olur ya da yol gösterirse veya şerefli İslâm Şerîati’ne aykırı olarak câmide kötü işler yapmaya niyetli ise, meselâ şerîate aykırı hüküm, emir yazısı yazarsa veya tevliyet hakkı resmî yahut takrir hakkı resmî ve benzeri bir şey isterse, kısaca bâtıl düşüncelerinden birini işler veya bu tür düşünceleri tamamen geçersiz olan yazılı kayıtlara ve defterlere kaydeder ve bu tür haksız işlemlerini yalanlar yumağı olan hesaplarına katarsa, açıkça büyük bir haramı işlemiş olur, cezayı gerektiren bir fiili gerçekleştirmiş olur. Allâh’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerlerine olsun. Sonsuza kadar Cehennem’de kalsınlar, onların azapları aslâ hafifletilmesin, dünyada ve âhirette onlara hiçbir zaman merhamet olunmasın. Kim bunları duyup gördükten sonra değiştirirse, vebâli ve günahı bunu değiştirenlerin üzerine olsun! Hiç şüphe yok ki Allah, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.” Dipnot [1] Ahmed, bin Hanbel, Müsned, IV, 335; Hâkim, Müstedrek, IV, 468/8300. Kaynak Merve Güleç, Şebnem Dergisi, Sayı 183 İslam ve İhsan

innallahe ve melaiketehu cuma namazi